Adı konuluyordu bu asrın. Onlar Çanakkale Asrı nın ilklerindendi. Çünkü Çanakkale Asrı başlamıştı ki yaşları 15 ti. George Bollinger (Yeni Zelandalı er); "25 Nisan, sabah 06.00- "Son sürat Gelibolu nun güney kıyılarına yaklaştık. Ana savaş gemilerimizden birkaç mil uzaktayız. Kıyıda tam bir kıyamet kopuyor. Sanırım binlerce Türk ölüyor. Acaba tarih bu kadar büyük bir bombardımana şahit olmuş mudur Bu toplara kim karşı koyabilir ki Düşman ateşi altında tepeye çıkmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarım daha bir el bile ateş edemeden patır patır düşüyor. Neredeyse yüzer yüzer ölüyoruz!" Mr. Bollinger 25 Nisan da kiminle savaşacağını bilmiyordu ama 27 Nisan da öğrenmişti kiminle savaştığını.
Goncagül Sanat Merkezi
Fevzi Utaş dostumuz şu anki Kocaeli Fuar müdürlüğünden önce bulunduğu Karamürsel belediye yönetiminde iken de kültür ve sanatımız konusunda hassasiyetini hep koruyagelmiştir... Mahut Sefa Sirmen döneminin alkol kumkumasından dolayı fuar ortamına değil aileler, aklı başında vatandaşlar bile gitmekte sarfı nazar ederken bugünkü düzgün haline gelişiyle birlikte bırakın maddi gelir katkısının ziyadeleşmesini değişen manevi atmosferi ile de çoluk çocuk ile birlikte ailelerin stres atma yeri haline dönüşerek adeta rehabilitasyon merkezi gibi olmuş.
O kadar ki geçen görüşmemizde ise yeni bir müjdenin haberini verdi. Şöyle ki: Kendisinden hiç beklemediği bir fuar dükkanı çalıştıran iş sahibi gönüllü olarak bir fuar camisi yapmayı üstlenmiş. Daha önce mevcut küçük mescidin on binlerce ziyaretçiye kifayetsizliği söz konusu idi... Kendisine Erbakan hocamızın meşhur sözünü hatırlattım: "At sahibine göre kişner" Bu arada Fevzi beyin bize de bir sürprizi vardı. Yıllardır yaptığımız çalışmaların takipçisi olarak bizim de yeni yetenekler yetiştirmemiz için Kocaeli Fuar bünyesinde bir Goncagül Sanat Merkezi mektebi açmamız için kolları sıvamış bile... İnanın teklifi bile yetti derler ya! Bravo Fevzi bey dedim... Allah ismin gibi feyzini de artırsın... İstanbul da yıllardır İmam Hatip ten ve davadan arkadaşlarımız nice belediye başkanlarına üstelik kendi talebimiz olmasına rağmen kulak ardı etmelerine karşın senin bu sıcak yaklaşımın bizzat kendisi bile gönlümüzü almaya yetmiştir. Gözümüz arkada gitmez gayrı
Doktor bürokratlar
14 Mart Tıp Bayramı tartışmalarla kutlanırken bunun henüz bizim ülkemizde bir bayram olmadığı da böylece tebarüz etmiş oldu.. Bırakın sayın bakan Akdağ ın sağlıkta devrim müjdelerini... Henüz hastanesiz köyler ve doktorların yanısıra dört dörtlük hastane ve sağlık ocaklarının bile mevcut tabip ve hekimleri bürokrasiyle uğraşmaktan hastalarına tedaviye bile bakamamakta... Geçen hafta şeker ve böbrek hastası kayın babam üstelik kendi parasıyla vizitesine 200 ytl verdiği prof. doktorun da geçirdiği bir saatlik görüşmesinin ancak onbeş dakikasını hastalık görüşmesine ayırmış doktoru. Diğer 45 dakikasında ne yapmış dersiniz Danışmanlık! Peki neyin danışmanlığını Pahalı ilaçları için kendisi Bağkur lu olduğu için şöyle mi başvursun yoksa şu ilacı mı kullansın.. Tedavisinin masrafları için hangi hastaneler Bağkur luyu kabul ediyor hangisi ne kadar yüzde ile devlet hastanesi gibi bakım yapıyor Koskoca profesör o değerli birikimini babamın tedavisine ayıracak yerde ne ile vakit öğütüyordu Gençliğimizde hiç unutmam 1969 da MTTB mitinginde yürüyüşte şu sloganı yüksek sesle çok tekrar ettiğimizi anlayamamıştım o zamanlar: "KAHROLSUN BÜROKRASİ"