Biliyorum iki gün geçti ama maçlar sebebiyle bu erteleme oldu. Hani şu Beşiktaş’ın Feyenoord’la oynayacağı maçın naklen yayını hakkında ağır bir yazı yazacağımı belirtmiştim ya... İşte mesele bu...

Değerli okurlar; Ben Digitürk’e, hem spor aşığı olduğum için, hem de meslek gereği ayda spor paketli olarak 200 liraya yakın ödüyorum.  İki adet spor paketli Digitürk’üm var. Ayrıca bir adet sinema paketli ve bir adet de normal paketim var. Yani toplamda neredeyse 300 kağıt ayda... Ve bu Digitürk, bana Feyenoord-Beşiktaş maçını 20 kağıda seyrettirdi. Tabii ki bendeniz de iki telefon numarasından ağzıma geleni söyledim. Karşımdaki görevlileri hedef alarak değil. Onlar görevlerini yerine getiriyorlardı. Benim lafım onların çok çok üstünde bulanan insafsızlar içindi. İlkesizler içindi. İşin en acı yanı da, Digitürk’ün uzun zamandan beri TMSF’nin elinde oluşu idi. Yani devletin ta kendisi... Yani bu defa Devlet eliyle çarpıldık resmen.

Yahu ayıptır en azından... Hiç olmazsa yaz günleri bile maç yayınlarını kapattırmayan ben ve benim gibilere bu maçı ücretsiz verirsiniz. Maç paketi olmayanlardan ya da yayını durduranlardan iste... Ama ben ve benim gibilerden bu 20 papeli istemek en azından insan haklarına aykırıdır. Ayıptır, günahtır ve de rezilliktir. Şiddetle bir kere daha kınıyorum. Hatta lanetliyorum. Sanırım benden başka böyle tepki gösteren de olmamıştır. Ama bu defa tepkim devlete de çarptı ne yazık ki! Bakın; dava bile açmaya niyetim var, bilesiniz. Ben 20 papeli verdim ve izledim. 20 papel bana koymaz. Ama sizin gibi kafası olanlardan bu 20 papelleri bir gün Allah çıkartıverir.

ÖNEMLİ NOT: Bir arkadaşım maç günü saat 17.00 civarlarında yayını ancak bu şekilde izleyebileceğimi söyledi. Ona rastlamasam ve de maçı konuşmasak ben bu maçı belki de izleyemeyecektim. Yazıklar olsun!

Gelelim mümtaz Türk spor basınına... 1 Ağustos 2014 günü bizim Kadın Voleybol Milli Takımı çok ama çok önemli bir turnuvanın ilk maçını Japonya ile oynayacak. Meşhur Hürriyet’e bakıyorum, tek satır yok. Hadi kulüp amigoluğu yapıyorsunuz, onlardan yer kalmıyor diyelim. Peki,  TV programı diye her gün yayımladığınız çerçevenin içine bari koysanız, saat 19.00’da naklen TRT Spor’da diye. O da yok. Ama benim Bilgin Gökberk kardeşim Başakşehir harikasının açılışındaki maça sataşmayı biliyor. Maksat birilerine gıcıklığa devam. Ama spora ve sporsevere hizmet olunca, geçiniz. Aferin size!

Ya hocalar Prandelli muhteremleri, yine basına göre, futbolcularına bir kaç maddelik ültimatom vermiş. Okusanız şaşarsınız. Ben daha fazlaca güldüm... (Bülent Bey dostum sakın kızma, benimkisi kara mizah gülmesi) Yahu Sinyor; senin elindeki kadronun kimi Dünya Kupası görmüşlerden, kimisi Avrupa Kupası maçı oynamaktan rekor sahibi... Anlaşıldı, sen de Mancini gibi bizim takımları keriz gibi görüyorsunuz. Ayıp oluyor ama!

Devam... Vahid Amca, bu ne biçim takım demiş. Yok yahu! Peki, sen hiç mi bu takımın kasetlerini falan izlemedin. Bile bile ladese mi geldin yani Yoksa bundan önceki bazıları gibi DOKUZ-ON adet yabancı yaması mı yapacaksın Öyle ya Trabzon’un neresini çapalasan petrol çıkıyor...

Son olarak... Fenerbahçe geçenlerde forma satışı kampanyası yaptı. Kimi yazılı veya sözlü basın “Kilometrelerce kuyruk oluştu” diye verdi. Nasılsa stadın bulunduğu ma        ğaza çayırda, bayırda, uçsuz bucaksız arazide ya... Kimisi de 500 veya 700 metrelik kuyruklar diye yazdı ve yayınladı... Vallahi yağcılık nerelere gelmiş, biz uyuyoruz demek ki! Bence mi En baba 200 metre olur. Eh o kaldırım kaç metre ki zaten Haaa otobana taştı ve de trafik Boğaz Köprüsü girişine kadar tıkandıysa, ben uyudum o zaman...

Hayırlı pazarlar!

Pardon unutuyordum. Tek bir zat-ı muhterem dahi Biliç’in, Hollanda’da, hem de 2-0 öndeyken üç santrfora döndüğünü yazmamış. Eh, maç kazanıldı ya... Allah korusun rövanşta bir aksilik olursa o zaman yazarlar ünlü skor şerbetçileri!