Dünya üzerinde öylesine bir düzen oluşturulmuş ki, bu düzen sadece kurucularına hizmet ediyor, onların çıkarlarını koruyor. Bu düzen kurucularının başında da ABD ve Rusya bulunuyor. Böyle olunca, var olan uluslararası örgütlerin yeryüzünde barışı sağlamak için oluşturulduğunu söylemek mümkün değil. Söylense bile gerçeği yansıtmayan bir nitelendirme olmaktan öte gitmez, gitmiyor. Aslında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından sanki Rusya meydanda fazlaca görünmemeyi tercih etmiş görünse de aslında daha işin başından itibaren ABD ile Rusya arasında yeryüzünün nüfuz alanlarına ayrılması ve paylaşılması sonucu birbirilerinin ayağına basmamaya özel çaba gösterdikleri de düşünüldüğünde yeryüzünde Müslümanların haklarının korunmasını, bu bozuk düzenin kurucularından beklemenin anlamsızlığı ortadadır.

Son günlerde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için müracaat etmeleri ister istemez bu örgütün üzerinde düşünmeyi artırdı. Çünkü Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğini veto etti. Veto gerekçesi de netti. Bu gerekçe ise İsveç ve Finlandiya’nın ülkemize yönelik faaliyet gösteren terör örgütlerini destekliyor olmalarıydı. Hemen belirteyim ki, bu hususta ispata gerek bile yok. Çünkü yaptıkları işi gizli saklı yapmıyorlar. Hatta ülkemizin terör örgütlerine yönelik operasyonları sırasında teröristlerin mağaralarında İsveç yapımı silahlar ve füzeler bulundu. Buna karşılık İsveç’ten yapılan açıklamada söz konusu silahları teröristlere kendilerinin vermediğini, ABD’den temin etmiş olacakları açıklaması geldi. Kısacası, zaten net bir şekilde bilinen ABD’nin terör örgütlerine desteği böylece bir başka ülke tarafından da itiraf edilmiş oluyordu. Peki İsveç’in bu iddiasının ardından ABD’den bir yalanlama geldi mi? Şu ana kadar öyle bir yalanmaya ihtiyaç bile duymadılar. Çünkü ABD, terör örgütlerine konvoylar halinde giden TIR’larla silah ve cephane taşıyor. Bunun da ötesinde teröristlere yaptığı maddi desteği artırdı. Tüm bunları da açıktan sergiliyor. Kısacası bölgemizdeki ve dünya üzerindeki terör olaylarının birinci dereceden sorumlusu ABD ve Rusya, teröre desteğini çekmiş olsa terör örgütlerinin kökünü kısa zamanda kazımak mümkündür.

Özellikle ABD’nin tavrı öylesine ikiyüzlü ve kuralsız ki, eğer bölgemizde bir karışıklık çıkartılmak isteniyorsa hemen bir müttefikini devreye sokmaktadır. Söz gelimi bölgemizde terör örgütleri dışında iş birliği yaptığı, bölgeyi sürekli huzursuz halde tutmayı sağladığı ülke Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimidir.
Meseleye sadece NATO çerçevesinden bakacak olursak, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Varşova Paktı lağvedilmesine rağmen NATO’yu sürdürmek için yeni bir düşman arayışına girildi ve bu yeni düşman İslam ve Müslümanlar olarak belirlendi. Aslında yüzyıllardan beri var olan Haçlı zihniyetinin bu vesile ile yeniden örgütlenmesi anlamına geliyordu. Bu bakımdan diyebiliriz ki, Haçlı zihniyetinin hâkim olduğu bir dünyada Müslümanlar için rahat ve huzur söz konusu olmaz, olmuyor da. Böyle olunca Müslümanların Haçlıların insaf ve merhametine sığınmayı terk etmeleri gerekiyor. Bu olmadığı, yani yeryüzünde yeni bir yapılanmaya gidilmediği sürece ezilen hep Müslümanlar olmaya devam edecektir. Sözün özü, yeryüzünü eşkıyaların yönetiminden kurtarmak gerekiyor.