Milletler kriz anlarında geleceklerine yön veren, yönüne açı belirleyen rüyalar görür. Hele bu rüyalar milletlerin hastalık sürecinde ise daha derin ve daha tesirli olur. Milletlerin rüya ile olan ilişkisi tıpkı insanlar gibidir. İnsanlar kendi rüyasının etkisinde kalırken, milletler rüyalarını doğru ve sahih yorumlayan ve bu uğurda gayret sarf edenlerin etkisinde kalır.

Esasında rüya görülmez, gösterilir. Çünkü rüya öteki âlemlerden gelen esintilerdir. Rüya öteki âlemlerden gelen nasiplerimizdir. Toplumlar, kriz halinde gördükleri rüyaları tabir edecek ve bu tabiri görenlere anlatacak bilge kişilere ihtiyaç duyar. Çünkü rüyanın kendisi değil tabiri bilgidir. Aksi durumda yorumlanmayan rüyalar bilgiye dönüşemez. Bilgi olmayan şey ise yön belirleyemez yani tahakkuk etmez.

İslam milleti tam üç yüz yıldır bir hastalığın pençesinde kıvranıyor. Üç asırdır bu hastalığın ne olduğunu, nasıl bulaştığını ve bu hastalıktan nasıl kurtulacağımızı düşünüp duruyoruz. Tam üç asır… Az gelmesin sizlere neticede İslam tecrübesi sadece on beş asır kadardır. 

Bu yüzdendir ki üç yüz yıldır rüyalar gösteriliyor bizlere ilahi rahmet gereği… Kimi rüyasını Batılılaşma olarak yorumladı, kimisi rüyasını İslamlaşmak olarak. Kimisi rüyasını Türkleşmek olarak yorumladı, kimisi rüyası Ümmetleşmek… Kimisi ise rüyasını yorumlamaksızın olana razı bir şekilde sadece beklemekten yana tavır aldı.

Acılarımız artık dayanamaz hale geldiği bir anda milletimizden rüyasını Batılılaşmak olarak yorumlayanlar meselenin ehemmiyetini kavradı. Bedenimizin büyük bir kısmını kaybetmemize rağmen hayata tutunmamızı sağladılar. Yeni bir bünye ve yeni bir sağlıkla yola devam edelim dediler. Zaman içerisinde kendi bünyesinin onlara sağladığı olanakları küçümseyerek başka bedenlere ilgi duydular. Kendi bedenlerini iyileştirip gürleşmeleri gerekir iken başka bedenlerden gelen güzel kokulara ve manzaralara kandılar. Batılılaşma rüyası bir müddet sonra bünye için kâbusa döndü. Artık kendi varlığını tahkir eden bir zihinle karşı karşıya kalındı. Oysa gördükleri rüyayı kendi bedenlerinde iken görmüşlerdi. Rüya göremez oldular. Çünkü rüyayı kendilerin gördüklerini zannettiler oysa rüya onlara ilahi rahmet gereği gösterilmişti. Bunu ne yazık ki unuttular.

Derken bir rüya daha göründü gönüllere… Başka diyarlar başka bedenler görmelerine rağmen kendi varlığına âşık, kendi bünyesinin imkânına güvenen insanların gördüğü rüya bu.  Değerlerine sahip ancak değerlerinin tarihsel olanına mesafeli zihinler. Gönül erleri, gönüllerinde herkese yer açan bir idrakin sahipleri. Ve bir avuç insan gördükleri bu rüyanın peşine düştüler, yorumunu yapacak bir lider aradılar. Derken bir yıldız doğru önlerine, rüyalarını aynıyla gören ve rüyalarını tabir eden bir yıldız düştü önlerine.

Rüyanın yorumu çok açıktı. Değerler hiçbir şekilde terk edilmeyecek ve bedenlerimizin yeniden kendi özünden inkişaf etmesi sağlanacaktı. Bu konuda hamleler yapıldı bir bir daha önce öz güven aşılandı rüyayı görenlere, sonra kendi farkına varmaları sağladı bu kişilerin. Durmadan, soluklanmadan koşturdular ve rüyanın ardına düştüler. Rüya, yeni bir medeniyetin olabilirliğini işaret ediyordu. Rüya, Müslüman olarak var olabilmenin imkânını iddia ediyor ve bu doğrultuda bir nesil yetiştirmenin ehemmiyetini anlatıyordu.

Ne yazık ki sürekli kemal mümkün değil insan ve millet için… Yorulur her koşan, eskir her yeni olan. Rüyayı görenler bir bir rüyanın gösterildiği makama gittiler. Nihayet rüya göremez oldu rüyaya görmeden inananlar. Rüyaya ortak oldukları iddiasında bulunanlar ise aynı rüyayı görüp görmediklerinden emin değiller.

Artık rüya kesildi. Hayal kurar oldu birileri. Hayal yanıltır, insanı gerçekten uzaklaştırır. Gerçekle arasına mesafe koyar. Oysa rüya gerçekten gelir, gerçeğe ulaştırır ve gerçeğin işaretlerini taşır.

Kimileri hayali rüya zannettiler. Hayalleri peşinde oyalanıp durdular. Hayallerini rüya diye dava diye millete anlattılar. Oysa ortada ne bir sahih rüya ne de bir dava vardır. Var olan sadece birilerinin ayakları yere basmayan ilahi olandan feyiz almayan hayalleri ve kuruntularıydı.

Yeni bir rüya görmenin vakti geldi. Çünkü rüya görenlerin hepsi rüyalarına bir sonraki nesilleri ortak edemedi. Yeni bir rüya görmek zorundayız. Bu zorunluluk varlığımız kadar gerçek bir zorunluluktur. Havaya, suya olan ihtiyacımız kadar muhtacız bu rüyaya. Bir rüya görmemiz gerekiyor. Daha doğru bir ifade ile bir rüyaya muhatap olmak için kendimizi hazırlamamız gerekiyor. İlahi olanın bizlere bir rüya göstermesi için hazır olmamız gerekiyor.

Bu rüya bizleri üst bir idrake taşıyacak. Üst bir yaklaşım, üst bir anlayışa ulaşacağız. Ve rüyamıza bu sefer gelecek nesilleri de ortak edeceğiz. Geleceği göreceğiz rüyamızda ve gördüğümüz geleceği inşa edeceğiz gösterenin yardımıyla. Bir rüya görmek zorundayız hayalden ve vehimden uzak akılla barışık bir rüya. Göreceğimiz rüyayı tabir edecek bir yıldız olacaktır muhakkak önümüzde diye umut ediyorum. Biz yeter ki rüyayı göremeye hazır hale gelelim.