Bunu söyleyen Osman KORUTÜRK…
Emekli Büyükelçi… Geçen dönem CHP milletvekiliydi.
Son milletvekili seçimlerinde CHP’den önseçime girdi ama kazanamadı.
Osman beyin “Sosyal Demokrat Dergi”nin yeni sayısında bir makalesi yayınlandı. Makale, “İçinde Bulunduğumuz Ortamda Ana Muhalefetin Büyük Sorumluluğu” başlığını taşıyor. İlginç satırlar var. Bakalım mı
“CHP bütün gücünü, birikimini ve enerjisini iktidarın rejimi değiştirme çabalarını demokratik yollarla engellemeye odaklamak zorunda. Eski-yeni partililerinden oluşturacağı yetkin, dinamik ve güven verici kadrolarla günlük endişelerden, çıkar ve beklentilerden arındırılmış geniş, çok yönlü ve etkin bir muhalefet platformu oluşturmalı ve vakit geçirmeden Cumhuriyetin iktidar tarafından hızla aşındırılmakta olan kurucu değerlerini savunmaya girişmeli. Demokratik muhalefeti; profesyonelce organize edilmiş, süreklilik taşıyacak kitlesel bir mitingler süreci ile sokağa taşıyarak halkı bilinçlendirmeli, heyecanlandırmalı, ümitlendirmeli ve hareketlen-dirmeli. Belki yurt çapında yeni bir ‘Gezi’ süreci başlatmalı. Kendi %25 seçmeninin yanında, ne CHP’ye ne de AKP’ye oy vermiş olan ama Atatürk’e, Cumhuriyet değerlerine, laikliğe bağlı diğer %25’i, hatta muhafazakâr kimlikleri nedeniyle halen AKP saflarında bulunmakla birlikte, bu değerlere karşı olmayan merkez sağ unsurları da muhalefet saflarına katabilmeli.
İlk olarak, her gün şehit cenazelerinin aileleri kan ağlattığı, terörün ne IRA İngiltere’sinde ne Bask İspanya’sında sebep olmadığı ölçüde bir zayiat ve yıkımla karşı karşıya bıraktığı ülkemizin içinde bulunduğu şu şiddet sarmalında milli birlik ve beraberliği yeniden oluşturmayı hedeflemeli. Bunun da, AKP iktidarının istediği gibi, AKP politikalarını desteklemek suretiyle ‘yanlışın arkasında saf tutarak’ değil; ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı politikaların terk edilmesi, şu ortamda anayasa yazımının ertelenmesi, başkanlık saplantısından vazgeçilmesi, dış politikanın ulusal çıkarlar doğrultusunda yeniden düzenlenmesi ve iktidarla muhalefetin TBMM içinde birlikte ortak aklı bulacakları bir çalışma ortamı oluşturulması suretiyle sağlanması için iktidara baskı yapabilmenin yollarını bulup uygulamaya koymalı.”
BU MESAJI GARİPSEDİM! NEDEN Mİ
Osman Korutürk esasen politikanın ötesinde beyefendi, devleti bilen bir eski bürokrat.
Ama “CHP yurt çapında yeni bir ‘Gezi’ süreci başlatmalı” şeklindeki mesajını yadırgadım. Neden mi
Hatırlayalım ‘Gezi’ sürecinde neler yaşandı
* Gezi Parkı protestoları sürecinde yaklaşık 2,5 milyon insan eylemlere katıldı.
* Bu eylemlerde yaklaşık 4 bin 900 eylemci “şüpheli” konumunda gözaltına alındı.
* 600’den fazla polis, 4 bine yakın eylemci yaralandı.
* 58 kamu binası, 68 MOBESE kamerası ve 337 işyeri tahrip edildi.
* 90 belediye otobüsü, 214 özel araç, 240 polis aracı ve 45 ambulans kullanılamaz hale geldi.
* Eylemlerde, biri CHP binası olmak üzere 14 parti binası zarar gördü.
* Toplam zararın 140 milyon lira olduğu belirlendi.
* Bu zararın yaklaşık yüzde 90’ının İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Antalya, Artvin, Bursa, Edirne, Eskişehir, Hatay, Kocaeli, Mersin, Samsun, Kayseri, Manisa ve Tunceli’de yaşanan olaylarda gerçekleştiği tespit edildi.
MESAJ PANOSU
Selamünaleyküm;
Öncelikle Güler Sabancı girişiminiz için tebrikler.
Sizin de köşenize taşıdığınız Kocaeli Üniversitesi ile ilgili bir gelişme dikkatimi çekti, sizinle paylaşmak istedim; “Bir zaman gündemimizde bir KASET vardı.
Hemen hemen her gün ya bir kaset çıkardı karşımıza ya da bir görüntü.
Sabah kalktığımızda, ‘Acaba bugün ne gibi ve kimin kaseti çıkacak ’ diye beklerdir.
Şimdi ise uzun zamandır gündem hep ya TECAVÜZ ya da TACİZ.
Gün geçmiyor ki ülkenin bir yerinden ŞEHİT ya da TACİZ ve TECAVÜZ haberi gelmesin.
Öyle bir hale geldik ki artık bunları bile kanıksadık.
Evet, şehit haberlerini de tecavüz ve taciz haberlerini de artık kanıksadık.
Bütün bu rezillikler içinde birde ilimizde bilim yuvası olması gereken Kocaeli Üniversitesi’nden gelen TACİZ ve MOBBİNG olayları ile yatıp kalkıyoruz. Özellikle birkaç yıl içinde Kocaeli Üniversitesi sürekli gündeme bu TACİZ ya da MOBBİNG ile gündeme gelmeye başladı.”
Allah’a emanet olunuz...
Faruk ÖZGÜR (Saadet Partisi İzmit İlçe Eğitim Başkanı).
BELTAŞ VE ÇAY FİYATLARI
Geçen akşam Beşiktaş İskelesi’nin hemen yanı başındaki Beltaş’a ait tesislerde bir çay içeyim dedim.
Nefis bir yer. Boğaz’ın hemen bitişiği…
Âdetimdir, bir şey yemeden içmeden önce “menü”ye şöyle bir göz atarım. Nemelazım, “sürpriz” olmasın diye!..
Diğer kalemler neyse ama milli içeceğimiz “çay” fiyatı bence pahalı…
Beltaş’ın diğer mekânlarında çay fiyatı ne kadar bilmiyorum ancak Beşiktaş İskelesi’nin hemen yanı başındaki Beltaş’ta bir çayın fiyatı 3 törkiş lira!
Bence pahalı!
İstanbullular fiyatları uygun diye belediyenin tesislerini cazip buluyor, biliyorum ama bir çay fiyatı bu kadar yüksek olmamalı.
Ne kadar olabilir Bence 2 TL makuldür.
Bu vesileyle Kadir Abi’nin kulaklarını çınlatayım dedim…