Ekonomide yaşanan küçülme, hayatın bütün alanını etkileyecek. Geçmiş kriz dönemleri incelendiğinde ekonomideki daralma, bir sarmal etkisi ile başta işsizlik olmak üzere bütçe dengelerini ve yatırım ödeneklerini alt üst ediyor. Ekonominin küçüldüğü ortamda en büyük darbeyi işsizler yiyor.

Ekonomide yaşanan küçülme, hayatın bütün alanını etkileyecek. Geçmiş kriz dönemleri incelendiğinde ekonomideki daralma, bir sarmal etkisi ile başta işsizlik olmak üzere bütçe dengelerini ve yatırım ödeneklerini alt üstü ediyor. Ekonominin küçüldüğü ortamda en büyük darbeyi işsizler yiyor. Bütçe açıklarını büyütüyor. Açığın büyümesi borçlanma maliyetlerini yükselteceği için bütçedeki faiz giderleri artıyor. Faiz giderlerin artması yatırım ödeneklerini de baltalıyor. Bütçedeki gelir kalemi azalacağı için hükümet buradaki kayıpları da dolaylı vergiler yoluyla kapatmaya çalışacak.

Sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı ardından büyüme rakamları, krizin derinliğini net bir şekilde gözler önüne serdi. Ekonomideki küçülmenin 2009‘un ilk çeyreğinde daha da artmasından endişe duyulurken, işsizler ordusunun bu ortamda iş bulmasının neredeyse imkânsız bir hale geldiğine vurgu yapılıyor.

Küçüldükçe küçülüyoruz

2008‘in son çeyreğine ilişkin büyüme rakamları, ekonomide yaşanan kan kaybının giderek derinleştiğini bir kez daha ortaya koydu. Başbakan Erdoğan‘ın ‘kriz bizi teğet geçer‘ sözlerine rağmen dünyadaki krizden en fazla etkilenen ülkelerin başında Türkiye‘nin gelmesi düşündürücü bulunuyor. Krize karşı açıklanan vergi indirimlerinin de ekonomide yaşanan küçülmenin önüne geçemeyeceği belirtilirken, ekonomik politikalarda radikal bir değişime gidilmediği müddetçe ekonomideki küçülmenin önüne geçilemeyeceği kaydediliyor.

Ekonomideki küçülme bir sarmal etkisiyle hayatın bütün alanını etkileyecek. Küçülme işsizler ordusunu büyütürken beraberinde açlık ve yoksulluğu da daha da yaygınlaştıracak. Öte yandan bu küçülme bütçe açıklarını büyütecek. Bütçe açığının büyümesi halkın sırtındaki faturaların da kabarması anlamına geliyor. Bütçedeki vergi kaleminin yüzde 60‘nı KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler oluşturduğu için hükümetin açığı kapatmak için buradaki gelirlerini artırmanın arayışı içine gireceği ifade ediliyor. Öte yandan bütçe açığı aynı zamanda devletin borçlanma ihtiyacını artıracağı için bütçedeki faiz giderlerini de artıracak. Bu durumda zaten yatırıma yeterli ödeneği ayıramayan hükümet, faiz giderlerinin daha da artmasıyla birlikte yatırım giderlerinde de kesinti yapmak mecburunda kalacak.

Acı faturalar yolda

Kaynak oluşturmakta yaşanan sıkıntı kendisini 2009‘da daha iyi hissettirecek. Çünkü bütçede vergi gelirlerinin dışında yeni bir kaynak oluşturamayan hükümet buradaki ihtiyacı bugüne kadar özelleştirmelerle sağlamıştı. Karlı kuruluşların ve bankaların satışından elde edilen gelirler o dönem için ekonomiyi biraz rahatlatsa da Türkiye krizle birlikte bu satışların acı faturaları ile karşılaşacak. Çünkü kaynak oluşturulamadığı gibi bir de bu karlı kuruluşların karları ‘kar transferleri‘ yoluyla yurt dışına çıkarılıyor. Bu da Türkiye‘nin dövize olan ihtiyacını sürekli artırırken, kaynak krizini de körükleyecek.

Ekonomi politikalarında radikal bir değişikliğin de ‘politika‘ gerektirdiğine dikkat çeken uzmanlar, hükümetin buradaki politikasızlığının da şimdilik bunu mümkün göstermediğinin altını çiziyor. Bu politikasızlıktan dolayı da hükümetin IMF ile tekrar anlaşacağına vurgu yapan uzmanlar, bunun bedelinin de geçmiş krizlerde olduğu gibi yine toplumun bütün kesimin ödeyeceğine dikkat çekiyorlar.

Muhabir: Haber Merkezi