Cehennemin yolları iyi niyetlilerle dolu! diyordu kendi
düşüncesinin doğru ve yaptıklarının haklı olduğunu anlatabilmek için... İnsan
kendini ikna edince başkasının ne düşündüğünü, ne dediğini aklına bile getiremiyor,
basireti bağlandığı için... Hatta karşısındakini yok etmek azmiyle yüklendikçe
yükleniyor, kendini haklı çıkarabilmenin kararlılığı ile... Bu şekilde bir
haklılık nerede görülmüş ve ispat edilmişse!
Peki, nereden biliyorsun senin düşüncenin ve yaptığının
haklı olduğunu Düşüncenin miyarı nedir ki Şöyle bir düşün: İnsanlar ölüyor,
insanlar öldürülüyor senin düşüncenin egemen kılınması adına... Ölenlerin,
öldürülenlerin seninle ve senin düşüncenle, senin yaptıklarınla hiçbir ilgisi
olmadığı halde! Hedefsizce atılan bir kurşunun masum bir çocuğa isabet edip
öldürmesi gibi...
Ne kurşunu atanın o çocuğu öldürmek gibi bir düşüncesi
var, ne de çocuğun ve ailesinin o cani ile herhangi bir alıp veremediği! Her
şey, gözü dönmüş kişinin kendini, kendi düşüncesini haklı göstermek adına
işlediği cinayetten başka bir şey değil! Evet, tam bir gözü dönmüşlük hali...
Öyle bir cinayet ki vahşet boyutlarının da ötesine geçmiş, insanlık suçu
boyutlarının da ferah fersah ötesinde...
Bugün Müslümanların yaşadığı bölgelerde olup bitenler
bunlardan farklı değil. Kendileri din adına cihat ettiğini zannedip,
Müslümanların asırlar içerisinde kurdukları medeniyetlere, medeniyetlerinin
göstergesi olan eserlerin yerle bir edilmesine sebep oluyorlar. Ne adına, kendi
görüşlerinin haklılığı adına... Ne adına, nefislerini dinleştirerek dünyevî bir
saltanat kurmak ve bunu sürmek adına... Ne adına, iplerini birilerinin eline
kaptırmaları adına!
Bu gözü dönmüş caniler menfaatlerini korumak adına,
Batılı güçlerle ittifak ederek Müslümanların katledilmesine, Müslümanların
yıllar içinde elde ettikleri kazanımlarının yok edilmesine sebep oluyorlar. Ne
yazık ki Amerika nın, Avrupa nın müdahalelerini haklı çıkarmak için her türlü
cinayeti, vahşeti işliyorlar.
Medya yı kullanarak kim olduğunu dahi bilmediğimiz
insanların kellelerini kesiyorlar, tekbirler getirerek... İslâm bir ibadet olan
kurbanların kesiminde bile edebi gözetirken, bunlar İslâm adına kelle kopararak
cihat ettiklerini zannediyorlar.
Bu tür cinayetlerle İslâm a ve Müslümanlara nasıl bir
bedel ödettirdiklerinin farkında değiller midir, yoksa bunları bilerek mi
yapıyorlar Şahsî çekişmeler, kişisel tatminler adına yapılan bu tür
iğrençliklerin Müslümanların kazanımlarını nasıl geriye götürdüğünü
fehmedememeleri de ayrı bir vahşettir.
Bu tür sapkınlıkların bedelini, son on yıllar içinde ne
kadar masum Müslüman ın hayatıyla ödediğini düşündüğümüzde, acaba bunların
İslâm ın hanesinden nelerin götürülmesine sebep oldukların ve büyük bir vebali
üstlendiklerini akıllarına getirmezler mi Yoksa bütün bu cinayetler Müslüman
kılığına bürünmüş cinler tarafından mı işleniyor Algı operasyonları yön mü
değiştirdi Bu soruların arkasındaki tek gerçek, bütün bu olup bitenleri bir
Müslüman ın şuurlu bir şekilde yapamayacağı gerçeğidir.
Vahşice katledilen Saddam Hüseyin döneminde de aynı
şeyler yapılmıştı. Türkçemizde de Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz
denilen ve vicdanlarda kutsanan bu güzel İslâm beldesinin bombalanması hâlâ
hafızalarımızda tazeliğini korurken, vicdanlarımızı sızlatmaya devam ediyor.
Şu bir gerçek ki insan sevdiğini ve sevdiklerini asla
hedef tahtasına oturtmaz. Savaşın bir hile olduğunu bilen bir kimse, Ben
buradayım dercesine kendini hedef haline getirmez. O güzelim Bağdat şehri
yetmemiş gibi, şimdi de Musul, Kerkük, Şam, Halep, Gazze gibi İslâm beldeleri
ve buralardaki göz nuru el emeği eserler yok ediliyor. Ey gafil! Görmüyor
musun İslâm ı çağrıştıran bütün alâmetler birer birer ortadan kaldırılıyor.
Böyle bir durumda uyumak, gaflette olmak maskaralık değil de nedir
Müslümanların hem nüfus olarak, hem de bu zamana kadar
güzellik adına, sanat adına yaptıkları her ne varsa hepsi de yok hükmüne mahkûm
ediliyor. Bunu da kendini Müslüman olarak tanımlayan insanlar yapıyorlar.
Batılın hüküm sürdüğü beldeler mamur ve müreffeh gösterilirken, Hakk ın hâkim
olması gereken beldeler kan revan içinde... Bunda, kendini Müslüman addeden ve
sorumluluk makamında bulunan kişilerin vebali çok büyük!
Bu hal niçin böyle Nerede yanlış yapılıyor Eğitimde mi,
eğitimsizlikte mi Olup biten bunca çirkinlikleri kader deyip geçemeyiz.
Allah akıl vermiş, bu da yetmemiş kitap vermiş, bu da yetmemiş kitabı hayata
uygulayan peygamberler göndermiş. Bu kadar uyarıya rağmen, bu kadar büyük
sorumsuzluk neyin nesi Yoksa herkese yetecek kadar büyük olan dünyanın
birtakım nimetlerini elde etmek için mi Dünyevîleşmek adına mı
Geriye doğru baktığımızda haksızlıkların hiçbirinin
karşılıksız kalmadığını görüyoruz, kalmayacağını da kitap ta okuyoruz. Bu
konuda en iyi durumda Müslüman ın olması gerekirken, bunda da en gaflet içinde
olan, ne yazık ki Müslüman görünümlü kişiler çıkıyor karşımıza! Müslüman
feraset sahibidir ve de öyle olması gerekir. Oysa Müslümanların yaşadığı
beldelerde olup bitenlerin ferasetle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Karıştırdıklar, yaşanmaz hale getirdikleri yerlere
Adalet, hak hukuk getireceğiz diyerek hem kendileri hem de Batılı güçler
tarafından yakılan, yıkılan Müslüman beldeleri, ülkemizin yakılan ormanları
gibi ciğerimizi yakıyor. Vicdansızların vicdansızlıkları vicdanlarımızı
sızlatıyor.
İnsan kılıklı cinler, kendilerini kulak veren canilere
vesvese verdikçe veriyorlar. Sonunda da cinlerin cinlikleri cinayet işletiyor
cinin kölesi haline gelmiş canilere... Cinin cinliği, evet bir olgudur, fakat
insanın da insanlığı daha büyük bir olgudur, Müslüman ın Müslümanlığı ise cinin
cinliğini de silip süpürecek bir olgudur. Kim bunların farkında olacak Kim
akan Müslüman kanına, hâk ile yeksan edilen Müslümanların göz nuru olarak
toprağa attıkları imzaların kazınmasına dur diyecek