Evet, nerede kalmıştık ve kimin ekonomi eleştirilerini dinliyorduk

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi nde ders vermeye başlayan eski Başbakan Yardımcısı Doç. Dr. Abdüllatif Şener in, hükümetin 3 aylık ekonomik eylem planını açıkladığı gün, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdiğini dün hatırlatmıştık. Ekonominin tehlike sinyalleri verdiğine dikkat çeken Şener, bir an önce orta ve uzun vadeli ekonomi politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi... Söyleyen kim Hâlen iktidar partili olan ve daha dün denebilecek bir dönemde, hem de yıllarca aynı partinin iktidar hükümetinde başbakan yardımcılığı yapmış biri. Öyleyse dikkatle dinlenmeyi ve okunmayı hak ediyor demektir.

Doç. Dr. Abdüllatif Şener, düşen döviz kurunun ülkede ara malı ithalatını artırdığını, ara malı üreten firmaların başta KOBİ ler olmak üzere üretimde dar boğaza girdiklerini dikkat çekerek, "Bu süreç sürdürülebilir değildir. Bunun kısa zamanda gözden geçirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması gerekir" dedi. Türkiye nin şu an iki açmazı birlikte yaşadığını vurgulayan Şener, konuşmasına şöyle devam etmiş: "Bir tarafta yüksek cari açık var, bir tarafta da kur düzeyi sürekli düşüyor Halbuki normalde sermaye hareketliliğinin çok fazla olmadığı ekonomilerde eğer cari açık varsa kurun normalde yükselmesi lazım. Yükselen kura bağlı olarak cari açık otomatikman kapanır. Fakat ülkemizdeki sermaye hareketleri önemli boyutlar kazanmıştır. Bu nedenle bir taraftan ihracat dar boğaza girerken, ithalat ve cari açık artıyor, diğer taraftan ülkeye giren sermaye miktarı da artıyor. Giren fazla sermaye döviz bolluğu ortaya çıkarıyor ve kuru aşağı doğru çekiyor. Yani olay kendi bünyesinde bir paradoks içeriyor. Bunun çözülmesi, çözümlenmesi ve politikaların ona göre oluşturulması gerekiyor."

*

Sözünü ettiğiniz bu tablodan Türkiye nin ekonomik bir krize sürüklendiğini söyleyebilir miyiz şeklindeki soru üzerine eski başbakan yardımcısı Doç. Dr. Abdüllatif Şener şöyle konuşmuş: "Bu yapının sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Ama Türkiye de böyle büyük sermaye girişi yaşanırken ve giderlerinde ortaya çıkan açıkların sürekli kapatıldığına şahit olmaktayız. Son yıllarda gördüğümüz tablo budur. Bunun ne kadar sürdürülebileceğini kestirmek zordur. Bunu, hemen şimdi dar boğaza gireceğiz sonra mı gireceğiz diye takvime bağlamak doğru değildir. Ama şu da var, yüksek cari açık ve düşük kur sürdürülebilir bir politika değildir. Hem cari açığın yüksek olacak hem kur düşük olacak bu olmaz. Orta veya uzun vadede bunun toparlanması lazım. Diğer taraftan konun masaya yatırılması ve çözümlerin de üretilmesi gerekir."

Sorunun çözümünün sorulması üzerine Abdüllatif Şener; "Bir kere Türkiye de para politikaları Merkez Bankası tarafından belirleniyor. Türkiye dünyada sermayenin en fazla kazandığı ülkelerden birisidir. Japon ev kadınları bile birikimlerini Japon bankalarında değil, Türkiye bankalarına yatırıyor. Yani faiz ve paranın getirisi yüksek, Türkiye ye giren döviz çok yüksek kazançlar sağlıyor. Böylesine fazla dövizin girişini teşvik eden, faiz sağlayan bir politikanın Türkiye nin bu fotoğrafı karşısında doğru olduğu kanaatinde değilim. Yani sermaye girişlerinin kontrol edilmesi gerekiyor." demiş.

*

Tarhan Erdem 11.10.2007 tarihli yazısında durumu özetlemiş: "Bugün hükümetin Üç Aylık Eylem Planı üzerinde durmak istiyorum: 16 Kasım 2002 de, daha hükümet güvenoyu almadan AKP, Acil Eylem Planı nı açıklamıştı. Plan az sayıda maddesi dışında genellikle uygulandı; üniversitelerin idari ve akademik özerkliği, YÖK ün yeniden yapılandırılması, devlet personel rejiminin yenilenmesi, Türk Ticaret Kanunu nun çıkarılması gibi bazı önemli maddeleri gerçekleştirilemedi... Üç aylık bir vade belirlendiğine göre, yazılanların en geç ocak sonuna kadar gerçekleşmesi öngörülmektedir. Önümüzde bütçe kanunu var, üç ayın en az bir ayı bütçeyle geçecek. Bütçenin zaman alması ve konularının özellikleri nedeniyle ticaret, sosyal güvenlik ve sağlık sigortası, Vakıflar, Sayıştay, nükleer santral, toprakların bölünmesi önlenmesi, hekimlerin tam gün çalışması kanunlarının hepsinin ocak sonuna kadar çıkarılmasında zorluklarla karşılaşılacaktır... Planda konularla ilgili politikalar ve tercihler belirtilmemiş, hangi işlerin yapılacağı yazılmış. Örneğin, "Kırsal Kalkınma Programı hazırlık çalışmaları tamamlanacak" denilmiş, kırsal kalkınma politikaları yazılmamış."

Uğur Civelek 10.10.2007 tarihli yazısını sonuna güzel bir not düşmüş, bir de soru sormuş; aynı soruyu ben de soruyorum.

Not: Dün Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren in basına yaptığı eylem planı açıklaması, Prof. Nazım Ekren in Türkiye Ekonomisi Semineri biçimindeydi. Hepimizin katılacağı temenniler manzumesi olarak, her konunun ikiye, onların da tekrar üçe ayrıldığı başlıklar hâlinde konular sıralandı. Ekonomik kavram ve temennileri gruplara ayırarak sunmak, sorunlara ilişkin çözüm içeren eylem planı yerine mi geçiyor