Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Günümüz Müslümanlarının mahiyetini ve önemini bilmediği Kur’an kavramlarından birisi de biattir. Biat, İslam’da ümmet, yani bir teşkilat alinde olmanın temel esaslarından birisidir. Fetih 10: “Sana biat edenler, sosyal ve siyasi sözleşme yapanlar, reylerini açıkça belirtenler, sözleşmelerini yenileyenler, kesinlikle Allah’a biat ediyorlar. Onların bizzat sosyal ve siyasi sözleşmeye katılmaları ve sözleşmelerini yenilemeleri sebebiyle, Allah’ın eli de biat sırasında onların ellerinin üstündedir, onlarla beraberdir, onları sayısız imkânlara ve nimetlere, karşı konulmaz güce kavuşturacak ve koruyacaktır. Kim Allah’a ve Resulüne verdiği ahdi, sözü bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah’a olan ahdine, sözüne, taahhüdüne bağlı kalırsa, Allah ona büyük mükâfatlar verecektir.” Bu ayet ve benzeri ayetler, biatin her Müslüman için ciddiye alınması gereken bir ödev olduğunu ortaya koyar. Biati önemsemeyen veya hafife alan bir Müslüman, her bakımdan kendisine yazık etmiş olur. Biat; Müslümanların, kendilerini cihada hazırlayacak, onları istikamet üzere tutacak bir emir seçmeleri ve bu emire bağlılık göstermeleridir. Bu emir; ümmetin ilim ve fikir sahibi elitlerinden oluşan hal ve akd ehli, Müslümanların işlerini görmek üzere seçilen yetkin şura-danışma topluluğu tarafından tespit edilir ve tespit edilen başkana ümmetin bütün mensupları itaat ve bağlılık sözü anlamında biat ederler. İslam’da biat; bir mükellefin, ehil bir heyet tarafından tespit edilen emir sahibine itaat edeceğine dair söz vermesidir. Her toplantıdan sonra, Erbakan Hoca’mızın yaptırdığı Millî Görüş yemini, bu görevin edası içindi. Biat konusunda bir Müslüman’ın olumlu veya olumsuz kanaati, onun İslam’a olan bağlılığındaki samimiyetini gösterir.
ALIŞVERİŞ
Biat; zarureti kitap, sünnet ve icmai ümmet ile sabit bir Müslümanlık görevidir. Biat, aslında Müslümanların peygamber aracılığıyla Allah ile yaptıkları bir alışveriştir. Peygamberimiz, Hicretten önce Medineli Müslümanlardan Akabe denilen yerde, yine bazı önemli siyasi ve dini olaylar öncesinde sahabelerden biat almıştır. Şüphesiz Peygamberimize biat etmek hem O’nun peygamberliğini kabul etmek hem tebliğ ettiklerine uymak hem de O’nun o günkü şartlarda verdiği emirlere kesinlikle karşı gelmemek anlamını taşıyordu. Allah’a, resulüne ve emir sahiplerine itaat etmek farzdır. Müminlerin bu itaatinin somut bir şekilde görülmesi için, Peygamberimiz onlardan zaman zaman biat alırdı. Nitekim Akabe ve Rıdvan biatleri bu konuda oldukça meşhurdur. Fetih 18: “O ağacın altında sosyal ve siyasi sözleşmeye katılıp açıkça reylerini belirterek yenilerlerken, sana biat ederlerken, Allah şuurlu ve kâmil müminlerden elbette razı olmuştur. Kalplerinde, akıllarında olanı bilmiş, onlara güven duygusu indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.” Yani Allah, biat sahibi müminlerden razı olur. Allah’ın indirdiği hükümlerin hakkı ile eda edilmesi ve insanlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi için, biat zaruridir. Biat konusunda tereddüt içinde olan bir kimsenin emirliği, faydalı değil zararlı olur. Yine Peygamberimiz buyuruyor. “Kim, meşru bir yöneticiye itaatten elini çekerse, Kıyamet günü elinde hiçbir delil olmadan Allah’a kavuşur. Kim de boynunda biat meşru bir emire bağlı olmadan ölürse, cahiliye ölümüyle ölmüş olur.” (Müslim) Peygamberimiz ne yaptıysa biz onu yaparız diyenler için bu hadiste, biat konusunda önemli bir uyarı vardır.
AHİTLEŞME
Biat; İslam kavramı olarak siyasi veya askeri şartların gerektirdiği vasıflardan biriyle ehliyeti olan lidere, her türlü şartlarda itaat etmek üzere, “hal ve akd” sınıfına girenlerin asitleşmesidir. Bu ahitleşmede dikkat edilecek husus, emanetin ehline verilmesidir. Ehliyetli kişi parmak esasına göre belirlenmez. Liyakatli kişiler arasından en önde olanın tensibi ile belirlenir. Görev, en liyakatli bir kimse varken, bir başkasına verilirse, Allah’ın; “emanetleri ehline veriniz” emrine muhalefet edilmiş olunur. Allah, bizlerden emrolunduğumuz gibi istikamet üzere olmamızı da istemektedir. Bir konuyu biz Kur’an, sünnet ve salim İslam fıkhına göre değil de Batılıların koyduğu esaslara göre çözmeye kalkışırsak, kendimize de ümmete de zulmetmiş oluruz. Şura 15: “İşte bundan dolayı sen, bütün insanları davete devam et ve Allah tarafından nasıl emrolundun isen öylece istikamet sahibi ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah’ın kitaptan ne indirdiyse hepsine inandım ve aranızda adaletle hükmetmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimizin karşılığı bizim, sizin işlediklerinizin karşılığı ise size aittir. Artık bizimle sizin aranızda tartışmayı gerektirecek bir durum yoktur. Allah aramızı bulur yahut bizi bir araya toplar, dönüşte O’nadır.” Adalet, emaneti ehline vererek tecelli eder. Bu ayeti bu bakımdan ele alıp tefekkür etmek gerekir.
BİR AYET
Bu zikredilen ayet, kadınların biatinden söz eder. Mümtehine 12: “Ey Peygamber, inanan kadınlar; 1. Hiç kimseyi ve hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamak, 2. Hırsızlık yapmamak, 3. Zina etmemek, 4. Çocuklarını öldürmemek, 5. Hiç yoktan yalan uydurarak suçsuz insanlara iftira atmamak, 6. Ve emredeceğin doğru işlerde sana karşı gelmemek üzere, İslam’a bağlılıklarını bildirmek için huzuruna geldiklerinde, onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Hiç kuşkusuz Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” Müslüman bir kadın, burada zikredilen hususları yok sayarak, kendi başına buyruk bir kimse olamaz. İslam, zan dini değil, şuur, esas ve usuller dinidir. Allah bizim amellerimizi Kur’an ve sünnetle ölçecek ve ona göre hakkımızda hüküm verecektir. Selam hidayete tabi olanlara…