Yargıdaki yara kanadı ve devletin üstüne damladı. Kuvvetle muhtemel mahkûm edilecek olan Hizbullah, PKK ve DHKP/C sanıklarının tahliyesi tüm gözleri geç de olsa yargıya çevirdi. İyi de oldu doğrusu...
Özellikle yüksek yargının tıkandığını ve nakavt olduğunu tekrar gördüler. Yargıtay‘ın felç olduğunu, hâkim ve savcı sayısının hızla artırılması gerektiğini, geciken adaletin yaktığı canları... Bundan 3 sene önce yani 2007 yılında hayata geçirilmesi planlanan İstinaf ve Bölge Adliye Mahkemeleri‘ne karşı çıkmışlardı. Kim bu karşı çıkanlar? Yargıtay ve CHP. Neden karşı çıkıyorlarmış? "Yargıtay‘ın etkinliği azalırmış!" Bu nasıl ‘etkinlik‘tir acaba? Eğer etkin olsaydı, bugünkü 102 tahliyeleri olur muydu? Sistem adam gibi işler giderdi öyle değil mi? "İş yükümüz çok fazla" feryatları da işitilmezdi... Demokratik dönüşüm kaçınılmazdır, Yargıtay‘a ve CHP‘ye rağmen. Bunlar yargının fiziksel sorunları. Bir de kimyasal sorunları var ki, onlar ancak yeni anayasa inşasıyla çözülebilir. (GÜLTEKİN AVCI / BUGÜN)





