Uluslararası ilişkiler, görüşmeler ve alınan kararlar hep belirsizlik üzerine mi bina edilir Ülke halklarının uluslararası anlaşmaların perde arkasını bilme hakları yok mudur Olması gerekmez mi Varılan anlaşma ile kamuoyuna açıklanan arasında fark olması ülke çıkarı ile izah edilebilir mi Halk ülke çıkarını anlayamaz ve yanında yer almaz mı Böyle bir düşünce sağlıklı olur mu
Daha pek çok soru sıralamak mümkün.. Lafı uzatmamak için Lübnan a asker gönderme izninin Meclis ten çıkışının ardından yapılan açıklamalar gösteriyor ki, bu defa da toplumun en azından şimdilik bilmesi istenilmeyen hususlar olduğu görülüyor... Söz gelimi anlıyoruz ki, Meclis te tezkere lehinde oy kullanan yani Lübnan a asker gönderilmesine evet diyen milletvekilleri kaç askerin gideceğini bilmeden oy kullanmışlar. Bu iddiayı Başbakan ın BM Genel Sekreteri Annan ile düzenledikleri basın toplantısında bir soru üzerine verdiği cevaba dayanarak ileri sürüyoruz. Bu bakıdan aslında söylediğimiz söz bir iddia değil, gerçeğin ifadesidir.
Başbakan Erdoğan, basın toplantısında Türkiye nin Lübnan a göndereceği birliğin büyüklüğünün sorulması üzerine, "Bununla ilgili olarak yetki aldık.Bugünden itibaren TSK ile Dışişleri Bakanlığı ndaki arkadaşlar görüşmeler yapacaklar. Sonra en üst düzeyde bizlerde yapacağız. Bu arada da New York a bir heyet süratle gidecek, BM heyetiyle görüşmeler yapacak ve ondan sonra durum netleşecek." karşılığını veriyor..
Yani gidecek asker sayısı birkaç yüz de olabilir, birkaç bin de... İyi de bu tezkereye "evet" diyen milletvekillerinin Lübnan a kaç askerimizin gideceğini bilerek oy vermeleri gerekmez mi,bunu bilme hakları yok mu
Lübnan a 200 asker göndermek ile bir kaç bin asker göndermek arasında fark olmaz mı Özellikle BM ile yapılan müzakerelerde Lübnan a 4 bin Türk askerinin gönderilmesi istendi ve buna ihtiyaç olduğu belirtildi.. Bu sayıda askeri gönderecek miyiz
Bir tezkereye oy verenlerin aynı zamanda o işin sorumluluğunu da üstlendikleri bir gerçek. Ama, verdiği oyun neleri kapsadığını bilmeyen, bilmesine imkan verilmeyen milletvekillerini ne ölçüde sorumlu tutacağız..
AKP milletvekillerinin oyları ile kabul edilen Lübnan a asker gönderilmesini öngören tezkeredeki belirsizlik sadece asker sayısı ile sınırlı değil. Göndereceğimiz askerin görevi konusunda da belirsizlik söz konusu... Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Annan ın Türkiye ziyareti sırasında yaptıkları açıklamalara göre Türk askerinin Hizbullah ı silahsızlandırmak gibi bir görevi olmadığı belirtiliyor... Kamuoyuna karşı böyle söylüyorlar... Ama,Barış Gücü nün görevinin ne olacağı BM Güvenlik Konseyi kararında izah edilirken net bir şekilde Lübnan da ordu dışında bir başka gücün kalmaması temin edilecek deniyor... Bu sözün açık anlamı Hizbullah ın silahsızlandırılması değil midir
Hizbullah ın silahsızlandırılması ise İsrail in karşısında Lübnan cephesinde hiçbir gücün kalmaması anlamına gelmiyor mu .. Biliyoruz ki, Lübnan ordusu diye bir kuvvet yok... Varolan göstermelik güç ise İsrail askerlerine çay ikram etmeyi görev bildi.
Diyebiliriz ki milletvekilleri gerçeğe değil söylenenlere göre oy verdiler... Bu da onları sanıyorum sorumluluktan kurtarmayacaktır.