Hiç olmadığı kadar aktif olduğu ve cüretli adımlar attığı söylenen Türk dış politikası, görünürdeki imajın aksine tepki vermekten öteye geçemiyor. Küresel güçler, stratejik ortaklar ve konjonktürden fırsat bulup bir türlü kendi ajandasını oluşturamayan Türkiye, "kural koyacağı" yerde "kurallara boyun eğiyor."
Son yıllarda, hiç olmadığı kadar aktif olduğu ve cüretli adımlar attığı söylenen Türk dış politikası, görünürdeki imajın aksine reaksiyoner bir yapı sergiliyor. Türkiye, bölgesindeki birçok netameli konuyla birlikte kendi "kırmızı çizgileri" ve hassasiyetlerine rağmen, birkaç küçük adım dışında genelde "tepki vermek" üzerine kurulu bir politika izliyor. Küresel güçler, stratejik ortaklar ve konjonktürden fırsat bulup da bir türlü kendi ajandasına göre hareket edemeyen Türkiye, "kural koyacağı" yerde "kurallara uyuyor". Bu da, "aksiyonda bulunacağına reaksiyon gösteriyor" tavrını destekliyor.
İsrail yapıyor, Türkiye tepki veriyor
İsrail‘le son yıllarda yaşandığı söylenen krizler ve gerginlikler konusunda Türkiye, İsrail‘in mütecaviz ve aşağılayıcı tavrını engellemek yerine devamlı tepki gösteren ülke konumunda. Mavi Marmara katliamı göz göre gelirken hiçbir somut adım atamayan Türkiye, sonrasında birtakım yüzeysel tepkilerle ve topu BM‘ye atarak durumu idare etti. "Alçak koltuk" krizinde, yine İsrail‘in aşağılayıcı tavrına maruz kalındı. En son olarak, İsrail‘le askeri anlaşmaların askıya alınması kararı alınırken bile diğer ekonomik ilişkilere dokunulmadı. Son bir senede iki ülke arasındaki ticaret yüzde 28 arttı. Bütün bunlar, Türkiye‘nin "reaksiyoner" politikalarla günü kurtarma çabasında olduğu şüphesini uyandırdı.
Acele imzalanan Kıta Sahanlığı anlaşması
2004‘te Annan Planı‘nı "çözümün ta kendisi" olarak kabul eden ve aksi düşüncede olanları "çözümsüzlük" taraftarı olmakla suçlayan siyasi iktidar, bugün gelinen noktada tam aksi düşünceleri savunuyor. Rumların uzlaşmaz tavırlarının AB‘nin ikiyüzlü ve çifte standartlı politikalarıyla desteklenmesine rağmen ısrarla çözümü buralarda arayan Türkiye, KKTC‘nin tanınması yolunda dişe dokunur bir uluslararası çabanın içine girmedi.
Rumların İsrail ile ortak petrol sondajı yapma girişimleri üzerine alelacele KKTC ile kıta sahanlığı anlaşması imzalandı. Söylem bakımından kararlı ve cesur mesajlar veriliyor görüntüsüne rağmen eylem anlamında herhangi bir net tavır söz konusu olmadı. Bunun neticesi olarak da "Rumlar sondajı durdurursa biz de durdururuz" sözleri sarf edildi. Türkiye kendisi için hayati önemdeki Kıbrıs meselesinde insiyatifi Rumlara bırakmış durumda ve sadece reaksiyon göstermekle yetinmekte.
İsrail uçakları Mersin‘de
Kıbrıs Rum Kesimi ile birlikte Akdeniz‘de doğalgaz ve petrol aramaları yapan İsrail‘in F-15 uçakları Türk kıyılarına 15 mil mesafede alçak uçuşla tacizde bulunduğu iddiası İsrail‘in saldırganlığını bir kez daha ortaya koydu. Kıbrıs Rum Kesimi‘nde bir gazete tarafından ortaya atılan iki İsrail savaş uçağının Türk sismik araştırma gemisi Piri Reis ve Mersin açıklarında alçaktan uçuş yaptığı haberleri İsrail tarafından yalanlansa da İsrail‘in bu tip girişimlerde bulunduğu biliniyor.Türkiye‘nin Doğu Akdeniz‘de yaşananlara seyirci kalırken, Mavi Marmara ve Filistin meselelerinde agresif bir tutum sergileyen İsrail, 9 Türkiye vatandaşını katlederek özür dilemediği gibi, uçaklarıyla da tacizde bulunması İsrail‘in "güç gösterisi"nde bulunduğu şeklinde yorumlandı.
Güç gösterisi yapıyorlar
Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Nas, İsrail‘in güç gösterisi yaptığını söyledi. İsrail‘in, Filistin ve Mavi Marmara meselelerinde üzerine baskı kurulmasını önlemek amacıyla ‘gerilim yükselten‘ adım attığını belirten Doç. Dr. Nas, "İsrail dış politikada agresif bir tutum sergiliyor. Bunu Mavi Marmara‘da gördük. Hiç çekinmemeden 9 insanımızı öldürdü. İsrail, bölgede yalnızlaştı. Komşusu Mısır‘la, en yakın müttefiklerinden Türkiye ile ilişkileri bozuldu. Filistin ve Mavi Marmara meselelerinde üzerine baskı kurulmasını önleyebilmek amacıyla daha güçlü olduğunu göstermek istiyor. Bunu yaparken de barışçıl bir yol izlemekten kaçınıyor" diye konuştu.




