Fransa tarafından Mali’ye yapılan askeri müdahale, akıllara

11 Eylül sonrasında ABD’nin Afganistan işgalini getirdi. Bununla birlikte,

Mali’ye müdahale eden Fransızlar veya onların basındaki sözcüleri ikisi

arasında bir benzerlik olmadığını varsayıyorlar veya savunuyorlar. Gelin görün

ki, Afganistan ile Somali arasında benzerlikler olduğu gibi Mali işgali de

Afganistan işgaline benziyor. Somali’de eski Cumhurbaşkanı Şeyh Şerif Ahmet ile

Karzai’nin seyir çizgileri birbirini andırıyor. Nitekim, ona muhalefet eden

Şebab Hareketi de gerek Taliban gerekse Kaide’ye benzer özellikler arz ediyor.

Mali’de de benzeri bir durum söz konusu. 2012 ilkbaharında seçimlere bir ay

kala ülkede bir askeri darbe yaşandı. Ardından Mali’nin kuzeyinde ve özellikle

de Tuareglerin (Tavarık) yaşamış olduğu Azavad bölgesinde Ensaruddin adıyla

anılan bir hareket baş gösterdi ve kuzeydeki şehirleri sildi süpürdü ve ele

geçirdi. Bu hareketle birlikte, ikinci bir hareket daha doğdu ve gelişti. Bu

yeni hareket ise Tevhid ve Cihad Hareketi adını taşıyor ve İslami Kuzey Afrika

Kaidesinden (El Kaide Li Biladi Mağrib el İslami) kopma ve ayrılma ve yöntem

olarak onun devamı bir hareket olarak görülüyor. Fransızlar bu hareketleri birer

terör hareketi olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla müdahalesinin zeminini ve

meşruiyetini buna dayandırıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande bir ay öncesinde

Mali’ye müdahale planlarının olmadığını açıklamıştı. Bir ay sonra ise fiilen

müdahale ettiler. Bunu neye bağlamak lazım

İlk defa kuzeyli bir hareket olarak ortaya çıkan Ensaruddin

veya dini eğilimli Tuaregler kuzeyde denetimi ele geçirdikten sonra güneye

yayılmaya başladılar. Mali’nin başkenti Bamako’yu ele geçirmek üzere olmaları

Fransa’yı harekete geçirdi. Batı’nın ve bölge ülkelerinin veya genel olarak

İslami hareket karşıtı ülkelerin desteğini alan Fransız yönetimi sonuçlarına

fazla bakmadan önce havadan sonra da karadan Mali’ye müdahale etti. Bunu

yaparken Fransa Mali’de askeri darbeyle iktidara gelmiş bir rejimle de

bütünleşmiş oldu. Bu da meşruiyeti olmayan askeri müdahaleyi daha şaibeli hale

getiriyor.

*

Müdahalenin temel iki nedeni var. Bunlardan birisi Mali

Talibanı olarak da anılan Ensaruddin ve müttefiki Tevhid ve Cihad Hareketini

durdurmak. Fransa müdahaleler arasında benzerlik kurmasa bile İslami hareketler

arasında benzerlik kuruluyor. Tuareglere dayanan Ensarüddin Afganistan’da

Taliban’a tekabül ederken Arap karakterli bir hareket olarak sivrilen Tevhid ve

Cihad Hareketi ise zaten Kaide’den kopma bir hareket veya onun bir uzantısı

olarak algılanıyor. Taliban Afganistan’da 4-5 yıl hüküm sürmesine rağmen

Amerikan işgaliyle yıkılmıştır. Lakin onun öncesinde Bamyan’da bulunan meşhur

Buda Heykelini yıkmıştır. Bu ise uluslararası bir kampanya ve hamleye neden

olmuş ve işgalin gerekçesi olarak sunulmuştur. Mali Taliban’ı olarak da

sivrilen Ensaruddin hareketi de Afrika’nın en kıdemli İslami şehri Timbuktu’yu

ele geçirdikten sonra şehrin sembolü olan bazı mezarları ve benzeri yerleri

yıkmış ve bu eylemleri ve faaliyetleri akıllara Bamyan’daki Buda Heykelinin

akıbetini getirmişti.

*

Fransa’nın müdahalesinin arkasında temel iki neden var.

Birincisi, teşekkül devresinde olan Taliban tarzı bir iktidara ve başkenti ele

geçirmesine izin vermemek. İkincisi de, bu yolla çıkarlarına teminat altına

almak. Güvendikleri hususlardan birisi, hava üstünlüğü ve uluslararası ve

bölgesel destek alma ihtimalleridir. Mısır’ın dışında Kuzey Afrika ülkelerinden

hiçbiri Fransız işgaline doğrudan karşı çıkmamıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin

anlayışla ve destekle karşıladığı gibi Cezayir gibi ülkeler de ortak düşman

olan ‘aşırı İslam’a karşı ‘ortak cephede’ yer alıyorlar. Azavad bölgesinde bir

ulus devlet kurmak isteyen laik Tuaregler de bağımsızlık eğilimlerinin karşılık

vermesi halinde Fransız müdahalesine destek verebileceklerini açıkladılar. Laik

zeminden Fransa’ya kur yapıyorlar. Fransa’nın zorluğu ise imkanlarının kıt ve

onun dışında bölgenin yabancı güçler için barınamayacak derecede zor ve

Ensarüddin mensuplarının da gözü pek savaşçı olmalarıdır. 1991 yılında

Cezayir’de FIS’ın iktidara gelme sürecini sabote edenler bugün Mali’deki süreci

de boğmak isteyenlerdir. Cezayir baharı, domino etkisi yapma ihtimalinden ve

korkusundan dolayı iç ve dış güçlerin ittifakıyla siyasi ve askeri olarak linç

edilmiştir. Cezayir baharını boğanlar şimdi aynı melanetlerini Mali’de işlemeye

çalışıyorlar. Cezayir’in de müdahaleye destek vermesi 1991 sürecinin bir başka

şekilde 2013’te Mali’de yürürlüğe konulduğunu gösteriyor. Kimileri de manzarayı,

‘yabancı güçler Suriye’ye niye müdahale etmiyorlarsa o nedenle Mali’ye müdahale

ediyorlar’ diye yorumlamaya çalışıyor. Bush’un Bağdat kapılarında çiçekle

karşılanmayı beklerken bombalara hedef olması gibi Mali’li devrimciler de

Hollande için cehennemin kapılarının açıldığını söylüyorlar.