Geçtiğimiz günlerde sona eren NATO liderler zirvesinin yankıları sürerken, mahalledeki diğer medya organlarının takındığı tavır, medyadaki eksen kaymasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Kurulduğu günden bu yana NATO’nun küresel politikalarına karşı net ve tavizsiz bir duruş sergileyen, ittifakın genişleme hamlelerine ve stratejik ajandasına mesafesini koruyan Millî Gazete, bu zirvede de ilkeli yayıncılığından ödün vermedi.
Ancak mahallenin diğer önemli aktörlerinde durum oldukça farklı bir boyutta seyretti.
- ELEŞTİRİDEN COŞKUYA: MANŞETLERDEKİ DEĞİŞİM
Geçmişte Batı merkezli politikalara ve NATO’nun operasyonlarına karşı zaman zaman sert eleştiriler yönelten yayın organları, bu zirveyi alışılmışın dışında bir heyecan ve coşkuyla takip etti.
Söz konusu gazetelerin haberlerinde ve köşe yazılarında şu noktalar öne çıktı:
- NATO’nun askeri gücü ve genişleme stratejileri "küresel bir güvence" olarak nitelendirildi.
- İttifak içindeki müzakereler ve liderlerin el sıkışma anları büyük birer diplomatik zafer havasında okuyucuya sunuldu.
- Geçmiş zirvelerde sıkça rastlanan "Batı'nın çifte standartları" vurgusu, yerini tamamen süreç odaklı ve uyumlu bir dil partnerliğine bıraktı.
- TEK BİR ELEŞTİREL ŞERH DÜŞÜLMEDİ
Haber metinlerinde ve analizlerde, NATO’nun geçmişten bugüne taşıdığı yapısal sorunlara, İslam coğrafyalarında bıraktığı izlere veya ittifakın küresel adaletsizliklerdeki payına dair en ufak bir eleştirel şerh düşülmedi.
Muhafazakâr sağ basının bu "bütüncül ve heyecanlı" yaklaşımı, adeta tek bir merkezden yönetilen bir savunma diplomasisi bültenini andırdı.
- O MANŞETLER KAYITLARA GEÇTİ
Muhafazakâr camianın geniş kesimlerine hitap eden bu gazetelerin, NATO gibi küresel bir askeri paktın zirvesini hiçbir eleştirel süzgeçten geçirmeden, tamamen “coşkulu bir aidiyet” hissiyle sayfalarına taşıması, mahalledeki entelektüel ve ilkesel dönüşümün açık bir vesikası olarak kayıtlara geçti.




