Erbakan Hoca ömrünü faizin zararlarını anlatarak geçirdi. Hiçbir iş yapmadan, üretime katkı sağlamadan para sahiplerinin oturdukları yerden para kazanmaları anlamına gelen faiz, bir yandan üretim maliyetini artırdığı için sonunda tüketiciden çıkıyor, öbür yandan küresel sermaye sahipleri dünyanın her köşesini Amerikadan yönetme imkanı buluyorlar... Çünkü, verdikleri borç karşılığı ülkeleri kendilerine bağımlı hale getiriyorlar. Sonuçta gelişmekte olan ülkeler tamamen küresel sermayenin emrine ve hizmetine giriyor, ülke zenginlikleri elden çıkmaya başlıyor. IMF ve Dünya Bankası gibi küresel sermayenin tahsildarı kuruluşlar ülkelerin bağımsızlığına el koymuş oluyorlar. Bir diğer ifade ile bu kuruluşlar küresel sermayenin çıkarlarını gözetmek için kurulmuşlar.

Bu bakımdan Erbakan Hoca 40 yıl boyunca bir yandan ülke ekonomisini bu faiz belasından kurtarmak için mücadele ederken, öbür yandan da IMFprogramları ile ülkemizin kalkınmasının mümkün olmayacağını, bu programla lider ülke değil, bağımlı hale gelineceğini tekrarlayıp durdu. Ekonominin kanser mikrobu demek olan bu iki hususta uyarı görevini yaptı. Ne var ki, yıllar yılı Erbakan Hocanın dizi dibinde yetişmiş olanlar kulaklarına kimler tarafından fısıldanmışsa bir reel politika sloganının peşine düşerek her türlü yanlışı bu gerekçe ile topluma doğru göstermenin gayreti içine girdiler... Faiz ile ülke ekonomisinin düze çıkmasının mümkün olmayacağı söylendiğinde "İyi ama hayatın gerçekleri faize karşı durmaya mani oluyor" deyip işin içinden çıktılar. Sanki, hayatın içinde bulunan herşey ve insanların her davranışı mutlaka doğruymuş gibi bir çarpık mantığın esiri oldular. Öylesine çarpık bir mantık ki, buna göre hayatın gerçeği deyip her türlü sapıklık ve çarpıklığı kabul mü edeceğiz

Bu memlekette bir garip hastalık vardır... Siz istediğiniz kadar doğruyu söyleyin ama sesinizi duyuramazsınız... Çünkü söylediklerinizin halka ulaşmasını engellerler. Ancak, sizin söylediğinizi ABDden ithal bir Türk ya da bir yabancı söylerse sanki ilk defa böyle bir şey duyuluyormuş gibi tüm ülke dikkat kesilir... Galiba bize yabancının helvası tatlı geliyor. Bunu bildiğim için Millî Görüşçüler olarak yıllardan beri IMFye hayır kampanyaları yürütmüş olmamıza rağmen ülkenin bugün IMFye teslim edilmiş olmasının ülkemizi sürüklediği çıkmazı sanıyorum artık görmeyen kalmadı. Sürekli olarak artan iç ve dış borç stoku, buna paralel olarak alınan borcun yıllık faizindeki yükselişin artık ülkenin tüm  gelirini alıp götürme noktasına geldiğini de görmek isteyenler görebiliyor. Artık kara göründü. IMF bu ülkeye sadece bağımlılık getiriyor, onun dışında hiçbir derdimize derman olmuyor... Dermanmış gibi görünen uygulamalarda artık iflas etmiş durumda.

Bu noktada Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz açıklamasına gelmek ve bazı alıntılar yapmak istiyorum... Yıllardan beri tekrarlayıp durduğumuz gerçekleri bir de yabancının ağzından aktarırsak belki bazılarının uyanmasına vesile oluruz.

Bakın Stiglitz neler söylüyor:

"Dış borç ve istikrarsızlık Türkiyeyi bağımlı yapıyor.

Artık IMF ile yola devam etmeyin, size karşı diktatör olur"

Bunlar gazetelere yansıyan iki başlık... Stiglitz görüşlerini şöyle açıklıyor:

"Birçok ülke IMF programlarına devam etmedi. Oysa, Türkiye sözü dinlenmediğinde diktatör rolünü üstlenen IMFyi bir anlamda destekliyor. IMFnin yaptığı işlerde para Türkiyeden geliyor. IMFyi işin içinde tutmak Türkiyenin cömertliği olur."

Sözler gayet açık... Stiglitz"Kendi insanınızdan kısıp IMFye aktarıyorsunuz" demeye getiriyor. İşin doğrusu da bu değil mi

İşçimiz, memurumuz ve emeklimizden kesip IMFnin arzularını yerine getirmiyor muyuz Böyle bir ülkenin bağımsızlığından nasıl söz edebiliriz

Bu noktada elbette kötü yöneticilere kızmak hakkımız ama yıllardan beri yapılan uyarılara rağmen hâlâ faizcileri ve IMFcileri iş başına getirenlerın suçu yok mu

Oy vermenin bir sorumluluk olduğunu unutursak, heyecanlarımızın yönlendirmesiyle hareket edersek bir de bakarız gemi karaya oturmuş... O zaman işleri düzeltmek şimdiden daha zor olacaktır.

Faizsiz ekonomi olmaz demek suretiyle Allaha karşı savaş açanlar Allahın yardımı olmadan ne yapabileceklerini sanıyorlar