Hiçbir sistemde herkesin aynı şeyleri düşünmesi istenemez, istense de bu zaten mümkün olmaz. Hele hele demokrasilerde düşünce ve inanç özgürlüğü gibi temel özgürlükler esastır ve bu özgürlükler bir takım bahanelerle ortadan kaldırılamaz. Kaldırılırsa da bunun adı demokrasi olmaz.

Maksadım demokrasinin ne olup olmadığını tartışmak değil. Ancak, bu ülkede demokrasi var deniyorsa bunun belli şartları vardır ve buna uyulması gerekir diye düşünüyorum ve bunu her fırsatta dile getiriyorum. Ne var ki, bizim bu tavrımız bazıları tarafından yadırganıyor. Hem de demokrasi ve demokrasinin kurumlarını korumak adına.

Bu çerçevede Danıştay üyelerine karşı girişilen saldırının ardından yazdığım yazılar bazıları tarafından yadırganmış olacak ki bazen üç cümlelik tepkileri tamamen küfürden ibaret, bazen de tehdit içeren mesajlar geliyor.

Aslında zaman zaman bazı gruplardan yönlendirmeye yönelik mesajlar gelir. Bunları normal karşılarız. Maksadından çok şahsen içeriği ile ilgilenirim. Gönderilen mesajın içerdiği bilgi benim için önemlidir. Çoğu zaman bunlardan yararlanırım da. Ama, küfür ve tehdit fikrin bittiği noktayı gösterir diye düşünüyorum.

Tekrar ediyorum, itirazım demokrasi diye diye sistem dışı gelişmelere zemin hazırlamaya, bir yandan egemenliğin millete ait olduğu söylenirken öbür yandan milletin seçtiklerinin bir takım bahanalerle devre dışı bırakılmak istenmesi ya da bırakılmasınadır. Bu düşünceme elbette herkesin katılması gerekmez. Böyle düşünüyorum diye birileri, "Balyoz yakında kafanıza inerse demokratlığın, demokrasinin kurumlarına saldırıyı içermediğini anlayacaksınız. Hem de fazlası ile.." diye mesajlar gönderiyorsa bizim haklıllığımız bir kez daha kanıtlanmış olmaz mı

Bu ülkede bir takım kurum ve esasları korumakla görevli olması gereken yine devletin kurumları değil midir Bu kurumları devre dışı bırakır, birileri kendilerini demokrasinin kurumlarını korumakla görevli kılarsa o ülkede nereye varılabilir

Kaldı ki birileri demokrasiden rahatsız oluyorlarsa bunun için bir takım kurumların arkasına sığınmalarına da hiç gerek yoktur.

Bu vesile ile bazı okuyucularımın gönderdiği mesajları da cevaplandırmak istiyorum.

Servet Aslan-Kokunun önceden hissedilmesi ve buna karşı tedbir alınması elbette gerekirdi. Ancak, topluma açık hareketlerde bu tespit edilse bile gerekli adımın atılması mümkün olmayabiliyor.

Hayrullah Kut-Mesajınızda 3 soru yöneltiyorsunuz. İlk sorunuzun muhatabı sanıyorum ben değilim. Çünkü, Saadet Partisi adına cevap verme yetkisini kendimde görmüyorum. İkinci sorunuzu ise hergün yazdığım yazılarda çeşitli vesilelerle cevaplandırdığımı düşünüyorum. Üçüncü sorunuzun cevabını  galiba bildiğiniz halde bir de benden duymak istiyorsunuz. ABD ile kolkola ılımlı İslâm projesini uygulamıyorlar mı

Bekir Mutlu-Bugün bulunduğumuz nokta elbette önemli ama Allah hepimizin sonunu hayırlı eylesin. Son nefeste imandan ayırmasın.

Ali Tez-Benim ne demek istediğim yazımda açıkca belli iken kendinize göre zorlama bir yorumla  yazıma farklı bir anlam yüklemenizi anlayabilmiş değilim. Sizden farklı düşündüğüm kesin ama  sizin yorumladığınız gibi de düşünmüyorum. Son günlerde gerginleşen ortam sizi zorlama bir yoruma itmiş olabilir.