Bize anayasa yaptırtmadılar! Bu kampanya ile gidilecek
erken seçim kulisimiz geçen hafta ses getirdi. Bu hafta bombanın fitini çekip
derinlere iniyoruz. Görünen köy ortada. Meclis teki bu 4 partili yapıdan
başkanlık sistemi ve yeni anayasa sizce çıkar mı
Ne ki, Başkanlık Sistemi-Yeni Anayasa , Saray ve
iktidarın kafasında o kadar elzem görülüyor ki; İşte size Başkentin derin
dehlizlerinde beyin fırtınası estiren; HDP-MHP yi baraja itip, tek başına
sistem değiştirecek mutlak çoğunluk hesabı. Şartlara bağlı senaryo şöyle:
Geçen hafta TBMM ye gelen 48 yeni dokunulmazlık dosyası
ile birlikte üç yüzü aşkın fezlekelerden HDP lilere ait olanlar işleme konacak.
Özerklik açıklaması, teröre destek vs. gerekçeleriyle bazı vekillerin
dokunulmazlıkları kaldırılacak. HDP boş durur mu peki. Sine-i millete
dönebilir. Meclis in yasal olarak 10 da bir oranında milletvekili (50) düşerse
ara seçim gerek. Ara seçim yerine erken seçime gidilecek. Muhalefet atak
yapamaz mı Nasıl yapsın efendim! 7
Haziran dan beri Türkiye kamuoyunda HDP taban kaybediyor. PKK nın 40 yıllık
silahlı taşeron kalkışması ise son 4 aydır Doğu ve Güneydoğu yu yangın yerine
çevirdi. Dağ ile salon arasında sıkışan HDP, Kürt tabanda da eriyor. İktidarın
anketleri, Baraj altında kalır diyor. Hatta aynı araştırmalar, MHP için de baraj sinyalleri veriyormuş. Yeni
anayasa için tavrı, Hayırcı Parti imajı, 2018 i bekleyin denen muhaliflerin
tabanı kaynatması. Daha dün kurultaydan çıkmış CHP ise ümitsiz vaka. Çeyrek
Türkiye nin Partisi olarak çakıldı kaldı. Anlayacağınız muhalefet yaka paça,
muhalefet krizi, açığı iktidar için gün gibi ortada! Bütün bu tezler iktidar
için, Acaba HDP ve MHP yi de baraj altı bırakıp, 400 ü zorlar mıyız hesabını
yaptırıyormuş.
Siyaset de, risk alma sanatı. Erdoğan da riski, seçimi,
meydanları seviyor. Ne dersiniz Yüzde 40 ı daha 7 ay önce görmüş bir Erdoğan
ve Davutoğlu iktidarı, Dimyat ın pirinci için evdeki bulguru gözden çıkarabilir
mi Tayyip Bey, 2017 de bir erken seçim düşünüyor mudur
MESTAN
Önceleri Şero, ekranlardan düşmezdi. CHP nin kedisi ya!
Sonra Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı nın Bürokratlara talimat veren kedisi
Pamuk nam saldı! Ardından Ahmet Hakan, Müezza sını aldı kucağına. Hatta Meral
Akşener bile poz verdi kedisiyle. Baktım bizimki Mırrr mırrr mırıldanıyor.
Artık çıkmalıyım ortaya diyerek.
Resimdeki bizim Mestan. Hanenin gözdesi oluşu, adeta bir
destan! Hanımefendinin kurnazca bahçeli ev şartına bağlıydı ki çok enteresan!
Villamız olamayacağına göre, kedi de gelmeyecekti. Ama kaderin üstünde kader
var! Anlatayım da hak verin!
Efendim, onun gelişinde bahçeli ev şartı için Meclis te
karşılaştığımız Nabi Hoca nın ince duası var. Sağolsun. Ne ki Hocam, Mestan
geldi de, bahçesi henüz yok. Dua eksik mi oldu ne!
Ruhu ve kalbi kırıkların Mürşid i, psikologların üstadı
Ekmel Aybek dostumuzun bilinçaltı telkinleri var! Ömer le Firdevs in tekeden
süt çıkarırcasına bitmeyen ısrarları var.
Gelişi de çok farklı oldu. Aldık basit hediyemizi gittik
bizim Hasan Ağabey in kızının düğününe. O düğünden daha kıymetli bir hediye, 15
günlük şirin yavru ile döndük akşamüzeri. Adı Mestan, cinsi sarman. Ahmet in
bir çocuğu oldu diye yaymış bizim Nedim! Selami Güder Ağabey de gerçek sanıp,
az daha bir çeyrek alıp gelesiymiş! Mestan geldi n oldu diyeceksiniz. Burası
çok önemli. Eve bir neşe, bir huzur kattı ki sormayın gitsin. Ufaklıklar gün
boyu Mestan la koşturup duruyorlar evin içinde. Medya, artık çocukları esir
alamıyor. Bilgisayarın başında çok oturanların ayaklarını ısırıyor. Pati
atıyor. Ama TV de kasap, et görüntüleri oldu mu da kendisi izliyor! Hem de
dikkatle! Dedelerin başından inmiyor. Hafızalarında kaybolanları bile hatırlar
oldular Mestan ın şirinlikleri sayesinde! Herkesin gözdesi. Neşesi. Sağır
apartmanların, beton duvarlarında bilgisayar ve ekranın şiddetine terk
ettiğimiz çocuklarımız bu en doğal sevgiden, terapiden uzak kalmamalı.
İsmi nereden mi geliyor Tayyip Bey oğluna; Erbakan
Hoca nın adını Necmettin Bilal diye vermişti. Bize de; çocukken Trabzon daki
kedisinin ismini koymak düştü.
BİLDİRİ İŞİNİ YÖK ÇÖZER
Tartışmalar büyüyor. 1128 akademisyenin teröre destek
olarak nitelenen bildiri krizi, şimdi de akademisyenlerin işe alım sistemini
gündeme getirdi. Çünkü dünyadaki usta-çırak sistemi, bizde yeterlilikten ziyade
üniversitelerde kökleşmiş köhne zihniyete yakın öğrencileri asistan alıyor.
Hatta aynı aileden, aynı soyadlı Prof, Doç, Dr. araştırma görevlileri
dikkatinizi çekmiştir. Hocalar, akademik ilanları bile ideolojilerine göre
çıkardı yıllarca. Böylece bilim üreten değil, Darwinci, Batıcı, PKK
sempatizanı, katı laikçi öğrenciler hep üniversitede hoca olmaya başladı.
Cumhurbaşkanımız da, tam 13 yıldır, Neden ilk 500 de bir Türk üniversitesi
yok diye dövünüp durdu. Son bildiri ise bu akademisyen alım sisteminin
değişmesinin gerekliliğini ortaya koydu.
Aslında YÖK 2010 yılında adaletli olsun diye ÖYP adıyla
bir sistem getirdi. ALES puanı, diploma notu ve yabancı dil notunun
ortalamaları ile merkezi bir atama yapılıyordu. Toplumunun değerlerine sahip
zeki bir öğrenci böylece ODTÜ, Ankara, Gazi, Marmara, İstanbul ve Boğaziçi
Üniversitelerinde araştırma görevlisi olabiliyordu. Ama bu sisteme merkez
üniversiteler pek yanaşmadı. YÖK de sistemi yavaş yavaş kaldırdı.
Buradan YÖK e sesleniyorum. Tarihine, kültürüne,
milletine ve değerlerine sahip çıkan, ufku açık akademisyenlerin işe alımı için
adaletli bir sistem önermek istiyorum. Üniversiteler buna direnecektir. Önerim
şudur:
YÖK, puanlarla belli aşamaları geçmiş olan akademisyen
adaylarını kendi bünyesinde kuracağı mülakat kurulları ile (şuan üniversiteler
bunu uyguluyor) seçimini yapmalı. Sosyal, sağlık, fen, teknoloji alanında
kurulacak bu mülakat kurul üyelerini YÖK belirlemeli. İşe alım ilanı ile ilgili
olan her üniversite de bu kurula üye vermeli. Araştırma görevlisi, Yrd. Doç,
Prof veya öğretim görevlisi alanında ayrı dallara ayrılan bu kurullar ile
üniversiteler hem nitelik kazanacak, ülkemiz de huzur bulacak.
BİRAZ TEBESSÜM
Temel le Dursun balık tutuyorlar. Dursun bir süre
izlediği Temel e dayanamayıp sorar. Senin oltanda kurt yerine kiraz var!
Temel kendinden emindir: Gerzek, kurt kirazın içinde!
BİLİYOR MUYDUNUZ
Dünyada BM ye üye 200 ü aşkın devletten sadece 2 isin,
Fransa ve Türkiye nin anayasasında laiklik olduğunu
Sadece Türkiye ninkinde ise Değiştirilemez hükmünün
bulunduğunu