Cumartesi akşamı son yılların en mükemmel derbisini izledik. Maç öncesi düşüncelerimizde Fenerbahçe’nin mutlak gol bulacağını, baskılı oynayacağını düşünüyorduk. Maçın sonucunu Beşiktaş’ın göstereceği reaksiyon belirleyecek diyerek tahminler yapıyorduk. Fakat Cüneyt Çakır ismi açıklandığında ilk aklıma gelen “eyvah bu maç kırmızısız bitmez” düşüncesi oldu. Cüneyt Çakır beni yine yanıltmadı. Çünkü Cüneyt Çakır’ın vukuatları ilk değil ve son da olmayacak. Türkiye’de klişe bir laf var; “Cüneyt Çakır Avrupa’da iyi maç yönetiyor, Türkiye’de sapıtıyor.” Bana ne kardeşim Avrupa’daki maçlarını iyi yönetmesinden. Cüneyt Çakır önce asli görevini yapsın yani Türkiye’deki maçlarını iyi yönetsin. Avrupa’da üç beş maç yönetiyor diye kahraman ilan ettiğimiz Cüneyt Çakır Türkiye Ligi’nde rezil bir yönetim gösteriyor. Tıpkı Cüneyt Çakır gibi bazı yazarlar da eyyamcılık yaparak Cüneyt Çakır’a toz kondurmuyor. Her hafta “eyyamcı” hakemler demekten biz sıkıldık, onlar “eyyam” yapmaktan sıkılmadı.

Yılın son derbisinde öyle bariz hakem hataları vardı ki hangisini sayacağımızı şaşırdık. Cüneyt Çakır adına maçın en doğru hareketi, Meireles’e gösterdiği kırmızı karttı. Fakat o kırmızı karttan sonra maçın kontrolünü kaybetti. Necip’e üst üste iki sarı kart çıkararak oyundan attı. Bu kart maçın en büyük eyyamlarından biriydi. Çünkü o sırada Caner de rakibini çekiyordu. Sırf kırmızı kartları dengelemek adına Beşiktaş’ı 10 kişi bıraktı. İşte sizin “büyük” hakeminiz bu...

Cüneyt Çakır kötü niyetli bir hakem, bunu bu maçta bir kez daha gördük. Skor 3-2 Beşiktaş lehine iken Caner’in serbest vuruşunda Hutchinson’un ters vuruşu topu ağlarla buluşturdu. Çakır söz konusu pozisyonda Kuyt’ın Tolga’ya faul yaptığını işaret ederek nizami golü iptal etti. Şimdi soruyorum size kale arkasındaki hakemler ne işe yarıyor. Oraya 5 değil 10 hakem koysanız “at gözlüğü” ile maçı takip ettikten sonra ne yazar.

Devam edelim Cüneyt Çakır’ın eyyamcı kararlarına… Caner’in kullandığı korner Mustafa Pektemek’in ceza sahası içinde eline çarptı ama Çakır penaltı kararı yerine “çayda çıra oynamaya” devam etti. Dakikalar 72’yi gösterdiğinde Emenike, Sivok’un üstüne gitti ve kafasıyla Çek stopere vurdu. Çakır yine eyyama başvurarak kırmızı yerine sarı gösterdi. Uzatma dakikalarında Kuyt’ın şutu ceza sahası içinde göğsünü korumak isteyen Motta’nın elinden döndü. Zaten o dakikaya kadar penaltı noktasını göstermeye cesaret edemeyen Çakır’ın o dakikada penaltı çalmasını beklemek hayalcilik olurdu. Düşünün Fernandes maç boyunca bir tek sarı kart bile görmeden maçı tamamladı. Kısacası 6 güzel gol, 15 net gol pozisyonu olan inanılmaz mükemmel maçı Cüneyt Çakır tek kelimeyle “katletti”. Kimse Cüneyt Çakır’a iyi hakem demesin. Bana göre Cüneyt Çakır kötü niyetli ve skora etki eden bir hakem... 

Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı hakeme rağmen oynadıkları mükemmel futbol için can-ı gönülden tebrik ediyorum. Bu karşılaşmanın tüm futbol takımlarımıza örnek olması gerekir. Son dakikaya kadar ne vakit geçirme ne de beraberliğe yatmayı düşündüler. Terlerinin son damlasına kadar mücadele ettiler. Takımlarının kazanması için var güçleriyle savaştılar. Bizlere de son yılların en zevkli, en heyecanlı maçını izlettiler. Türkiye’de uzun bir süredir böyle futbol ziyafeti çekmemiştik. Darısı diğer derbi maçlarının başına...

Son olarak Fenerbahçe’nin Portekizli oyuncusu Raul Meireles’e değinmek istiyorum. Chelsea’den 10 milyon euroya gelen Raul Meireles, bugüne kadar Fenerbahçe’ye yarardan çok zarar verdi. Galatasaray maçında gördüğü kırmızı kart, Bate Borisov karşılaşmasında takımını on kişi bırakması bunlardan bazıları. Geçen yıl Galatasaray maçında rakibine “cinsel organını gösterek” 4 maç ceza alması ve bu maçta Veli’ye yaptığı sert hareket bardağı taşıran son damla oldu. Meireles’in artık Fenerbahçe ile yolları ayrılması gerekiyor. En kritik maçlarda takımını yalnız bırakan Meireles’in oynaması o bölgede oynayan diğer takım arkadaşlarına haksızlıktır. Fenerbahçeli yöneticiler devre arasında orta sahaya mutlaka takviye yapmaları gerekir…