Son günlerde, Avrupa Yakası nın Burhan ı Engin Günaydın ın oynadığı bir reklam dönüyor televizyon ekranlarında. Vahşi kapitalizmin insanların cebinden parayı soyma mekanizması olan bankalardan birisinin farklı bir kredi imkanını anlatmaya çabalıyor reklam. Molalı kredi Yani, krediyi alıyorsun, istediğin ay mola verip, ödemeye sonra devam ediyorsun Çok büyük kolaylık, çoook!... Bizim dikkatimizi çeken, bankaların insan söğüşleme mekanizması kredilere yeni bir açılım getirilmesi filan değil. Bizi yüreğimizden yaralayan, reklamda kullanılan argümanlar, senaryo ve insan ilişkilerini cıvıklaştırmaya çalışan zihniyet. Reklam senaryosu şöyle bir şey: Reklam kahramanlarımız Engin Günaydın ile kız arkadaşı, bir restaurantta oturuyorlar, sağdan soldan sohbet ediyorlar. Bir anda içeriye dekolte giyinişli bir kadın giriyor Engin Günaydın, kız arkadaşını bırakarak, gözlerini bu kadına dikerek başlıyor bu molalı krediden bahsetmeye Reklamda verilmeye çalışılan mesaj gerçekten çok kirli Demeye getiriyorlar ki, "ilişkilere de mola vermeli" Yanıbaşındaki kız arkadaşın dururken, çapkınlık yapabilmeli
Bir bankanın, insanların cebinden para söğüşlerken kullandığı senaryodaki ahlaksız teklifine ve açılımına bakın Bizim ısrarla üzerinde durduğumuz ahlak çürümesine çok net bir örnektir bu reklam. Nerde akşam orda sabah, kimin eli kimin cebinde belli olmayan yaşantı tarzlarını hayatımıza "magazin kılıfıyla" sokuşturan, kağıt mendil değiştirir gibi sevgili değiştiren, kendisine bir ömür adamış karısını gözünü kırpmadan aldatan tipleri renkli hayatlar olarak gözümüzün içine sokanlar, bu ülkenin ahlak değerlerini maalesef çürütmeyi başarmışlardır. Çünkü, milyonların maraz merakları dolayısıyla izlediği bu tür programlar dolayısıyla, kötülük basitleştirilmiş, sıradanlaştırılmış, içselleştirilmiştir. Aldatma, aldatılma kavramları hayatın gereği gibi sunularak, algı eşikleri sıfırın altına düşürülmüştür. Özellikle kadın kuşaklarında, kepaze hayatları gözler önüne serilen arızalı ailelerin mahremiyetleri kurcalanarak, insanların ar damarlarına zehir enjekte edilmiştir.
Osmanlı döneminde evlerde, konaklarda duvarlara en çok asılan bir tablo hattı vardı: "Edep yahu" Edepsizlik bir toplumun kanında dolaşmaya başlarsa, o toplumu iflah etmenin imkanı yoktur. Televizyon ekranlarında şehvet, iffetin gerisine konularak bu toplumun ahlak dokusu zedelenmiştir. Basit bir kredi reklamında bile "yanıbaşındakini anında aldat" mesajı verilebiliyorsa, bu durum artık işin şirazesinden çıktığının göstergesidir. Kurumlar, insanlar kapitalizmin gerekleriyle hareket edebilirler Para kazanmak için cambazlık, numara, alavere dalavere yapma gereğini duyabilirler Ama, her kurumun toplumun temel manevi değerlerine saygılı davranması gerekir Örfüne, adetine, insan ilişkilerine, vicdan muhasebesine ölçülü davranması gerekir. Ahlak değerlerinde mola mı olur kardeşim!