Geçtiğimiz günlerde yaklaşık 40 yıldır tanıdığım, sevgi

ve saygı duyduğum bir büyüğüm Milli Gazete ye yönelik bazı noktalarda eleştiri

yöneltti. Elbette, eleştirme hakkı vardır. Hem de bu gazetenin kuruluşundan

bugüne katkısı ve emeği olan bir kişinin eleştirisinden yararlanmak gerekir.

Ancak, eleştiri bir tarafı tutuyor olmaktan kaynaklanırsa, bizim olduğu kadar

kendisinin de yanılma payının olabileceğini dikkate almak gerekmez mi

Gazetemizin iktidarın uygulamalarına yönelik eleştiri ve

uyarılarını öfke ile karşılamayı anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek

istiyorum. Söz gelimi gazetemizin bir manşetinde söylenenlerin anlam ifade

edebilmesi için onların hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekmesi, yine

ekonomik göstergelerin iktidarın göstermeye çalıştığı gibi çok da iyi

olmadığını dile getirmesi karşısında bu sevdiğim ağabeyin öfkeye kapılmış

olmasını da anlayamadığımı söylemek zorundayım. Bu öfkenin bir de Başkaları

eleştiriyor ama siz niye eleştiriyorsunuz şeklinde ifade edilmesinin Saadet

Partisi ile AK Parti yi tek bir çatı gibi düşünmek anlamına geldiğini, bunun

ise gerçeği yansıtmadığını söylemeye gerek bile yok. Kısacası görünen o ki,

gelinen noktada geçmişte uzun yıllar aynı çatı altında toplandığımız bazı

kişiler bugün Milli Görüş ü temsil için Saadet Partisi nin ayrı bir parti

olarak varlığını sürdürmesinden rahatsız görünüyorlar. Ancak, Milli Gazete nin

söylem ile eylem arasındaki farklılığa ve tutarsızlığa dikkat çekmesi, ekonomik

göstergelerin gösterilmeye çalışıldığı gibi çok da iyi olmadığı yönündeki

yayınları karşısında öfkeye kapılmayı anlamakta zorlanıyorum. Hemen belirteyim

ki, eleştirmek için eleştiriyi doğru bulmuyorum. AK Parti iktidarının her

söylediğini ve yaptığını eleştirmenin de doğru olmadığına inanıyorum. Bu

köşenin takipçileri bilirler ki, doğru ve ülke yararına gördüğüm uygulamalara

destek verdim, dile getirdim. Ancak, özellikle dış politika konusunda uygulama

planında geçmiş iktidarlardan farklı bir çizgide bulunulmadığını da sıkça dile

getiriyorum. Benim bu tespitimi herkesin kabul etmesi gerekmez ama ABD ile aynı

çizgide dış politika uygulamalarının sürdürüldüğü, bunun ötesinde ABD-İsrail

ortak yapımı Büyük Ortadoğu Projesi nin eşbaşkanlığını üstlenerek arada bir

İsrail e rest çekmek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi göstermez mi Bu

arada bir taraftan İsrail e kafa tutacak öbür yandan hâlâ Mavi Marmara

gemisinde hayatını kaybetmiş olan kardeşlerimiz konusunda İsrail e hiçbir

yaptırım uygulayamamış iseniz ve bunun için ABD nin zorlamasına ve desteğine

ihtiyaç duyuyorsanız söylediklerinizin ne anlamı kalır

Demek istediğim o ki, geçmişte birlikte olduğumuz ancak

bugün farklı noktalarda bulunduğumuz kardeşlerimizin ille de kendileri gibi

düşünmemiz ve yazmamız gerektiği hususunda ısrarcı olmaları, bu isteklerini de

dayatma şeklinde ifade etmeleri, sadece kendilerinin doğruyu gördüğü ve

düşündüğünü kabul noktasından hareket etmeleri anlaşılır gibi değil. Herkesin

kendi düşüncesini ve bulunduğu konumu doğru kabul etmesinin yadırganacak bir

yanı yok ama tek doğruyu kendilerinin gördüğü ve bildiği anlamına gelebilecek

yaklaşımın insanı yanlışa sürükleyebileceğini hatırlamaları gerekmez mi

Milli Görüş çizgisinin şu anda Saadet Partisi nce

sürdürüldüğünü düşünüyor ve bu sebeple siyasi bakımdan Milli Görüş ün tek

temsilcisi olarak Saadet Partisi ni görüyorum. Saadet Partisi nin Mili Görüş

çizgisinin dışına çıktığını düşündüğüm zaman da bu düşüncemi değiştirebilirim.

Ama AK Parti nin Milli Görüş ü temsil ettiğini, AK Parti varken Saadet

Partisi ne gerek olmadığı yaklaşımını doğru bulmuyorum. İşin başında Biz Milli

Görüş gömleğini çıkardık diyerek yollarını belirleyenleri bazılarının Milli

Görüş ün devamı olarak görmeye ve göstermeye çalışmalarını nitelendirmekte

zorluk çekiyorum.

Yazımın başında sözünü ettiğim ağabeyimin gazetemizin

ekonomiye yönelik eleştirileri karşısında kapıldığı öfkeye bir hatırlatma ile

karşılık vermek istiyorum. Sözünü ettiğim ağabey ekonomi büyürken eleştirmenin

yanlışlığını belirtiyordu. Hâlbuki açıklanan Temmuz ayı ithalat ve ihracat

rakamları bile büyüyen ekonominin sağlıksız olduğunu göstermeye yetiyor. Temmuz

ayında ihracat 13,1 milyar dolar, ithalat ise 22,9 milyar dolar olarak

gerçekleşmiş. Yani dışarıdan aldığımız sattığımızdan yaklaşık 10 milyar dolar

fazla. Yani bir aylık dış ticaret açığı 10 milyar dolar Bu durumda ekonomi

büyüyor diye övünebilenler varsa söyleyecek bir sözümüz olmaz. Hayrını görsünler!..