Mısır da korkulan oldu; darbeciler katliam yaptı. ABD ve

Batılı ülkeler katliamı seyrettiler.

Darbeye darbe diyemeyenler dünyanın gözü önünde yapılan

katliama da katliam demediler. ABD, bundan on yıl önce AB ve BM nin desteğini

alarak Irak a müdahale etmiş ve tarihin en büyük katliamlarından birini

gerçekleştirmişti. Gerekçe olarak da Irak a demokrasi getirmek için bu ülkeye

girdiklerini  açıklamışlardı. ABD de

başkan değişse de vahşi anlayış değişmiyor. Bu defa ABD, Mısır da işlenen

cinayetleri Mısır da ordu demokrasiyi yeniden inşa ediyor sözleriyle açıkladı. Düşünebiliyor musunuz halkın

kendisini yönetme aracı diye bize öğretilen demokrasi şimdi halkın öldürülme

aracı olarak kullanılıyor. Gasp edilen haklarını geri almak için meydanları

dolduran halka kurşun yağdırmak demokrasinin inşası imiş. Batılıları anlıyoruz,

her zamanki halleri; sahtekar, iki yüzlü katiller güruhu. Anlayamadığımız yerli

işbirlikçiler. Efendileri istiyor diye kendi insanını öldürmek nasıl bir ruh hali, anlamak mümkün değil. Alçakça

saldırılardan ekranlara yansıyan görüntüler yürek parçalamaya devam ediyor.

Bütün kışkırtmalara karşın provokasyonlara gelmeyen,

silahlı mücadele tuzağına düşmeyen İhvan-ı Müslimin çok doğru bir çizgide

duruyor. Kendi halkını öldüren bir anlayışın o halkı yönetmeye talip olması en

hafifinden aptallıktır. Bu aşağılık fiili ancak işgalciler yaparlar. Onlar da

üzerlerine ölüm yağdırdıkları halkı yönetemeyeceklerini bildikleri için,

işbirlikçi birilerine yönetimi devreder, kısa zamanda o ülkeden çıkar uzaktan

idare ederler.

İhvan bulunduğu çizgiden ayrılmadan, belki can kaybını

önleyen metotlar geliştirerek direnişini sürdürmelidir. Bu yolun dışındaki

seçenekler hareketi itibarsızlaştırır, tasfiye eder ve bitirir. Cezayir örneği

önümüzde. Cezayir de 1991 yılında yapılan yerel seçimleri Abbas Medeni nin

liderliğindeki İslami Selamet Cephesi (FİS) kazanmıştı. Bir yıl sonra yapılan

genel seçimlerin birinci turunda oyların yüzde 60 ını aldılar. İkinci turda

yüzde 80 ini alacakları anlaşılınca ordu darbe yaptı. Fransa destekli

darbeciler seçimleri iptal ettiler, FİS i kapattılar. Kanlı operasyonlara

girişen darbecilere halkın bir kısmı onların yöntemiyle karşılık verdi.

Çatışmalar büyüdü, iç savaşa dönüştü. Bilanço çok ağır oldu: 300.000 den fazla

Cezayirli hayatını kaybetti, yarım milyondan fazlası sakat kaldı. Mesele hemen

kapanmadı. Darbeden sonra yapılan seçimlerde halk cuntacıların partisine oy

vermedi. Cezayirli seçmen, darbecilerden hesap sormak için oylarını Mahfuz

Nahnah ın liderliğini yaptığı Toplumsal Barış Parti sine verdi. Bu parti

oyların yüzde 60 ından fazlasını almış olmasına rağmen kendilerine iktidar

verilmedi. Yapılan pazarlık neticesinde bu partinin almış olduğu oylar yüzde 25

olarak ilan edildi. Merhum Nahnah daha fazla kan dökülmesin diye uzlaşma yolunu

seçti, hükümeti kurmakta ısrarcı olmadı. Muhalefette kalmaları durumunda daha

fazla güçleneceklerini gören darbeciler, Nahnah ın partisini, kuracakları

koalisyona dahil olmaya zorladılar. Yedi bakanlık karşılığında hükümete ortak

olmalarını istediler. Yeniden bir huzursuzluk çıkmaması ve Cezayir in

yaralarının bir an önce sarılabilmesi için teklif kabul edildi, hükümete ortak

olundu. Bu defa halk Nahnah ın partisinden desteğini çekti. Bir sonraki

seçimlerde bu partinin aldığı oylar yüzde 17 ye geriledi, arkasından parti üçe

bölündü. Toplumsal Barış Partisi hâlâ girdiği seçimlerden az sayıda

milletvekili çıkarıyor, zaman zaman hükumetlerin küçük ortağı olarak yoluna

devam ediyor.

Görüldüğü gibi Cezayir de darbeye karşı duran ve silahlı

mücadeleyi tercih eden kanat terörist damgası yedi. Darbecilerle uzlaşan kanat

ise oy veren halk tarafından işbirlikçi olmakla suçlandı. Grubun biri bu

şekilde tasfiye edilirken diğeri etkisiz hale getirildi. Malum, bu yöntemlerin

dışında üçüncü bir yol daha denendi; o da, yenilikçi bir ekibin yapıdan

koparılıp iş başına getirilmesi oldu. Ara sıra esip gürlemeleri dışında kimseye

zararı dokunmayan; Küresel sistemin kontrolünde,  Batı başkentleriyle uyumlu, ABD nin

çıkarlarına ters durmayan, İsrail için tehdit oluşturmayan yep yeni bir

Yenilikçi Hareket!

Her üç seçenekte ayrı ayrı test edildi. Hiç birinden

milletin beklentilerine uygun sonuç alınamadı. Geriye sadece yaşanmış acı

tecrübeler kaldı. Onun için Mısır halkı ve İhvan bu tuzaklara düşmeden farklı

bir yol deniyor. İhvan-ı Müslim in direne direne kazanacak. Bundan  başka yol gözükmüyor