Akaryakıt istasyonlarında uzayan kuyruklar, iptal edilen binlerce uçuş ve fırlayan fiyat etiketleri dünyanın acı gerçeğini bir kez daha yüzümüze çarptı.

Ekonomi kitaplarındaki serbest piyasa kuralları çökerken, yerini kaba kuvvetin ve paranın konuştuğu vahşi bir hayatta kalma savaşı aldı.

Pandemi döneminde maske ve aşı için yaşanan o amansız kapışmanın bir benzeri, bugün benzin ve doğalgaz depolarında sahneleniyor.

Küresel enerji pastasından pay kapmaya çalışan devletler, ellerindeki kaynakları dışarıya kapatarak piyasalardaki yangına körükle gidiyor.

Orman Kanunları Devrede

Krizin merkez üssü olan Ortadoğu'da tırmanan çatışmalar, Basra Körfezi'nden dünyaya akan petrol damarlarını büyük ölçüde kesti. Çin, Japonya, Avrupa ve ABD gibi dev ekonomiler, ihtiyaç duydukları enerjiyi ne pahasına olursa olsun güvence altına alırken, faturayı Asya, Afrika ve Latin Amerika'nın kırılgan ülkeleri ödüyor.

Massachusetts Amherst Üniversitesi'nden ekonomist Isabella Weber'in, "Piyasa uyumlu ve dengeli bir dağıtım mekanizması değil; sonunda adeta güçlünün kazandığı bir orman kanununa dönüşüyor" şeklindeki çıkışı, tablonun ne kadar eşitsiz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Fiyatların patlaması üzerinden yapılan paylaştırmanın temelde adaletsiz sonuçlar doğurduğu vurgulandı.

Kıtlık Paniği ve İptal Edilen Uçuşlar

Cornell Üniversitesi'nden uluslararası ticaret uzmanı Eswar Prasad da tehlikenin boyutuna dikkat çekerek, "Her ülke kendi başının çaresine bakıyor. Dünyanın birlikte hareket ettiği bir durum yok, her ülke hayatta kalma moduna geçiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bu panik havası en sert darbeyi devasa havacılık sektörüne vurdu. Çin ve Tayland'ın iç piyasayı korumak adına jet yakıtı ihracatına kilit vurması, domino etkisi yaratarak Vietnam, Myanmar ve Pakistan gibi ülkeleri adeta felç etti. Avrupa jet yakıtının dörtte üçünü ABD-İran geriliminin kalbi Hürmüz Boğazı'ndan sağlarken, krizin Avrupa ayağında da alarm zilleri çalıyor. Alman hava yolu devi Lufthansa, artan yakıt maliyetlerinin iki katına çıkması yüzünden ekim ayına kadar 20 bin uçuşu iptal edeceğini duyurarak seyahat planlarını tamamen altüst etti.

Ülkelerin Acı Reçeteleri

Kıtlık korkusu her coğrafyada farklı bir trajediye dönüşüyor. Petrolünün yüzde 90'ını Basra Körfezi'nden alan Filipinler'de hayat durma noktasına gelirken, hükümetin ilan ettiği ulusal acil durum ve sübvansiyonlar sokaklardaki grev dalgasını dindiremedi.

Hindistan'da mutfak tüpü karaborsaya düştü. Yetkililer stokçuluk yapan işletmelere peş peşe polis baskınları düzenlemeye başladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise fırlayan fiyatları dizginlemek için Stratejik Petrol Rezervi'nin kapılarını açarak milyonlarca varil petrolü piyasaya sürdüğünü ifade etti. Benzer adımların Japonya tarafından da atıldığı kaydedildi. Çin tarafında ithalatta yüzde 10'luk bir düşüş yaşanmasına rağmen, devasa depolama kapasitesi sayesinde şimdilik krizin teğet geçtiği belirtildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva'nın küresel büyüme tahminlerini aşağı çekerken yaptığı "Zarar vermeyin" çağrısı kapalı kapılar ardında yankısız kaldı. Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz'in ifadeleriyle, artık her şey için küresel bir fiyatın olduğu ve sınırların önemsizleştiği o eski dünya düzeni tamamen çatırdıyor.

Dev ekonomilerin başlattığı bu amansız stokçuluk savaşının yoksul ülkelerde yaratacağı yeni sosyal patlamalar bekleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi