Meşhur tarihçi, sosyolog, filozof, siyaset ve devlet adamı İbn Haldun (1332 – 1406)…

Asıl olarak, İslâm ve hatta dünya düşünce tarihinin en özgün eserlerinden biri olan Mukaddime’deki kendisine has fikir ve metotlarıyla sonraki nesiller üzerinde derin etkiler bırakan bir âlim…

İbn Haldun’a göre adalet, devletin ve toplumsal düzenin (umran) varlığını sürdürmesinin, yükselmesinin veya çökmesinin temel şartıdır.

İbn Haldun, adalet ile mülk (devlet/egemenlik) kavramlarını birbirine bağlar. Adalet mülkün (devletin) temelidir; adaletin kaybolması devletin yıkılmasına yol açar.

İbni Haldun’a göre zulüm ve adaletsizlik, sadece bir kişiye yapılan fiziksel şiddet veya haksızlık değildir; aynı zamanda malın gasp edilmesi, hakların yenmesi ve vergilerin aşırı artırılmasıdır. Zulüm, üretimi ve ticareti bitirir.

Adalet; vergilerin meşru ve adil sınırlar içinde kalmasını, üretimin korunmasını ve halkın refahını sağlar. Vergiler çok yüksek olursa halk çalışmaktan vazgeçer, üretim düşer ve devlet gelirleri de azalır.

Adalet Dairesi (Dâiretü'l-Adl)İbn Haldun’un düşünce sisteminde devletin ve toplumun çöküşü veya yükselişi, geleneksel siyaset felsefesindeki Adalet Dairesi kavramıyla açıklanır.

Şöyle ki: Dünya bir bahçedir, bu bahçenin duvarı devlettir (mülk).Devleti yaşatan şeriat (hukuk ve kurallar) ve adalettir. Adaleti ayakta tutan yöneticidir (sultan).Yöneticiyi destekleyen ve koruyan halktır (reyet). Halkın refahını ve malını koruyan ise yine adalettir. Bu zincir halkalarından biri koptuğunda sistem çöker.

ADALETSİZLİK, ÖLDÜKTEN SONRA DA DEVAM EDİYOR, YA DA CENAZE YARDIMLARINDA UÇURUM

Peki, adaletsizlik, öldükten sonra da devam ediyor? Ne manaya geliyor?

Vefat edenlerin statüsüne göre ödenen cenaze yardımlarındaki farkı biliyor musunuz?

Ödemeler 6 bin lira ile 179 bin lira arasında değişiklik gösteriyor.

Vefat eden kamu görevlileri ve sigortalıların yakınlarına devlet tarafından ödenen cenaze yardımları arasındaki devasa uçurumdan bahsediyoruz…

Cenaze ve defin masraflarına destek olmak amacıyla verilen bu ödenek, kişinin çalışırken tabi olduğu sosyal güvenlik statüsüne göre büyük farklılıklar gösteriyor.

Paylaşılan son güncel tutarlara göre, listedeki en düşük ve en yüksek ödeme kalemi arasında tam 173 bin 210 liralık dikkat çeken bir fark bulunuyor.

Cenaze yardımlarının kimlere, hangi şartlarda ve ne kadar ödeneceği, vefat eden kişinin çalışma statüsü doğrultusunda mevzuatla belirleniyor.

Rakamlara göre, bir milletvekili vefat ettiğinde yakınlarına 179 bin 608 lira cenaze yardımı ödeniyor. Buna karşılık, SGK ve Bağ-Kur kapsamında bulunan standart bir sigortalının vefatında aileye yapılan yardım ödemesi yalnızca 6 bin 398 lira olarak uygulanıyor.

MEMUR VE İŞÇİ ÖDENEKLERİ

Ödeme listesinin diğer basamaklarında da statüye göre belirgin farklılıklar göze çarpıyor.

Emekli bir milletvekilinin vefatında aileye 89 bin 804 lira destek sağlanırken, 4/D statüsündeki kamu işçileri için bu ödenek 80 bin 342 lira seviyesinde bulunuyor.

Devlet memurlarının vefatı halinde ise yakınlarına 29 bin 935 liralık bir defin ve cenaze yardımı ödemesi gerçekleştiriliyor.

İLLERE VE BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR MU?

Sosyal Güvenlik Kurumu ve ilgili kanunlar tarafından belirlenen defin ödenekleri, yaşanılan şehre veya bölgeye göre herhangi bir farklılık barındırmıyor.

Dolayısıyla Kars’ta vefat eden bir sigortalının yakını ile Edirne’de veya İstanbul ya da başka bir büyükşehirde vefat eden sigortalının yakını, tamamen aynı yasal haklara ve aynı ödeme tutarlarına sahip bulunuyor.

Uygulanan bu yardımların temel amacı, vefatın ardından ailelerin omuzlarına binen ani defin giderleri yükünü hafifletmek olarak tanımlanıyor.

Ancak tamamen aynı amaca hizmet etmesine rağmen, sosyal güvenlik kurumları ve çalışma statüleri arasındaki mevzuat farklılıkları, vatandaşlara ödenen tutarlar arasında yüz binlerce liralık bir uçurum oluşmasına zemin hazırlıyor.

Ölüm gibi eşitleyici bir durumda bile devlet desteklerinin bu denli ayrışması, özellikle dar gelirli vatandaşların tepkisini çekiyor.

ÖNEMLİ BİR HUSUS DAHA VAR; SOSYAL ADALET SAĞLANMALI, SİGORTASIZ VATANDAŞLARIN ÖLÜMÜNDE DE ÖLÜM ÜCRETİ YAKINLARINA ÖDENMELİ!

Emekli bir milletvekilinin vefatında 89 bin 804 lira, bir kamu işçisinin vefatında 80 bin 342 lira ödenirken; yıllarca esnaflık yapmış bir Bağ-Kur'lunun veya asgari ücretle çalışan bir işçinin ailesi defin masraflarıyla baş başa kalıyor.

Ya da hiç sigortası olmayan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ölümünde de SGK tarafından yakınlarına ölüm ücreti ödenmelidir…

Mevzuatın belirlediği bu tablo, sosyal devlet ilkesiyle çeliştiği gerekçesiyle eleştiri oklarının hedefi haline geldi.

Vatandaşlar, acının ve cenaze masraflarının statüye göre değişmediğini belirterek ödeneklerin adil ve eşit bir temele oturtulmasını bekliyor.

Uygulamanın şehirler arasında standart olması coğrafi bir bütünlük sağlasa da statüler arasındaki bu maddi uçurum vicdanları yaralamaya devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi