Bismillâhirrahmânirrahîm;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenabı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Islah ve imar etmek, Müslüman bir kişiliğin gereklerindendir. Genel olsun yerel olsun yöneticiliğin temel esası, insan ve topluma hizmet etmektir.  Peygamberimiz buyuruyor: “Müslümanların yönetimini üstlenen fakat onlar için bütün gücüyle çalışmayıp, bütün içtenliği ile hepsini kucaklamayan yönetici, onlarla birlikte cennete giremez.” (Müslim)  Yönetmek bir emanettir ve gereğini yerine getirmek de fazilettir.

Peygamberimiz buyuruyor: “Allah’ın kendisine bir toplumun yöneticiliğini nasip etiği kimse, halkına hıyanet ederek ölürse, Allah ona cenneti haram kılar.” (Buhari ve Müslim)

Bu hadise göre yönetim görevini kötüye kullanmak, Hakk’a ve halka ihanettir. Günümüz koşullarında insan ve tolumun yerel hizmetlerini görmek için oluşturulmuş belediye yönetimleri, dürüst ve adil olurlarsa faydalı hizmetlere imza atabilirler. Faydalı hizmetlere imza atmak için dürüst ve adil olmak bir “iman ve ahlak” işidir. Hesap gününe iman eden ve Kur’an’ı kendisine ahlak edinen bir yönetici, dürüstlükten ve adaletten ayrılmaz. Dürüst belediyeciliğin bir gereği de kötülükler ile mücadele etmektir.

DÜRÜST BELEDİYECİLİĞİN ESASLARI

İşi ehline vermek: Dürüst belediyecilikte, “Akrabalık bağım olmadığı için işe alınmadım” diye bir cümle kurulmaz. Bütün görevlendirilmelerde iş ehline verilir ve işin gerektirdiği niteliğin dışında hiçbir ayrım gözetilmez. Ayrımcılık ve partizanlık yapılmaz: Bu topraklarda doğan herkes kardeş bilinir. Hiçbir şekilde dil, din, ırk, mezhep, parti ayrımı yapılmaz. Bizim partimizden değildir diye hiçbir kimse hor görülmez, dışlanmaz. Kapalı kapılar ardında iş görülmez: Kapı her zaman, herkese açık olur. Kapalı kapılar ardında vatandaştan uzak ama sözde vatandaş için çalışmaktan uzak durulur. Şeffaflık ve denetlenebilirlik en önemli öncelik olur. Adil olunur: Adalet anlayışı; “Kendimiz için istediğimizi halk için de istemek, kendimiz için istemediğimizi halk için de istememek”tir. Adil ve tarafsız olmanın bu düsturdan geçtiğine inanılır. Yolsuzluk ve israfa geçit vermemek: Kaynaklar vatandaşın huzuru ve refahını arttırmak için kullanılır. Kayırmacılık yapılarak ihaleler yandaşlara dağıtılmaz. Lüks ve şatafat için boşa harcanan paralar, vatandaşın hizmetine sunulur. Hizmetler doğru, hızlı ve estetik biçimde yapılır: Ulaşımdan altyapıya, temizlikten, kaldırım yenilemeye kadar bütün hizmetler şehrin öncelikli ihtiyacına göre planlanır. Şehrin ruhuna, dokusuna aykırı yapılaşmaya karşı önlemlere öncelik verilir. Betonlaşma zihniyeti ile şehirlerin dokusu bozulmaz. Dikey mimari yerine yatay mimari tercih edilir. Yöresel imkân ve kaynaklar harekete geçirilir: Merkeziyetçi yaklaşıma inat, yerinden yönetim esas alınır. Şehrin kendine has yöresel, tarımsal ve coğrafi kaynaklarını, en uygun şekilde üretime dönüştürmenin çabası içinde olunur. Kültürel değerler korunur: Büyük bir tarihsel geçmişe sahip topraklar üzerinde yaşıyoruz. Tarih ve kültürün ranta kurban edilmesine izin verilmez. Tüm şehirlerin, tüm sokakların, tüm binaların birbirine benzediği, tek tipleştirilmiş bir Türkiye anlayışına izin verilmez. Sorunlara çare olacak bir anlayışı tesis etmek: Dürüst belediyecilik anlayışı ile üniversite öğrencileri ve akademisyenlerin dertlerine çare olunur. Burs ve maddi diğer desteklerle öğrencilerin ikinci velisi olunur. Akademisyenlerle birlikte projeler geliştirilir. Üniversiteler bulundukları beldelerde değer haline getirilir. Dürüst belediyecilik anlayışı ile kadınların dertlerine çare bulunur. Aile mefhumunu güçlendiren bir belediye anlayışı ortaya konulur. Kadınların şahsiyetini korumak için ne gerekiyorsa yapılır. Son yıllarda sadece insana değil hayvanlara da şiddetin alabildiğine arttığını duymayan yoktur. Hayvan barınakları ve buna dair her türlü unsur yeniden düzenlenir. Sokak hayvanları konusunda özel projeler ile daha iyi yaşam şartları sunulur.

 

SAADET’İN DOST                       BELEDİYECİLİĞİ

Saadet Partisi; büyüklük taslamak, tafra atmak, gösteriş yapmak için değil, halka hizmet için seçimlere girmektedir. Kendisine yetki verilen yerlerde iklim dostu bir belediyecilik anlayışı ile çalışacak, istihdam dostu bir belediyecilik kuracaktır. Belediyecilik demek sürekli asfalt dökmek, kaldırım yenilemek demek değildir. Belediyeler üretimle ilgili birçok sektörde öncülük edebilir. Saadet Partisi; üretim dostu bir belediyecilik anlayışını ikame edecektir. Çocuk dostu bir belediyecilik yapacaktır. Kitap ve sanat dostu belediyecilik öncelenecektir. Öğrenci, engelli, aile, yaşlı ve emekli dostu bir belediyecilik asla ihmal edilmeyecektir. Dürüst belediyecilikte bu hizmetlerin yapılmasını sağlayan şey Milli Görüş sahibi olmaktır. Bu hizmetler Milli Görüş’süz yapılamaz. Bunun için milletimiz, hizmet istiyorsa yetkiyi, Saadet Partisi kadrolarına vermelidir.

ERDOĞAN’IN DİLİ

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın konuşmalarında, “karşı tarafa şer ittifakı, kendi tarafına cumhur ittifakı” demesi bu ülkenin birlik ve beraberliğine zarar vermektedir. Bu dil, milletimizin diğer %50’sini ötekileştiren bir dildir. Bu dil, Türkiye’yi yormakta ve bitirmektedir. Bir devlet başkanı ve hükümetinin, milletin yarısını “şer” olarak görmesi, hayra alamet bir durum olamaz. Bu tür tanımlamalar, milletin yarısının kişilik haklarına saldırmak değil midir? Erdoğan da herkes gibi bir beşerdir. Masum da değildir. Doğru yaptığı işler olabileceği gibi yanlış yapacağı işler de olabilir. Yürüttüğü faizci ve borca dayalı kapitalist icraatların, inatla yürüttüğü materyalist eğitimin, AB kaynaklı sosyal düzenlemelerin yanlış olduğunu söyleyenlerin “şer ve hain” olarak itham edilmesi, kul hakkına girmek değil midir? Allah, kul hakkını affetmez. Toplum, Erdoğan’ın inanan ve samimi bir Müslüman olduğuna inanmaktadır. Müslüman, “elinden ve dilinden” diğer insanların emniyette olduğu kimse değil midir? Bu ülkede; AK Partiye, MHP’ye oy verenler Müslüman olduğu gibi, CHP’ye, İyi Parti’ye, HDP’ye, Saadet Partisi’ne oy verenler de Müslüman’dır. Partiler, birbirinin rakibi olabilirler ama düşmanı olamazlar. Seçimi; barış ve kardeşlik dilini kullanan Saadet kadroları kazanacaktır inşallah. Selam hidayete tabi olanlara...