Uluslararası arenada Ankara'dan gelen son hamle, küresel karar alma mekanizmalarının İkinci Dünya Savaşı'nın tozlu raflarında kaldığını bir kez daha dünyanın yüzüne vurdu.

Veto İmtiyazına Ne Olacak?

Mevcut yapının adaletsizliklerine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasarlanan reformun merkezine veto hakkının tamamen kaldırılmasını yerleştirdi. Sadece koltuk sayısını artırmanın derdlere deva olmayacağı aktarıldı.

Yazıda, "Güvenlik Konseyine ayrıcalıklı yeni üyeler eklemek, karar alma gücünün birkaç devletin elinde toplanması sorununu çözmez" ifadelerine yer verildi. Sistemin kökten değişmesi gerektiği vurgulanırken, anlamlı her reformun temel stratejik hedefinin bu veto imtiyazını tarihe gömmek olduğu kaydedildi.

Dengeler Sil Baştan

Ankara'nın masaya sürdüğü yeni yapıda Genel Kurul'un yetkileri merkeze alınıyor. Daimi üyeliğin rafa kaldırıldığı, Güvenlik Konseyi üyelerinin dönüşümlü olarak seçildiği ve her defasında oylamayla güven tazelemek zorunda kaldığı yepyeni bir düzen önerildi.

"Geleceğin uluslararası düzenini geçmişin hiyerarşilerini muhafaza ederek kuramayız" sözleriyle imtiyazlı devletlerin hükümranlığına açık bir itiraz yükseltildi. Asya ve Afrika'nın küresel ekonomideki giderek artan ağırlığına işaret edilerek, gelişmekte olan ülkelerin masada hak ettiği yeri alması gerektiği ifade edildi.

Küreselleşme Masalı Bitti mi?

Küreselleşme rüzgarının dünyayı getirdiği nokta ortada.

Gelir dağılımındaki uçurum her geçen gün derinleşirken, ticaret ve enerji koridorlarının güvenliği devletler için çok daha belirleyici bir eşiğe geldi. "Her bölgenin meselelerini dışarıdan belirlenen yöntemlerle çözmek mümkün değildir" denilerek yerel dinamiklerin altı çizildi. Türkiye'nin sahip olduğu güçlü diplomatik ağını ve köklü devlet geleneğini bu devrim niteliğindeki reform sürecinde sonuna kadar kullanacağı yinelendi.

Kaynak: Haber Merkezi