Cuma namazlarının Müslüman halk üzerindeki etkisi tahminimizin de ötesindedir.

Bakmayın cemaatin hutbede sessiz sedasız durduğuna. 

“Hutbede konuşulmaz” ikazına bir kullanışlı fetva bulabilse nasıl konuşacağını ve neler söyleyeceğini az çok tahmin edebiliyorum.

Söz konusu din olunca bizim insanımızın boynu kıldan incedir. 

Şartları zorlamaya kalkmaz. 

Meclis dilini mescide sokmamaya gayret gösterir. 

Geçen hafta Cuma namazında hatipler bütün camilerde ailenin dejenerasyonu ve buna sebep olan başta televizyon olmak üzere kitle iletişim aygıtlarının etkisini somut örneklerle dile getirdiler. Televizyonlardaki izdivaç programlarının aile değerlerini nasıl kemirdiğini bütün hatipler tek merkezden ifade ettiler. 

Bilinen gerçekleri hatiplerin hutbeden aynı tonda cemaate anlatmalarının esprisini çok anlamaya çalışsam da bir türlü bulamadım. 

Ortada ayağa düşürülen aile değerleri var, mahremiyet alabildiğine kundaklanıyor ve evlilik kurumunun ciddiyeti yerlerde sürünüyor.

Bu programları halka kim servis ediyorsa ve kim bu programların reyting uğruna yayılmasına ses çıkarmıyorsa bu hutbeler ilk ağızdan onlara gitmelidir.

İzdivaç programlarıyla ünlenmiş isimleri taltif edip devlet iltifatına mazhar kılarsanız onların yaptıkları programları kalkıp da halka hutbe yoluyla şikâyet etmeye hakkınız olmaz. 

Siz cemaate muhatabı olmadığı halde bu programların zararını anlatmaya kalkarsanız cemaat de size kendi hutbesini irat etme hakkını elde eder.

Sörvayvır gibi programlarla gençlerin nasıl bir bataklığa çekilmek istendiğini sorar. 

Memleketi yönetme konumundaki kişiler her şeyin serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde cereyan ettiğini söyleyebilirler. 

Bu talep olmadan arz oluşturma durumu sadece liberallerin bir sığınağı mıdır? 

Siz ne güne duruyorsunuz? 

Bir sürü gazete ve televizyonunuz var neden doğrusunu, güzelini ve lüzumlu olanı halka arz etmiyorsunuz diye sorarlar adama.

İzdivaç programları halkımızın moral değerlerini sarsıp hissiyatını manipüle ediyor diye yakınıncaya kadar neden elimizdeki medya unsurlarını halkın ilgisini çekecek seviyeli, eğitici kültür, sanat ve eğitim programları için kullanmıyorsunuz. 

Siz daha iyisini ve kalitesini sunun bu topluma ve toplum kendi iç dengesini tarumar edecek bu programları izlemek zorunda kalmasın.

Elinizde medya yokken hem mazeretiniz hem de bahaneniz vardı. 

Şimdi dört bir yanınızda fazlasıyla yazılı ve görüntülü medya olmasına rağmen bu kanallar acaba hangi boşluğu dolduruyor, bunun bir makul cevabı var mıdır acaba?

Kültür ve medeniyet aktarımı maddi imkân ve vasıtalarla gerçekleşmiş olsaydı bu meseleyi çoktan halletmiş olurduk. 

Her zaman söylediğimizi bir kez daha tekrarlayalım o halde: Biraz seviye, biraz itina, biraz da anlayış ve derinlik lütfen.