SEÇİMLERDEN tek parti iktidarı çıkmamasının ardından
siyasi liderlerin sergilediği tavır bizim gibi uzun yıllar bu tür gelişmeleri
izleyenler için sürpriz değil ama gençler için sanıyorum hayal kırıklığı
sebebidir. Çünkü yapılan açıklamalar ile gerçek niyetler arasında büyük farklar
olduğunu göremediğiniz zaman yapılan açıklamaları bire bir doğru ve gerçek
niyet sanabilirsiniz. Böyle olunca da koalisyon kurmaya çok niyetli görünen bir
parti liderinin aslında gerçekte bu tavrının sadece muhatabını köşeye
sıkıştırmaktan ibaret olduğu çok geçmeden anlaşılacaktır. Söz gelimi hükümeti
kurmakla daha bir isim görevlendirilmediği, dolayısıyla hükümeti kurma turları
başlamadan yapılan bir takım açıklamalar gösteriyor ki, bazı genel başkanlar ya
daha şimdiden bize gelmeyin diyor ya da kendilerine usul gereği gelindiğinde
pazarlık payını yüksek tutmak için bir takım açıklamalar yapıyorlar.
Mesela, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu nun medyaya
yansıyan açıklamaları eğer doğru ise AK Parti nin CHP ile koalisyon kurması
imkânsız gözüküyor. Çünkü Kılıçdaroğlu, AK Parti ile bir koalisyon kurulursa 2
yıl dönüşümlü başbakanlık sistemi talep edecek, bununla da yetinmeyerek Meclis
Başkanlığı nı da isteyecekmiş. Ayrıca koalisyon halinde bakanlık sayısının eşit
olacağı gibi Adalet, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı nın da kendilerine
verilmesi isteklerinin arasında yer alıyormuş. Peki, Kılıçdaroğlu nun koalisyon
şartları bunlarla bitiyor mu Bitmiyor. Ayrıca 4 eski bakanla ilgili soruşturma
komisyonu kurulmasını istiyormuş.
Yukarıda da dikkat çektiğim gibi bu istekler pazarlık gücünü
artırmak için değil de gerçek niyet ise CHP ile AK Parti nin koalisyon kurması
mümkün olmaz. Çünkü daha kendilerine bir teklif gelmeden ya da el altından
gelmiş bir teklife böylesine medya aracılığı ile cevap veriliyorsa böyle bir
pazarlık daha başlamadan bitmiş ya da bize gelmeyin demektir. Hâlbuki aynı
Kıılçdaroğlu; yaptığı açıklamalarda ülkeyi hükümetsiz bırakmayacaklarını,
amaçlarının ülkeyi sıkıntıdan çıkarmak olduğunu söylüyor. Amaç gerçekten ülkeyi
sıkıntıdan çıkarmak ise bu tekliflerle ülke sıkıntıdan çıkmaz. Amaç, bir an
evvel hükümeti kurmak değil de AK Parti yi koalisyon için bir başka partiye
yönlendirmek ise o ayrı bir konu.
Bu arada bazı çevrelerin ısrarlı bir şekilde geniş
tabanlı bir beyaz sayfa koalisyonu isteği, CHP nin içinde bulunduğu bir
koalisyon ile Kemal Derviş in adının birlikte gündeme getirilmesi sanıyorum
kendiliğinden olmuyor. Yine bir takım güç odakları Türkiye ye yeni bir gömlek
biçiyorlar, içerideki destekçileri de bu yönde kamuoyu oluşturmaya
çalışıyorlar, Hemen belirteyim ki, Kılıçdaroğlu nun dönüşümlü başbakanlık
sistemi isteği AK Parti tarafından kabul edilecek olursa elbette bu onların
meselesidir. Biz sadece dışarıdan olaya bakarak kendimizce bir değerlendirme
yapıyoruz ve seçmenin ortaya koyduğu iradeyi ille de geniş tabanlı bir
koalisyon istiyor şeklinde değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyoruz.
Seçmenin AK Parti nin tek başına iktidarına itiraz ettiği ortada. Ama bu yüzde
40 oyun iradesinin bir kenara itilmesi anlamına gelebilecek bir uygulamayı
gündeme getirmemelidir. CHP ille de Başbakanlığı almak istiyorsa MHP ve HDP ile
gider anlaşır hükümeti kurar. Yoksa yüzde 40 oy almış bir partiden başbakanlığı
bana bırak anlamına gelebilecek bir teklifte bulunmak sanıyorum, Biz
koalisyonda yokuz anlamına gelir ya da böyle yorumlamak yanlış olmaz.