Danıştay 2 nci Dairesi temyiz yoluyla bakmakta olduğu bu davada insan haklarını tartışmaya açan, özgürlükleri sınırlayan, yaşam biçimini, tercihini zedeleyen, hukuka aykırı bir karara imza atmıştır.

Danıştay 2 nci Dairesi nin bu kararında özgürlüklere ve ifade hürriyetine ilişkin hem iç hukuk hem de uluslararası hukukta pek çok norm ihlal edilmiştir. Bu kararda Anayasa, eğitim hukuku, çalışma hürriyetini düzenleyen hukuk normları ve bu normların uzantısı olan uluslararası düzenlemeler ihlal edilmiştir. Bu karar, Türkiye nin demokrasi tarihinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilmeli.

Kararı veren hakimler ve hukukçular, kararın altında imzası olan kamu görevlileri acaba hiç düşünmüşler midir ki; "... Evden çıktıklarında bir irade onların günlük kıyafet tercihlerini sorgulasın .. Giyim tarzını ve seçtiği rengi sorgulasın hatta nerede oturacağını, kiminle konuşacağını, hangi marketten alışveriş yapacağını, ilerleyen zaman diliminde daireye hangi kıyafetle gelmesi gerektiğini sorgulasın..." Bu müdahaleyi acaba bireysel tercihlerinde ne kadar hukuki bulurlar veya özgürlüklerinin ne denli kısıtlandığını anlayabilirler Halbuki hukukun ve hukukçunun koruması gereken değer, özgür birey ve onların tercihleri olmalıdır. Tarihin hiçbir döneminde özgürlüklerin ve bireysel tercihlerin sınırlanması, gelişmişlik ve çağdaşlık kriteri olmamıştır. Özgürlüklerin sınırlanması ancak olsa olsa toplumsal gerekliliklerle birlikte anıldığında düşünülebilir. Bu takdirde dahi toplumsal alan ile bireysel alan ayırımı yapılmalı, bireysel alana hiçbir müdahale söz konusu olamamalıdır.

"Kamusal alan" devlet daireleri, üniversiteler, askeri alanlardan sokaklara taşıma anlamını içeren bu kararı, demokrasiye birazcık saygısı olan insanların içine sindirmesi mümkün değil, olamaz.

Karar, kadına karşı ayrımcılığın en çarpıcı örneklerinden biri olarak hukuk tarihimize geçme özelliği taşıyor.

Bu karar şu anlama geliyor. İnancı gereği başını örten biriyseniz, ekmek parası için okulda başınızı açmanız yetmez.

Yasak kararı, medyanın ilgisini pek çekmedi. Oysa, bu kararın manşetlere çekilmesi, insanların özel yaşamına bu boyutta müdahale hakkını kimin, hangi güçten aldığının sorgulanması lazımdı.

Kamu görevlisi olarak hizmet veren bir kişinin, kamu görevlisinin görev bittiği andan itibaren nasıl giyineceğine, nasıl davranacağına karışamazsınız. Bu çifte standarttır, kabul edilemez.

AK Parti, demokrasi, insan hakları, herkese eşitlik söylemiyle iktidara geldi. Ancak, Cumhurbaşkanlığı seçimi, iktidarın tadı AK Parti ye bu söylemlerini unutturdu. AK Parti kadroları, "Merkez partisi olma" savını fazla ciddiye aldı ve geçmişin ANAP ından, DYP sinden farksız bir hale geldi.

AK Parti nin şu anda başı örtülü kadınlara gösterebileceği bir tek mazereti yoktur.

Avrupa Birliği ni hedeflediğini ileri süren bir ülkede, bu kararı herhangi bir şekilde izah edemezsiniz.