Eğitim sisteminde 4+4+4 sistemine geçildikten sonra birbirini
takiben yeni kararlar da açıklandı. Bunların başında ilk ve orta eğitimde
kıyafet serbestisi ve dershanelerin önümüzdeki ders yılından itibaren
kapatılacağı geliyordu. Açıklanmış başka karar ve niyetler de vardı ama
sanıyorum sözünü ettiğim bu iki husus öncelikliydi. Kıyafet serbestisi ve
dershanelerin kaldırılması kararı ile ilgili olarak bu köşede düşüncelerimizi
daha önce izaha çalıştık. Her iki hususunda kendimize göre artı ve eksilerini
ortaya koşmaya çalıştık. Ancak, geçen zaman içinde Milli Eğitim Bakanı’nın
değişmesi ile daha önce açıklanmış bu kararlarda bir değişiklik olup olmayacağı
tam olarak bilinmiyor. Yeni Bakan Sayın Avcı dershanelerin özel okullara
dönüşmesi için teşvik sisteminin uygulamaya konulacağını, bunun için gerekli
yasal düzenlemelerin hazırlandığını açıklaması dershanelerin kapatılması
konusunda daha önce açıklanmış kararda bir değişiklik olmadığını gösteriyor.
İktidar, dershaneleri kapatma konusunda kararlı görülürken,
kıyafet serbestisi konusunda daha işin başında özel okul-devlet okulları
ayrımını gündeme getirerek geri adım atılmış oldu. Alınan kararlarda
düzeltmeler yapılması elbette mümkündür ama işin başında atılan adımların
muhtemel sonuçlarının iyi hesaplanması ve ona göre kararların alınması
gerekiyor. Özelikle eğitimde bu hususa çok daha özen gösterilmeli. Özellikle
dershaneler konusunda alınan kararı inada dönüştürmemek gerekiyor. Bu hususta
izlenecek yol ‘kapattım’ deyip direnmekten çok eğitim sisteminde yapılacak
düzenlemeler ile dershaneleri işlevsiz hale getirmek gerekiyor. Dershanelere
niçin ihtiyaç duyulduğu düşünüldüğünde bunun başında daha ilkokuldan itibaren
öğrencilerin bir sınav yarışına itildikleri gerçeği geliyor. Bu arada ilk ve
ortaöğretimde okulların farklılaştırılması, bazı okulların diğerlerine göre öne
geçmeleri ister istemez bu okullara ilgiyi artırmış, bu okullara girebilmek
için yapılan sınavları kazanmak zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Özellikle ilk
öğretimden ortaöğretime geçişte eğer okullar arasındaki farklılık devam edecek,
öğrenciler ısrarla yarışa zorlanacaksa dershanelerin kaldırılması sanıldığı
kadar kolay olmayacağı gibi doğru da olmayacaktır. Söz gelimi her sene yapılan
SBS sınavları bir defaya indirilse bile öğrenciler dershanelerden
kopamayacaklardır. Bu arada bazı ortaöğretim okulları öğrencileri seçerek
almaya devam edeceklerse, yine sınav söz konusu olacaktır. Sınavın devam ettiği
sistemde dershaneler varlığını koruyacaktır. Bu noktada eğitimin okul merkezli
olması düşüncesi akla gelebilir. Yani okullar öğrencileri için kurslar
açabilir, öğrencilerinin yarışta geri kalmaması için harekete geçebilirler. Bu
tür uygulama zaten bazı okullarda vardı. Ama öğrencilerin büyük bölümü
dershanalere gidiyordu.
Demek istediğim o ki, eğitim sisteminde yapılacak
değişikliklerin ve uygulamaların son ana bırakılmaması gerekli düzenlemelerin
gecikilmeden yapılması gerekiyor. Bu hususta yapılabilecek en önemli düzenleme
liselerin mümkün olduğunca tek çatı altında toplanarak eskiden olduğu gibi
ikinci sınıfta bölümlere ayrılması geliyor. Fen lisesi, Anadolu lisesi, düz
lise gibi ayrımlar devam ettiği sürece sınavlar devam edecek, bu da
dershanelere duyulan ihtiyacın devamı anlamına gelecektir. Bu bakımdan meslek
liseleri hariç diğer liselerin tek çatı altında birleştirilmesi ve gerekirse
lise ikinci sınıftan itibaren öğrencilerin seçecekleri bölüm sayısının
artırılması düşünülebilir.Geçmişte yaşanan sıkıntıları giderici tedbirlerin
alınmasına herkesin destek vermesi gerekiyor. Ama, ayak üstü yapılan
açıklamalardan vazgeçilmesi şart. Aksi halde eğitim sistemi yaz-boz tahtası
olmaktan kurtarılamaz.