CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İzmir’de “Milli Bilinç ve Güçlü Türkiye Buluşması”nda konuştu.
Malum, “Milli Bilinç ve Güçlü Türkiye Buluşması” 81 il için programlandı.
Haberini yapmıştık! Merak edilen şuydu;
Sol’un güçlü olduğu İzmir’de, ayrılıklardan sonra CHP Genel Başkanı acaba hangi mesajları verecekti?
Hangi konulara değinecekti?
Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı koltuğuna dönen Kemal Kılıçdaroğlu, bu ilk programda şu mesajları verdi;
* “Milli bilinç geçmişi ezberlemek değil, geleceğe karşı sorumluluk taşımaktır. Her bir birey mekânı ne olursa olsun, konumu ne olursa adalet için mücadele etmek zorundadır.”
* “Yarın Sayın Tunç Soyer'i ziyaret edeceğim. Onun için de adalet arıyoruz.”
* “Adalet kavramı kutsal bir kavramdır. Şöyle söylenir. Adalet kutup yıldızı gibidir. Bütün kâinat onun etrafında döner.”
* “Uyuşturucu baronları kol gezerken, ilk halkayı yakalamak yerine son halkaya bakıyoruz. Adalet istiyorsak bunu kökten çözeceğiz. Uyuşturucu baronlarını kulaklarından tutup mahkemeye verecek, hapislere atacağız.”
* “Bir ülkenin hazinesi o ülkedeki yeraltındaki ve yerüstündeki kıymetli değerler değildir, bir ülkenin hazinesi o ülkenin gençleridir, o ülkenin insanlarıdır. Gençlerin eğitimini, liyakatini, iş istihdamını ve kendi ülkesinde bir gelecek kurmasını bir milli güç meselesi olarak görüyoruz.”
* “Uğur Mumcu diyor ki katil katildir. Katilin sağcısı solcusu olmaz. Uyuşturucu pazarlayanların sağcısı solcusu olmaz. Hırsızların sağcısı solcusu olmaz.”
* “Siyasetçinin görevi adaleti sağlamaktır. Siyaset zenginleşme aracı değildir. Siyaset dosyaları kapatma alanı değildir. Siyaset vurgun yeri değildir.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de düzenlenen "Milli Bilinç ve Güçlü Türkiye Buluşması" programında vatandaşlara ve adalet arayan ailelere seslendi.
Konuşmasında adalet mücadelesine, uyuşturucu baronlarıyla mücadeleye ve milli bilinç kavramına vurgu yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, adaletin tesis edilmesi için bedeli ne olursa olsun ödemeye hazır olduklarını ifade etti.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, toplantıda yaptığı konuşmada bazı mesajları şöyle;
“Aileleri dinledik. Acıları dinledik. Acının ne olduğunu yaşayanlar daha iyi bilir. Ama bizler acıları dinlerken vicdanımızın sesini de dinliyoruz. Neden bu acılar, neden bu felaketler ve aileler neden bu kadar zor durumda kalabiliyor? Ülkede hakim derseniz hakim var. Savcı derseniz savcı var, güvenlik güçleri deseniz güvenlik güçleri var, onların görevi ne? Onların görevi adaleti sağlamak, haksızlıklarla mücadele etmek, eğer bunlar olayları kapatmak gibi bir rol üstleniyorlarsa devlet büyük yara alır. Devlet dediğimiz kurum, adaleti sağlayan bir kurumdur. Onun liyakatli kadroları adalet için mücadele ederler. Yargıçlar yemin ederler. Savcılar aynı şekilde haksızlıkları araştırırlar. Ama olayları örtmek için savcı, hakim, avukat, işbirliği yaparsa orada hukuk yara alır. Daha doğrusu adalet dediğimiz kavram son bulur.”
“Değerli dostlarım; yarın sizin Büyükşehir Belediye Başkanınız Sayın Tunç Soyer'i ziyaret edeceğim. Onun için de adalet arıyoruz. Herkes için aradığımız gibi onun için de adalet arıyoruz. Umarız kısa süre içerisinde adalet gerçekleşir.”
“MİLLİ BİLİNÇ GELECEĞE KARŞI SORUMLULUK TAŞIMAKTIR”
“Sevgili dostlarım, konumuz milli bilinç ve güçlü Türkiye. Milli bilinç yani ulusal bilinç, önce isterseniz bunun bir tanımını yapalım. Milli bilinç geçmişi ezberlemek değil, geleceğe karşı sorumluluk taşımaktır. Her bir birey mekânı ne olursa olsun, konumu ne olursa adalet için mücadele etmek zorundadır. Adalet kavramı kutsal bir kavramdır. Şöyle söylenir. Adalet kutup yıldızı gibidir. Bütün kâinat onun etrafında döner. Çünkü kutup yıldızı sabit ve yerinde durur. Bizim aradığımız da odur. Toplumun aradığı da odur. Dünyanın aradığı da odur. İnsanlık tarihi aslında bir adalet mücadelesi tarihidir. Adem'den bu yana insanoğlu hep adaleti aramıştır. Haksızlıklar karşısında susmayacağız. Çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Bunu bilmemiz lazım.
Aileleri dinledik, acılarını dinledik, mücadelelerini dinledik, beklentilerini dinledik. Hepsi adalet için mücadele ediyorlar ve geleceğe dönük kaygılarını da ile getiriyorlar. Ve onlar yaşadıkları acıların başkaları tarafından da yaşanmamasını istiyorlar. Acıyı çektik ama bu acıyı başka aileler çekmesini istiyorlar. Acılarını bu sorumluluk bilici için de anlattılar bize. Şimdi buradan bir ders çıkarma gerekirse milli bilinç geçmişi ezberlemek değil, geleceğe karşı sorumluluk taşımaktır. Onlar bu sorumluluk millici içinde yaşadıklarını anlattılar. Milli bilinç aynı zamanda herkesin aynı düşünmesi de değil, farklı düşünen insanların aynı ülkenin geleceği için birlikte savunma yapmalarıdır. Evet bizler ülkemizi seviyoruz, insanımızı seviyoruz ve bu ülkede huzur içinde yaşamak istiyoruz. Sorumuz şu. Bir ülkede huzuru, güveni sağlayacak olanlar devleti yönetenlerdir. O zaman şu soruyu soracağız. Devleti yönetenler haksızlığa karşı, adaletsizliğe karşı gerçekten de önlem alıyorlar mı, gerçekten de bu mücadeleyi ileriye taşıyabiliyorlar mı? Bunu yapmamız ve sorgulamamız gerekiyor.”
“UYUŞTURUCU BARONLARIYLA MÜCADELE EDİLMELİ, İLK HALKA YAKALANMALIDIR”
“Binlerce evladımız bu belanın içinde. Acıları yaşayan bir annenin bana anlattığını sizlere anlatmak isterim. Oğlu uyuşturucu alışmış bir anne: Eşim emekli, ben ev kadınıyım. Akşam evimizin kapısını kapatıyoruz. Çünkü oğlumuz geldiği zaman bizden para istiyor. Uyuşturucuya alışmış. Şikayet ediyoruz içeri alıyorlar 3-4 gün sonra bırakıyorlar. Evde satılmadık hiçbir şey kalmadı. Bir anne evladının ölmesini istemez ama ben anne olarak evladımın ölmesini istiyorum. Türkiye'yi bu noktaya taşıyanları iyi sorgulamamız lazım. Eğer bir anne bu noktaya gelmişse kirli siyaset yüzünden gelmiştir. Uyuşturucu baronları kol gezerken, ilk halkayı yakalamak yerine son halkaya bakıyoruz. Son halka ki evladımız dakikalar içinde uyuşturucu satanı bulabiliyor. Dakikalar içinde uyuşturucu alabiliyor. Binlerce evladımız ve binlerce sokaktan uyuşturucu satanlar var. Peki ilk halkada kimler var? Kimler getiriyor bunu? Afganistan'dan, Güney Amerika'dan karaları, denizleri, ülkeleri aşarak nasıl uyuşturucu Türkiye'ye geliyor? Kimler bunları koruyor? Eğer bir siyasi otorite bunları korumuyorsa bunlar hiçbir şey yapamazlar. Bunu sorgulamamız lazım. Siyasi otorite iktidar sahipleridir. İktidar sahipleri uyuşturucu baronları ile mücadele etmezse sonuç alamayız, sokaktakini yakalıyoruz. Asıl yukarıdakini yakalamamız lazım. İlk halkada onları yakalamamız lazım. O zaman Türkiye'de bu kötü beladan kurtulmuş olacak. Bunun için de devleti yönetenleri sorgulamamız gerekiyor. Devleti yönetenleri sorgulamazsanız sonuç alamazsınız. Devlet bir tüzel kişiliktir. Ama devleti yönetenler iktidar sahipleri. İktidar sahipleri uyuşturucu baronları ile işbirliği yapıyorsa uyuşturucu baronlarını değil, sokakta uyuşturucu satan çocuğu yakalarsınız. Bizim hedefimiz; adalet istiyorsak bunu kökten çözeceğiz. Uyuşturucu baronlarını kulaklarından tutup mahkemeye verecek, hapislere atacağız. Bir devlette sınır kapıları, limanlar, depolar, dağıtım ağları yeri kadar kontrol edilmiyorsa baronların siyasal iktidarla veya onların yandaşlarıyla işbirliği vardır. O nedenle siz ilk halkayı yakalamıyorsunuz, son halkaya gidiyorsunuz. Bakınız uyuşturucu pazarında vatandaş olarak anneler, babalar sadece son halkayı görüyorlar. Evlat kısa süre içerisinde uyuşturucuyu gidip alabiliyor. Ama son halkayı görmek ayrı, ilk halkayı yakalamak ayrı. İktidarın görevi son halkayı yakalamaktır.”




