Siyasette bir takım gelişmeler değerlendirilirken genellikle olması gereken değil gönülden geçenler dile getirilir. Böyle olunca da medyaya bakarak olaylar konusunda ortak bir görüşe ulaşmak mümkün olmaz. Bu arada özellikle bazı medya organları siyaseti kendi bakış açılarına göre dizayn etme gayretine de girince normal olarak birlikte düşünülmesi mümkün olmayan siyasi bir ortaklık üzerine tartışılabilir, bazen de bu imkânsız görünen husus gerçekleşebilir de. Günlerden beri her gün bir başka senaryonun gündeme getirildiği koalisyon ihtimalleri de benzer bir seyir izliyor. Aslında sınırsız bir koalisyon kurma alternatifi bulunmuyor. Çünkü seçimin hemen ardından bazı parti liderleri yaptıkları açıklamalarla koalisyon alternatifini çok sınırlı bir hale getirdiler. Sonuç olarak medya da koalisyon beklentisini 2 alternatife indirmiş durumda. Bu iki alternatif AK Parti-CHP, AK Parti-MHP. Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin dışarıdan desteği ile MHP ile koalisyon kurma çabalarının daha baştan sonuçsuz kalacağı, MHP’nin dışarıdan da olsa HDP ile yan yana görüntü vermek istemeyeceği biliniyordu. Aslında CHP ile MHP’nin sandalyeleri yetmiş olsa sanıyorum bu alternatif belki en gerçekçisi olurdu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu iki partinin ortak aday çıkardığı unutulmamalıdır. Şimdilerde bazı çevreler iki sağ partinin AK Parti ile MHP’nin birlikte hükümeti kurmaları gerektiğini ısrarla dile getiriyorlar. Hâlbuki Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP ile MHP’nin ortak aday çıkarması hiç yadırganmamış, hatta bazı çevrelerden alkış bile almıştı. Yani, bir sağ parti ile sol partinin ortak hareket etmesi yadırganmamıştı.

Bunları ortalıkta uçuşan pek çok hükümet alternatifinin olması mümkün olanların değil, temenninin ifadesi olduğunu belirtmek için sıralıyorum. Elbette, seçimlerden bir başka parti ya da partilerle hükümet ortağı olacak sayıda milletvekili ile çıkmış partilerin her türlü birlikteliği mümkündür. Çünkü koalisyonlar belli esaslarda uzlaşarak kurulur. Bu arada bazı çevrelerin güdümündeki partilerin daha işin başında kendilerini hükümet alternatifi dışına atmaları farklı hesapların sonucudur. Özellikle erken seçimin gündemde olduğu bir noktada partiler bir koalisyonun kurulmasından önce muhtemel erken seçimi hesaba kattıkları için her gün farklı bir senaryo gündeme geliyor.

Bu arada koalisyonun kurulmasını zorlaştıran hususlardan birisi de yıllardan beri gündemde tutulan çözüm sürecinin gelinen noktada fiyasko ile sonuçlanmış olmasıdır. Aslında çözüm sürecinin istenen sonucu vermesi hususunda HDP ve İmralı’ya bel bağlanmıştı. HDP ve İmralı’nın bu hususta son sözü söyleyecek durumda olmadıkları baştan görülmedi ya da görülmek istenmedi, görenlerin dikkat çekmeleri de çözüm sürecine karşı oluş gibi nitelendirildi. Eğer terörün sona erdirilmesi hedef idiyse, böyle bir hedefe terörden beslenen unsurlar hariç kimsenin karşı olması düşünülemezdi. Gelinen noktada görüldü ki, Kandil varlığını silahlı güçlerde görüyor. Kandilin arkasındaki güçlerde silahların bırakılmasını istemiyorlar. Bugün açık bir şekilde ortaya çıkan bu durum aslında başından beri hep aynıydı. Gerçek görülmek istenmediği için bugüne gelindi, ardı ardına Kandil’den yapılan açıklamalarla ortaya çıkmış oldu. Buna rağmen bazıları bir yandan çözüm sürecinin bundan böyle eskisi gibi olmayacağını söylerken aynı zamanda HDP’nin kullanışlı enstrüman olduğunu ifade etmeleri bize göre gerçeği görmemekte direnmek anlamına geliyor. Çünkü HDP son sözü söyleme durumunda değildir. O kendisine verilen rolü oynamakla görevlidir.