Gazze Şeridi’nde Ekim 2023'ten bu yana süregelen yıkım, 10 Ekim 2025'teki ateşkes girişimlerine rağmen İsrail ihlalleriyle devam ediyor. Resmi verilere göre Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 72 bini, yaralıların sayısı ise 172 bini aşmış durumda. Ancak enkaz altında kalanlar ve hapishanelerdeki kayıplar da eklendiğinde, gerçek ölü sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Sadece son ateşkes döneminden bu yana 713 kişinin daha öldürülmüş olması, bölgedeki şiddetin durmadığını kanıtlıyor.
Lübnan cephesinde ise Kasım 2024'te imzalanan kağıt üzerindeki ateşkes, 2 Mart 2026'da İsrail'in başlattığı yeni hava ve kara operasyonlarıyla tamamen geçerliliğini yitirdi. Özellikle Lübnan'ın güneyinde yoğunlaşan saldırılar sonucunda son bir ayda 1.400'den fazla kişi yaşamını yitirirken, bir milyondan fazla insan yerinden edildi. Sadece son 24 saat içerisinde gerçekleşen saldırılarda 54 kişinin ölmesi, Lübnan'daki insani kaybın ivme kazandığını gösteriyor. Güneydeki yerleşim yerlerini hedef alan bombardımanlar, sivil altyapıyı ve ulaşım yollarını felç ederek can kaybı istatistiklerini her geçen gün yukarı taşıyor.
Savaşın en yeni ve stratejik aşaması olan İran cephesi, 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in ortak saldırısıyla açıldı. Savaşın altıncı haftasına girilirken, İran'ın enerji, sanayi ve askeri tesislerine yönelik yoğun bombardımanlar sonucunda ölü sayısı 2.076'ya, yaralı sayısı ise 26.500'e ulaştı. 4 Nisan Cumartesi günü gerçekleşen son saldırılarla birlikte, İran'daki sivil ve endüstriyel altyapı ağır darbe almaya devam ediyor. Üç cephedeki bu birleşik tablo, modern tarihin en ağır insani bedellerinden birini ortaya koyarken, uluslararası toplumun ateşkes çabalarının sahada karşılık bulmadığını açıkça gösteriyor.





