11 Eylül saldırılarından sonra "Topyekün Haçlı savaşı" kılıfıyla İslam coğrafyasına giren, Müslümanların hareket alanlarını daraltacak stratejiler geliştiren Hıristiyan Batı medeniyetinin çirkin yüzünü, Peygamberimize yönelik karikatür çirkefliğiyle bir kez daha gördük   Danimarka da başlayan ve diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eden Peygamber Efendimize yönelik saldırı, Batı medeniyetinin kutsal değerlere saygısızlıkta sınır tanımadığını açıkça ortaya koydu. Huntington un "Medeniyetler Çatışması Tezi"nin tüm çıplaklığıyla yaşandığı bir süreçten geçiyoruz Dünyaya biçim vermek için şeytanca planlar yapan hakim güçler, dinlerarası çatışmayı körükleyecek entrikalarla suyu bulandırmaya, ortalığı karıştırmaya çalışıyorlar Demokrasi ve basın özgürlüğü adı altında Müslümanların en kutsal ve mahrem noktalarına hançer saplıyorlar Dinler arası diyalogmuş.. Hoşgörüymüş Barışmış Saygıymış Bu kavramların hepsinin palavra olduğunu anlayabildiniz mi Diyalog ve hoşgörü zeminiyle, İslam dininin etkinlik alanının daraltılmaya çalışıldığını, söyleyecek hiçbir sözü olmayanlara manevra alanları açıldığını, Müslümanları ehlileştirmek için şeytanca yöntemler geliştirildiğini anlayabilmeniz için kafanıza saksı mı düşmesi gerekiyor Diyalog ve hoşgörü kavramlarını kendilerine açılacak kulvarlarda sınırsız biçimde kullanan, misyonerlik faaliyetleri için yumuşak zeminler hazırlayan Vatikan nerede İslam dünyasının en hassas olduğu bir meseleyi, basın özgürlüğü kılıfıyla haince izleyen hatta teşvik eden Batılı yöneticiler nerede

Son onbeş yıldır diyalog ve hoşgörü diyerek Müslümanları sindirme politikasına alet olan, dinler bahçesi projeleriyle imam, haham, papaz görüntülerini aynı kareye sığdırabilmek için kırk takla atan tuzu kuru baronlar ve avanesi nerede Müslümanların kutsallarını payimal etmeyi "basın özgürlüğüdür, biz karışamayız" diyerek meşrulaştırmaya çalışan Danimarka Başbakanı Rasmussen ve bu kepazeliğe ortak olmak için yarışan diğer ülkelerdeki medya gruplarının yapmaya çalıştığı, Müslümanların sabır taşını çatlatmaktan başka bir şey değildir Bu kepazelik, Bağdat ta cami ortasında hayvanlar gibi yayılan, pis postallarıyla gezinen, silahlarını temizleyen Coni lere Müslüman dünyasının vermediği tepkinin doğal bir uzantısıdır Bu kepazelik, medeniyet projesi olarak yutturulan Avrupa kültürünün tüm dünyaya hakim olması için türlü şaklabanlığı yapmaktan geri kalmayanların figüranlığının eseridir Önceki gecelerde "Peygamber Efendimize yapılan saygısızlığın" ele alındığı, Mehmet Ali Birand ve Sedat Ergin in konuk olduğu "Tarafsız Bölge programını" izlerken, Batı medeniyetinin kültürel kodlarımızı nasıl dönüştürdüğünü, medya mensuplarımızın nasıl bir düşünce girdabında kaldığını açıkça anladık.

Hıristiyan Batı nın Hz. İsa (as) nın resimlerini yapmada, filmlerde canlandırılması konularında oldukça hoşgörülü davrandığını kaydeden Sedat Ergin, "Hıristiyanların bu meselede hoşgörü çıtaları yüksek. Müslümanların hoşgörü çıtaları ise daha düşük" gibi bir değerlendirme yaptı Bu kepazeliğin hoşgörüyle, hoşgörü çıtasıyla izah edilmesi mümkün mü Bu rezilliğe imza atan karikatüristler, 2005 yılına gelinceye kadar İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sas) in resimlerinin herhangi bir yerde kullanılmadığını, karikatürlerinin yapılmadığını, Müslümanların bu konuda çok hassas davrandıklarını bilmiyorlar mıydı Bu çirkeflerin sığındıkları basın özgürlüğü şimdiye kadar yok muydu Kutsal değerlere saldırmak, Müslümanları rencide etmek, bu kadar ucuz mu Basın özgürlüğü çirkeflik yapabilme hakkı mıdır