Bereket, iyi ve güzel olanın sürekliliğidir. Fani olan ömrün içine yerleştirilen bakidir. Ancak bereketi tamamen kendi haricinde ve mevcut zamanın dışında bir şey gibi görenler ondan istifade edemiyor. Bu açıdan bereketin yukarıdan gelen, dua ile himmetle, birinin el dokundurmasıyla olan tarafları basiretle izlenmeli, kişinin kendi irade ve idrakiyle doğrudan bağlantısı kurulmalıdır. Bu takdirde bereket; farkında olunduğu zaman sahip olunabilecek, hissedildiği zaman varlığı ve değeri kavranabilecek bir şey olarak hayata bilinç ve bir seviye katacaktır.

Bu bilinç ve seviye; birinin eline geçenin başka birinin elinden kaçırdığı değil, sadece bereket olduğu anlaşılarak yakalanabilir. Ve onu yakalamak için; çalışın, ibadet edin, insanlara el uzatın, varlıklarla temas sağlayın, tefekkür edin, tabiata bakın, yapıp-eyleyin, üretin ki bunlar bereketin kendisidir. Hareket devam ettikçe, su aktıkça her şey daha da gürleşecek, temizlenecek, bereketlenecektir. Bunu kendi içinde yaşayan, başkasının yaşamasına da vesile arayacaktır.

Bereketi başkasının da yaşaması için; dünya kaynaklarının ve nimetlerinin, bütün insanlığa yetecek ölçüde var olduğunu görmek gerekir. Söz konusu şey maddî ise, mevcudiyetini sürdürmek, yani tükenmemek anlamında bolluk, kazanç, refah ve genişliktir. Söz konusu şey manevî ise, yine aynı anlamda hayır ve saadet kelimeleriyle eş anlamlıdır. Buna göre, kaynakların taksimindeki dengenin korunabilmesi, insanların israftan uzak mütevazı bir hayat sürdürebilmelerine ve hırslarını yenebilmelerine bağlıdır. Bu bağ kurulabildiğinde ortaya çıkan her unsur bereketin yansıması olacak, bu sayede sosyal dayanışma ve  yardımlaşma ile toplumlar ve gelecek nesiller refah içinde yaşayabilme teminatına kavuşacaktır. 

Kısa bir ömürde faydalı işler yapmanın tek yolu bereketi celbetmektir. Çünkü bereket, özgün değerlere göre hareket edecek donanımı ortaya çıkararak, huzura giden en kısa yolu gösterir. Kısa bir ömürde bu yolu bulmak için önce “vermek” gerekiyor. Vermeye zaman ayır, çünkü hayat bencil olmak için çok kısadır. Verecek bir şeyi olmayan tebessüme zaman ayırsın, çünkü o hiçbir bedel istemeyen bir kolaylaştırıcıdır. Vermenin ve bedel ödemenin karşılığının kat kat verildiği Ramazan ayına ibretle bakanlar, azın çoğa nasıl da galebe çaldığını görmekten kendini alamıyor!