AKP Hükümeti nin politikalarını destekleyen gazetelerin başında Yeni Şafak geliyor/du. Geçen ay sonunda ne olduysa, gazetenin başyazarı Fehmi Koru ve Ali Bayramoğlu, aynı gün bu desteğe muhalefet eder gibi birer yazı kaleme aldılar. Yazılarında F. Koru Ekonomide olan , Ali Bayramoğlu Ekonomik kriz kalıcı mı başlıklarını kullandılar. Bizim hep yazıp durduğumuz gerçekleri F. Koru nun itiraf etmesi, ayrıca bunu katıldığı Bilderberg toplantısı sonrasında yapması, bu yeni tutumunu daha da ilginç kılıyor.

Fehmi Koru nun bu önemli yazısını paragraf paragraf değerlendirmeye alıyorum.

*

Fehmi Koru: Küreselleşme denilen önüne geçilemez gidiş, kelebek etkisi diye bilinen olguyu her alanda geçerli hale getirdi. Dünyanın bir yerlerinde bir kelebeğin kanadını çırpması, dünyanın bambaşka bir yerinde derin etkiler yapabiliyor. Bugünün küresel dünyası da öyle; ABD Merkez Bankası nın aldığı faiz yükseltme kararı, Meksika dan Türkiye ye pek çok ülkenin ekonomisini sarsabiliyor...

Reşat Nuri Erol: Bir ülke kendi üretimini kendisi tüketmelidir. Sadece dışarıda ucuz elde edilen malları ülkede ucuz elde edilen mallarla takas yaparsa, o ülke dış sarsıntılardan etkilenir ama ekonomik kriz olmaz.

Bir ülke bir zamanlar Turgut Özal ın uygulamaya çalıştığı ekonomi politikası ile tüm ürettiklerini satıp, tüm ihtiyaçlarını dışarıdan alırsa, o ülke ayrı ülke olmaz, dünyanın bir parçası hâline gelir. Bir müddet sonra o ülke ekonomisinin ana damarları tıkanmaya başlar, damar tıkanınca ülke kangren uzvu hâline gelir.

Bu gidişle Türkiye yi siyasi ve ekonomik açıdan bekleyen akıbet budur; kriz, kangren ve...

FK: Bu etkileşime karşı alınabilecek fazla bir tedbir de bulunmuyor. Sermaye sınır tanımadan oradan kalkıp buraya, buradan kalkıp başka bir yere konabiliyor; sermayenin her hareketi, uğradığı ülkelerin ekonomisini yukarıya da aşağıya da çekebiliyor. Özkaynaklarınız yeterliyse yabancı sermaye girişini caydıracak tedbirler alabilirsiniz elbette, ancak yabancıların ilgilenmediği ekonominizi gürbüz tutmanız da bir hayli zor.

RNE: Bağımsız vergi ve kredi politikalarıyla ülke iç üretim ile yaşayabilecek halde tutulur, ihracat ve ithalat dengesi ile de ülke zenginleştirilirse, dıştaki etki ve sarsıntılar amortisörlerle çok kolay filtre edilebilir.

Önce, ülke yönetimine millî iktidarı yani Millî Görüş iktidarını hâkim kılmak gerekir

Sonra, karar alma mekanizmasında olan kişilerin iyi niyetli olmaları yetmez; aynı zamanda bilen kimseler olmaları, istişare etmeyi bilmeleri, söylenenleri anlayacak seviyelerde olmaları gerekir

FK: Türkiye dış etkilere en açık ülkelerden biri. Özkaynağı kısıtlı, yabancıya kollarını açmış bekleyen bir sermaye sınıfı, kolay kazandırdığı için dışarıya câzip gelen borsası ve özelleştirilen ucuz tesisleri var. Borç yükü fazla her ülke gibi hükümetler, dışarıdan gelen sermayeye cankurtaran simidi olarak sarılıyorlar. Özelleştirme furyası bitti sayılır, özel bankaların yarıdan fazlası yabancıya gitti. Borsa yabancılar sayesinde hareketli. Son yıllarda, Türkiye ye, yazlık ve emeklilik yerleşim merkezi olarak bakan yabancı sayısı da arttı.

RNE: Türkiye nin öz kaynakları kısıtlı değildir. Aksine çok zengindir. Ama bunları görmek, bilmek, anlamak ve alternatif ekonomi politikaları uygulamak gerekmektedir. Takip edilen faizli kredi ve gelir vergisi politikaları ile çökertilmek istenen Türkiye ekonomisi ve ülke esnafı, ancak dış destek ile yaşar hâle getirilmektedir. Oysa, dış sermaye varolan siyasi, sosyal ve ekonomik yaraların kaşınmasından başka bir şey değildir, pansuman tedbir bile değildir, ekonomik hastalıkların tedavisi ile ise hiçbir alakası yoktur.

Fehmi Koru, eski dostlarını darıltmasın diye bu acı gerçekleri kinayeli söylüyor.

FK: Bunlara fazla bir itirazımız yok; yabancıların bu ilgisi herkesin yararlandığı bir âdil bölüşüme dönüşmedi belki, ama zenginlerimizi biraz daha zengin yaptı ya, onlara gidenden bir bölümü fakirleri de nimetlendirdi. Bu arada borçlarımız arttı, ekonominin ihracata dayalı yapısı ithalâtı aşırı tetikleyen bir dönüşüm geçirdi. Sonuçta, hem iktidar sahipleri açısından hem de ekonomiden en fazla yararlananlar açısından, yabancı, balla börekle beslenmesi ve ilgisinin her an üstümüzde kalması gereken nârin bir varlık halini aldı.

RNE: Dikkat edilsin, bunları biz yazmıyoruz.

Peki, biz yazmıyorsak kim yazıyor

Eski dostları ve şimdiki destekçileri Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Fehmi Koru yazıyor!..

Ne zaman yazıyor

Katıldığı Bilderberg toplantısı dönüşünde yazıyor!..

Günaydın!..

FK: Hükümetin ekonomideki son dalgalanma yüzünden kaçma eğilimine giren yabancıların bu arzularını caydıracak tedbirler almasının altında bu gerçek yatıyor. Yalnız Türkiye de değil, ekonomisi bizimkine benzeyen ülkelerde de, yabancı kaçışı, bu tür tedbirlerle önlenmek isteniyor.

RNE: Türkiye deki bu tedbirleri aldırtan da yine o zalim sömürücü yabancı sermayedir. Peki, yabancı faizci ve rant avcısı sömürü sermayesi bu tedbirleri neden aldırtıyor, gayesi ve hedefi nedir

Sömürü sermayesinin bazı sebeplerle Türkiye den çıkma zamanı gelmiş görünüyor. Sömürücü zalim sermaye ülkemizden daha kârlı çıksın diye şimdi bu tedbirleri aldırtıyor. Genel hatlarıyla hep hatırlattığım ve son zamanlarda özellikle ekonomi ile ilgili bazı detayları yazdığım üzere, bizimkiler de siyasiler ve bürokratlar olarak bu sömürü oyununa maalesef âlet oluyor! Zararı ise  ülkemize ve halkımıza oluyor...