YAZMAK, yaşamaktır demiş kalem tutan biri. Okumak ve anlamak, insan olmanın gereğidir, diye eklemiş.

Doğrusu vardığı yerden, gördüğü şeyleri paylaşmak, güzellikleri çoğaltmak, kötülükleri ve zulmü azaltmak herhalde insanoğlunun ödevi olsa gerek.

Yüce Allah’ın buyruğu da buna işret eder.

Başıboş yaratılmadığız gerçeği orta yerde levhalaşırken, gece ile gündüzün arasına süfli bir yaşam sıkıştırmak ne feci bir haldir.

İşte bu sebeplerden, kendime dedim ki, yaz… Zaten yazıyorsun roman, tiyatro, hikayeler, denemeler yazmaktasın. “Biz” diye içselleştirdiğim, dava birlikteliğim olan bir yerde yazmak ödevdi.

Ödevimi yerine getirmek için MİLLÎ GAZETE’de yazıyorum.

Neden başka gazeteler değil?

Biliyorum, bu tavrımdan ötürü olumlu, olumsuz eleştiriler olacaktır.

Burada kendimi daha rahat hissedeceğimi, aynı istikamete yürüdüğüm insanlarla, rahmetin çoğalmasına vesile olacağımı bildiğim için buradayım.

Mahpusluk hayatımda, hem Hüsnü AKTAŞ’ın Vahdet’inde yazarken, aynı zamanda Bizim Ocak Dergisi’ne yazmakta idim.

Bir tarafta Yaşar Kaplan’ın çıkardığı Aylık dergiye yazı gönderirken öbür yanda Ahmet KABAKLI’nın aylık dergisi Türk Edebiyatına hikâyeler yolluyordum.

Birileri bu tavrımı yadırgamıştı… Halbuki Müslümanca bakmak her şeye yetiyordu.

Dava birlikteliğim olan insanlarla hemhal olmak güzeldir.

Dünya, zalimlerin istilası altındadır.

Güçlü olanın kuralları tayin ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Haklı olmak, mazlum olmak, karşılık bulmamaktadır.

Müslümanların iç karartan, iç burkan halleri orta yerde dururken, siyasetten, kalem olarak bir şey yapmamak ne kötü.

İnsanın yeryüzünde şerefli yaşatılması davasında bir katre olmak iddiasıyla buradayım.

Bağımsız, bağlantısız hareketler bu ülkeyi yaşanılır kılar.

Dün dündür, dürtüsüyle varacağımız bir yer yoktur.

Siyasi mensubiyetlerimiz, Müslümanların birlikte hareket etmesini engellememeli. Allah’ın razı olacağı, adaletle bezeli bin dünya harç taşımak görevimiz değil midir?

Düz yürüyeceğiz, doğru söyleyeceğiz hep Hakkı tutacağız.

Ülkemizin ve dünyamızın… Ahirete zengin azık taşınacağı bir yurt olması inancıyla… 

Bismillah…