Tüm uluslar kendi derdine düşürüldü ve bu arada  başta ABD olmak üzere küresel güç odakları dünyanın tüm zenginliklerini sömürüyorlar. Şu ya da bu şekilde dünyanın genelinde hakim olan iç karışıklıklar sebebiyle ülkeler kendi başlarının derdine düştükleri için bu küresel soygunun ya farkında değiller ya da farkında olmalarına rağmen sömürgeciler tarafından çıkartılan fitne ve çatışmalar sebebiyle seslerini çıkartamıyorlar. Bu bakımdan yıllardan beri yaşanan bir avuç para ve silah sahibi güç odaklarının sömürüsü karşısında soyulanlar sadece gelişmeleri seyrediyorlar.

Başta petrol olmak üzere tüm enerji kaynakları ya doğrudan işgaller ya da birtakım iç darbelerle iş başına getirilen küresel sermayenin yandaşları marifetiyle bu zenginliklere sahip olan ülkeler ve halklarının menfaatine kullanılamıyor. Enerji kaynaklarının fiyatını bile sömürgeciler belirliyor. Bugün petrol fiyatlarının 135 dolara çıkmasının petrolü üreten ülkelere ne kadarının kaldığını düşünmek gerekiyor. Eğer bu gerçek üzerinde durup düşünülmez, emperyalist güçlere karşı dur denilemezse ülkemizdeki ekonomik durgunluk sebebiyle kitlelerin yaşadığı sıkıntının son bulması zor görülüyor. Dünyanın refah ve huzuru için bu küresel sömürgecilere karşı dur demekten başka çare yoktur.

Sömürgeciler karşısında ayağa kalkmanın bazı şartları vardır. Söz gelimi mazlum milletler işbirliği yapmak, gerekirse yeni bir blok oluşturmak zorundadırlar. Bu birliğin oluşturulması soyguncuların empoze etmeye çalıştıkları gibi kesinlikle imkansız değildir. Ezilen ve sömürülen ülkelerdeki işbirlikçilerine karşı oluşacak kamuoyu önemli bir engeli ortadan kaldıracaktır. Yerli işbirlikçilerin devre dışı bırakılmasının ardından yeni blok oluşturulabilir. Diyebiliriz ki, sömürgecilerin işini kolaylaştıran, ellerini güçlü kılan sahip oldukları sermaye ve silah gücünden çok yerli işbirlikçilerdir.

Özellikle petrol fiyatları hızla artarken ABD nin sürekli olarak petrol stoku yapması üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Herhalde ABD stokladığı petrolün variline 135 dolar vererek almıyor. Ama sıra bize ve bizim gibi ülkelere gelince Müslümanların elindeki petrolü bize 135 dolara satıyorlar. Yani Müslüman ülkelerin dağınıklığından yararlanarak ABD köşeyi dönüyor. Bir yandan ülkeleri işgal ediyor, milyonlarca insan hayatını kaybediyor, öbür yandan o ülkelerin zenginliklerine el koyuyor. Böylece hem kendi toplumunu besliyor hem de silah sanayini geliştiriyor. Milyarlarca insan ise yokluğa mahkum ediliyor.

Ülkemizde bugün kiminle konuşursanız piyasadaki durgunluktan şikayet ediyor. Bunu görmek için fazlaca konuşmaya da gerek yok. Etrafınızı dikkatli bir şekilde gözlemlediğiniz takdirde rahatlıkla görüyorsunuz. Giderek bankaların elindeki ev sayısı artıyor. Çünkü, insanlar konut kredisi ile aldıkları evlerin taksidini ödeyemedikleri için evler bankalara geçiyor. Öte yandan iç ve dış borcumuz sürekli artıyor. Ülke gelirleri sadece borç faizini ödemeye tahsis ediliyor. Halbuki biz fakir bir ülke değiliz. Çalışmak için bekleyen milyonlarca yetişmiş insanımız var. Ama, borç faizini ödemekten yatırıma sıra gelmiyor. Ülkemize aktığı söylenen yabancı sermaye ise yatırımdan çok para ile para kazanmaya geliyor. Yani faizcilik yapıyor. Dünya ortalamasının üzerinde bu yolla para kazanıyor. Bu ise ülkenin ve insanımızın daha da fakirleşmesine yol açıyor. Bu gidişin böyle devam etmesi mümkün değildir.

Ülkemizin birtakım sun i çekişme ve kavgalardan vakit geçirilmeden kurtarılması gerekiyor. Topluma bu çatışmaların sömürgeci güçlerin bir oyunu olduğu, farklılıklarımızı daha da körüklemek yerine farklılıklara rağmen birlikte yaşamanın önemi ve gereğini düşünen herkes tarafından  anlatılmalıdır. Kişisel ya da grup çıkarları bir kenara itilerek ülke çıkarları savunulmalıdır. Bazı gruplar olmayan ihtilaflar icat edip onun etrafında toplumu meşgul etmek yerine siyasi partilerimiz ülke meselelerine çözümler geliştirmeli, tartışma yapılacaksa sunulan bu programlar çerçevesinde yapılmalıdır.

Olmayan düşmanlıklar ve korkular bilinmelidir ki bu sömürgeci güçler tarafından ortaya atılmakta ve toplum bununla oyalanmaktadır. Sakin kafayla düşünmeden meselelere sağlıklı çözüm bulmak mümkün olmaz.

Toplumda orta sınıf  giderek eriyor. Orta sınıf olmadan toplumları sağlıklı bir şekilde ayakta tutmak mümkün olmadığı gibi toplumun büyük bir kesiminin fakirleştiği ve yoksullaştığı bir ortamda zenginler de rahat edemezler. Eğer iç çekişlerden kurtulup birbirimize tahammül edebilirsek, küresel soyguncuların oyununu bozabiliriz. Aksi ise felaket işaretidir.