Toplumumuz engelliler hususunda duyarsız, bilinçsiz, şuursuz ve eğitimsiz. Maalesef bu cümleleri kurmak mecburiyetindeyiz. Toplumun engelliler hususundaki bilinçsizliği engellilere karşı gösterilen tavır, söz ve davranışlar bunu açıkça ortaya koyuyor. Engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı problemler, sıkıntılar ve başına gelenleri anlattıklarında ne kadar bilinçsiz ve eğitimsiz bir toplum olduğumuz gayet açık ve net olarak anlaşılıyor. Bizim öteden beri dillendirdiğimiz ve olması gerektiğini savunduğumuz husus, ta ilkokuldan başlayarak toplumun engelliler mevzuunda eğitilmesidir. Ama maalesef bugüne kadar bu konuda gerekli ve yeterli bir çalışma ortaya konulmadı. Engellilerin yaşamış olduğu sıkıntılar ve bunun sonundaki serzenişleri için adeta “içler acısı” desek yeridir. Bunun en bariz örneklerinden birisi, Pınar Yetkin’dir. Kendisinin bize gönderdiği yazıyı aynen takdirlerinize sunuyoruz:
“Merhaba başkanım;
Benim hayatımda yaşadığım zorlukları size anlatmak istiyorum...
Yıllar önce belki benim ebeveynlerimin yaptığı bir hata yüzünden 23 yıldır bir hastalığın pençesinde uğraşıyorum. Ben 23 yaşındayım, ama kendimi diğer insanlardan çok daha güçlü ve iyi görüyorum. Çünkü ben hayata bir sıfır yenik başladım, ama bunu bir eksiklik olarak asla görmedim. Evet ben cilt hastasıyım. Gözle görülen farklı hastalık tiplerine benzetilip yoruma açık bir durumum var. Öncelikle benim en büyük sorunum, dışarıya çıktığımda yaşadığım sorunlar ve insanların bana acıyan gözlerle bakması... Ben istemeden de olsa elle temas edip, ‘Canın yandı mı?’ diyerek acıyası gözlerle bakmaları... Bazen de benim hastalığımın bulaşıcı olduğunu düşünüp dokunduğum yere dokunmamaları öyle acı verici bir durum ki anlatamam... Ben de herkes gibi dışarı çıktığımda kulaklık takmamak istiyorum ve bu benim tercihim olsun istiyorum. Bu konuya nerden geldik derseniz, insanlar bana soru sormasın diye ya da sorduklarında duymamazlıktan gelmemek için bir nevi kalkan olarak kullanıyorum. Ama bu benim tercihim olsa keşke, canım istediğinde müzik dinlemek için taksam kulaklığımı... Ama ne yazık ki bu mümkün olmuyor.
Hayatımda diğer yaşadığım en büyük engellerden biri de sosyal anlamda engelleniyor olmam. Ben cilt hastayım. Ancak termal sular ve klorlu sular bana çok iyi geliyor. Ama belediyelerin olsun özel spor kompleksleri olsun önüme bir engel koymadan geri durmuyorlar. Hastalığımızdan dolayı, ‘Mikrop kapabilirsiniz’ diyerek geçiştiriyorlar voleybol oynamaya gitmek istediğimde, ‘Terleyemiyorsunuz, sorumluluk alamayız’ diyerek yine yüzüme kapıyı kapatıyorlar.
Kısacası engellinin önüne bir engel de bizim vatandaşlarımız koyuyor. Ama ben asla yılmayacağım. Hayat ne olursa olsun yaşamaya değer. Teşekkür ederim bana da söz hakkı verdiğiniz için...”
Evet, Pınar Yetkin böyle diyor. Pınar Yetkin’in doğuştan ter bezleri yok. Sıkıntısının sebebi de bu. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir downsendromlu çocuğun annesi de şöyle söylüyor: “Çevredekiler tepeden bakıyor. ‘İşte şu hanımın hasta çocuğu var’ diyorlar. Hâlbuki benim çocuğum hasta değil. Engeli var. Biz bu bakışlardan ve söylemlerden rahatsız oluyoruz” diyor.
Diğer bir zihinsel engelli çocuğu olan anne de: “Yüzümüze baka baka, ‘Vah vah ölüsü olan bir gün ağlar, delisi olan her gün ağlar’ diyerek benim dünyamı karartıyorlar. Buna ne hakları var? Bu nasıl bir şuursuzluktur.”
Evet, örnekler çok. Her örneği yazmaya kalkışırsak yazımız bitmez. Engeli Sivil Toplumu’nun başta gelen görevlerinden biri de bunlarla mücadele etmektir. Avrupa Birliği Projesi kapsamında illerde Engelliler Meclisi oluşturuldu. Ankara’da oluşturulan İl Engelliler Meclisi’nin yürütme kurulu seçildi ve göreve başladı. Bu kurulun içinde biz de varız. Umarız ki, yukarıda bahsettiğimiz problemlerin giderilmesi hususunda gerekli gayreti, çabayı ve çalışmayı gösterir ve engelli camiasına önemli hizmetlerde bulunuruz. Şimdiden Ankara İl Engelliler Meclisi Yönetim Kurulumuza başarılar ve hayırlı çalışmalar diliyoruz.