Devlet millet için mi, yoksa millet devlet için mi vardır Basit bir yumarta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı tekerlemesini dillendiriyor değil elbette. Biraz düşününce yumartının tavuktan, tavuğun da yumurtadan çıktığı görülür.. Aynı şekilde devletin millet için, milletin de huzur, barış ve mutluluk için devlete ihtiyacı olduğu gerçeği de üzerinde tartışılmayacak kadar açıktır.. Ne var ki, ülkemizde bazı çevreler oldum olası devleti kutsamış, geliştirdikleri söylemlerle milleti devlet uğruna feda edecek noktaya gelmişlerdir.
Şahsen devlet denen organizasyonun milletin huzuru, mutluluğu ve refahı için zaruri olarak ortaya çıktığını, bu bakımdan devleti kutsayalım derken milletin hak ve hukukunu bir kenara itmenin devlet anlayışı ile de çeliştiğini düşünenlerdenim. Böyle düşünüyordum diye bir takım sığ kafalı ve devleti kutsama meraklısı kişilerin beni devlet düşmanı olarak algılaması ve ilan etmesini de ciddiye alınacak bir yaklaşım olarak görmüyorum. Kimsenin devlet düşmanı olması, bunun için devletin yıkılması peşinde koşması mümkün değildir, bunun mantığı da yoktur. Devleti kutsayanlara karşı çıkıyor olmayı devlet düşmanlığı olarak algılamak ve olaya böyle yaklaşmak sanıyorum beyni devre dışı bırakmış, beyin konforuna zarar vermemek için düşünmemeyi tercih etmek demektir..
Bu noktada iki alıntıyı aktarmak istiyorum. Bunlardan ilki TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğluna ait:
"Emir almak istemiyorsak bütçe açığı verdirmeyelim.."
Bütçe açığı demek; iç ve dış borç almaya devam etmek, borç almak ise; borç alınanlardan emir almaya hazır hale gelmek demektir. Kısacası, borç batağına saplanmış bir devletin bağımsızlığı kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Öyle ise devleti kutsamak yerine önce devleti güçlü kılmak, halkın değerlerine saygılı olması demektir.
Aktarmak istediğim ikinci cümle ise Cumhurbaşkanı Sayın Sezere ait:
"Devletin temel değerlerine saygı zorunluluktur."
Böyle bir cümlenin arkasından aklıma hemen şu soru geliyor: Devletin temel değerlerine saygı gerekli ama, belirlenen bu temel değerler milletin temel değerlerine ters düşüyorsa ne olacak Önemli olan devlettir, millet gerekirse feda edilebilir mi diyeceğiz Böyle bir yaklaşım militarist bir yaklaşım olmaz mı Bir başka ifade ile millet, devlet için vardır, devlet herşeydir, millet ise teferruattan ibarettir mi diyeceğiz Böyle bir yaklaşım sonucunda günümüzün yükselen değerleri demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi kavramlarla ters düşülmüş olmaz mı
Eğer devlet bizim anladığımız gibi toplumun huzuru, refahı ve mutluluğu için varsa, toplumun temel değerleri ile ters düşülmemesinin esas alınması gerekmez mi Eğer toplumu devlete feda eden anlayışı benimseyecek olursak o takdirde toplumun temel değeri diye bir anlayış söz konusu olamaz.. Toplumun temel değerlerinin yerini devletin temel değerleri almış olur.
Kısacası, devlet ile millet çatışmasının yerini devlet-millet kaynaşmasının almasını istiyorsak ve özellikle de farklılıklara rağmen birarada yaşama bilincinin gelişmesini benimsiyorsak, devleti kutsayan, insanı ve toplumu devre dışı bırakan anlayışın yeniden gözden geçirilmesi gerekmiyor mu
Kaldı ki, yüzyıllar boyunca devletlerin temel değer anlayışı hep değişegelmiştir.. Toplumların olduğu gibi.. Bir yerde devletin temel değer anlayışı toplumunki ile ters düşüyor ve bu anlayış birtakım zorlama ve dayatmalarla topluma hakim kılınmak isteniyorsa o yerde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesinden söz edilemez. Hemen belirteyim ki, maksadım demokrasiye övgüler düzmek değil.. Bir çelişkiyi ortaya koymak.. Bu çelişki ise ülkemizde demokrasi, özgürlük ve insan haklarından en çok söz edenlerin katıksız bir militarist anlayışa sahip olmaları ve bu anlayışlarını topluma empoze etmeye, hatta zorla kabul ettirmeye çalışmalarıdır.