Mevlid Kandili dolayısıyla Alemlere rahmet olarak gönderilen son din İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ahlakı üzerine yapılan araştırmalar ve tarihi kayıtlar, İngiliz tarihçi Jean Davenport’un ihtida öyküsünü yeniden gündeme taşıdı. Merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın arşivlerde yer alan etkileyici anlatımıyla hafızalara kazınan bu anlar, bir bilim insanının rasyonel incelemelerden secdeye uzanan yolculuğunu ve İslam’ın sunduğu yüksek ahlakın evrenselliğini gözler önüne seriyor.
İngiliz tarihçi Jean Davenport, İslam tarihini ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) yaşamını mercek altına alırken sürece tamamen ilmi bir merak ve titiz bir disiplinle başlar. Davenport, çocukluk döneminden itibaren incelediği portrede, tertemiz bir çocukluk ve gençlik yıllarında herkesin itimat ettiği, dürüstlüğüyle "El-Emin" sıfatını kazanan bir şahsiyetle karşılaşır. Vahiy sonrası tebliğ sürecini ve çeşitli muharebelerdeki askeri stratejileri de bir bilim insanı gözüyle analiz eden Davenport, gördüğü her tablonun "en büyük insanın" yapabileceği işler olduğu sonucuna varır. Ancak bu aşamada, zihnindeki hayranlığa rağmen henüz O’nun "hak peygamber" olduğuna dair kesin bir içsel iknaya ulaşamaz.
Kırılma Noktası: Mekke’nin Fethi ve "Ciğer Çiğneyen" Kişiye Gösterilen Merhamet
Davenport’un zihnindeki asıl kırılma noktası, Mekke’nin fethini derinlemesine incelediği an gerçekleşir. Tarihin gördüğü en büyük zaferlerden biri kazanılmış, hayatı boyunca kendisine en ağır zulümleri reva gören müşrikler teslim olmuştur. Herkesin korkuyla cezalandırılmayı beklediği o kritik anda, elinde her türlü intikam ve cezalandırma gücü bulunan bir liderin tavrı Davenport’u sarsar.
Erbakan’ın anlatımıyla bu süreci aktaran Davenport, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kendisine en büyük düşmanlığı yapanları, hatta bizzat kendi amcası Hz. Hamza’nın ciğerini çiğneyen insanı bile affedecek kadar muazzam bir merhamet sergilediğini gördüğünde "titremeye başladığını" ifade eder.
Maddi Gücün Zirvesinde Eşsiz Tevazu: Hasır ve Arpa Ekmeği
Davenport’un araştırmasındaki nihai nokta, bu görkemli zaferden sonra Hz. Muhammed’in (s.a.v.) nasıl bir yaşam tercih ettiğidir. En büyük zaferi kazanmış, mutlak bir güce ulaşmış bir liderin saraylar inşa etmesini bekleyen tarihçi, Peygamber Efendimiz’in Medine-i Münevvere’deki iki odalı evine döndüğünü ve hayatına yine hasır üzerinde uyuyup arpa ekmeği yiyerek devam ettiğini görür.
Bu tablo karşısında kesin kararını veren Jean Davenport, hidayetine vesile olan o meşhur tespiti şu sözlerle yapar:
"Diğerlerinin hepsini kıymetli bir insan yapabilir ama bu en büyük zaferden sonra gene aynı sade hayatına devam edebilmek ancak Allah'ın bir hak peygamberin yapabileceği iştir."
Bu idrakle secdeye kapanan Davenport, Müslüman olarak hayatını bu hakikat üzerine bina eder.
Necmettin Erbakan’ın Anlatımıyla İslam’ın Ahlak Gücü
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bu etkileyici ihtida öyküsünü İslam’ın ve Peygamber ahlakının gücüne dikkat çekmek amacıyla bir ibret vesikası olarak aktarmıştır. Erbakan, bu örnek üzerinden Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sadece bir tebliğci değil, bizzat yaşantısıyla hakikati temsil eden bir örnek olduğunu vurgulamıştır. Davenport’un hikayesi, Erbakan’ın anlatımıyla Peygamber Efendimizin ahlakının, en rasyonel zihinleri ve en katı kalpleri dahi nasıl teslim alabildiğini kanıtlayan tarihi bir belge niteliği taşımaktadır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın videoda yaptığı açıklamaların tam metni şu şekildedir:
"Bakınız sonradan Müslüman olan Jean Davenport kendisinin Müslüman oluşunu nasıl anlatıyor. Ben bir tarihçiydim. Her şeyi incelediğim gibi İslam'ı da inceledim ve bu arada da Hazreti Muhammed Aleyhisselatu Vesselam'ı inceledim. Ve bu incelemeye ilmi bir şekilde başladım. Daha çocukluk döneminden baktım. Hakikaten tertemiz ne güzel bir çocuk. Gençlik döneminde herkesin el-emin dediği, itimat ettiği dürüst, en güzel ahlaka sahip bir insan. Daha sonra vahiy geldikten sonraki faaliyetlerine baktım. Çeşitli muharebelerdeki davranışlarına baktım. Baktım. Baktım. Bunların hepsi en büyük insanın yapacağı şeylerdir dedim ama bir türlü bu hak peygamberdir diyemedim diyor Jean Davenport. Ama ne zaman ki Mekke'nin fethini incelemeye başladı o zaman iş değişti. Herkes tir tir titrerken hayatı boyunca kendisinden en büyük zulümleri gördüğü insanların hepsi teslim olmuş. En büyük zafer kazanılmış. O insanlara her türlü intikam ile hatta adalet içerisinde cezalarını verebilecek her türlü imkana sahip. Böyleyken onların hepsi kendi amcasının ciğerini çiğneyen insanı bile affedecek kadar bir muazzam olayı gördüğüm zaman titremeye başladım. Ve bütün bu büyük olaylardan sonra şimdi ne yapacak? Acaba bu en büyük zaferden sonra dediğim zaman bir de baktım ki gene Medine-i Münevvere'deki iki odalı evine döndü. Gene arpa ekmeği gene hasır üzerinde yaşamaya başladı. Diğerlerinin hepsini kıymetli bir insan yapabilir ama bu en büyük zaferden sonra gene aynı sade hayatına devam edebilmek ancak Allah'ın bir hak peygamberinin yapabileceği iştir dedim. Koştum secdeye kapandım ve Müslüman oldum diyor. Evet, Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam böylece bütün insanlık için en güzel örnektir.





