Bir kaç gün önce İstanbul da/Cerrahpaşa hastahanesindeydim. Bahçede 35 yaşlarında bir bay yatmış feryat ile yerlerde kıvranıyor, etrafındakiler de onu teskine çalışıyordu. Ağzından çıkan feryad-u figânlar tamamen küfür hâlinde yankılanıyordu.

İçlerinden birinin yanına yaklaştım. "Nesi var " dedim. "İkinci çocuğu olmuştu. O da öldü. Onun için böğürüyor. Allah a teslim olmayanların acıklı hâli. Verenin de alanın da Allah olduğunu bir türlü anlatamadık terese" dedi. Çekinerek durumu sorduğum zât bunları söyleyince kendisini, vücut dilimle tasdik ettikten sonra süratle oradan ayrıldım.

Oradan ayrıldığımda aklıma Efendimizin şu hadisi geldi:

"Bir kimsenin çocuğu ölürse Allah-u Taalâ meleklerine şöyle der:

- Siz kulumun evlâdının ruhunu mu kabzettiniz

Melekler:

- Evet! Ya Rabbi, derler. Allah-u Tealâ:

- Siz onun ciğerparesini aldınız.

Melekler:

- Evet! Öyle...

Allah-u Tealâ:

-Peki o sırada kulum ne dedi.

Melekler:

- Sana hamdetti ve İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Biz Allah ın mülkündeyiz, yine O na döneceğiz) dedi, derler.

Allah-u Taalâ:

- Şu hâlde kulum için cennette bir ev bina ediniz ve ona hamd evi adını veriniz; buyurur." (Riyazüs-Salihiyn c/2. Sf: 282)

İmam Nevevi "Ezkar" isimli eserinde çok enterasan bir olayı nakleder. Olay şudur:

Rasûlüllah ın yanından pek ayrılmayan biri vardı. Bir ara görünmez oldu.

Efendimiz sordu:

- Kardeşimiz neden görünmez oldu acaba

Dediler ki:

- Başında sıkıntı var. Mâsum bir yavrusu vardı. O da vefat etti. Taziye için gelenlerden dolayı evinden ayrılamıyor. Tam bu sırada, kendisinden bahsedilen zat çıkageldi.

Efendimiz o zâta:

- Çocuğu şu bir kaç senelik ömründe sana burada mı hizmet etse iyiydi, yoksa sonsuz bir ömür süreceğin ahirette seni karşılayıp cennetin kapısını önceden açarak seni oraya dâvet etse mi iyidir

Adam heyecanlandı:

- Elbette, Cennetin kapısını açıp da beni oraya davet etse, ebedi hayatta benimle olsa iyidir.

Peygamberimiz:

- İşte senin mâsum olarak vefat eden çocuğunun durumu budur, buyurdu.

Kim istemez böyle bir mükâfaatı. Tabii ki, aklı başında olmak lazım.

Demek ki, bu dünya zindanından Cennet sarayına giden çocuk anasını da babasını da kurtaracak, Cennet sarayına çağıracak, orada onunla birlikte olacaktı.

Bundan dolayı atalarımız büluğa ermeden ölen çocukları için ebeveynlerine:

"-Senin de çocuğun vefat etti mi " demezlerdi de:

"- Sen de şefaatçi gönderdin mi "derlerdi.

Zaten yolculuk hâlindeyiz. Ölen bizden önce gidilecek yere gitmiş oluyor. Biz de yakında gideceğiz.

Buna inanan mü minin feryad-ı figanı olmaz. Kendisinden önce ölen çocuğu için alacağı mükâfaatı düşünen, buna hiç üzülmez.

Ölüde de, diride de Müslüman gibi Müslüman olmak lazım. İnsanı her yerde her zaman kurtaracak olan budur, vesselâm...