Türkiye, gerçekten çok çetin bir süreçten geçiyor Bir yandan dünya jandarması Amerika nın Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde İslam Ülkeleri nin terbiye edilmesinde maşa olarak kullanılırken, bir yandan da medeniyet zirvesi olarak takdim edilen Avrupa Birliği idealinin peşinde bağımsızlığını tehlikeye atan kararlara imza atıyor Kendi öz kaynaklarıyla ayağa kalkabilecek ve bölgesinde lider ülke olabilecek bir potansiyele sahipken, elindeki değerlerini üç otuz paraya yabancı sermayeye peşkeş çekmekten geri kalmıyor . Dış politika ABD nin direktiflerine, iç politika AB nin talimatlarına, ekonomi yönetimi ise IMF nin buyruklarına terkedilmiş durumda Bu vahim manzara, menfaat çarklarını işleten tuzu kuru taifenin umrunda bile değil Günü kurtarma derdinde olan medya, olan bitenleri tersyüz etmekle meşgul Pireyi deve yaparak, ülkemizin batışını seyretmekle meşgul Kendisinden, "Durun, bu gidiş nereye Aklınıza başınıza alın" çağrısı beklediğimiz ekonomistler, uzmanlar, gazeteciler, kalem erbapları hükümetin yanlış adımlarını alkışlayarak zevahiri kurtarmanın keyfini sürüyorlar

Önceki gün Flash TV ekranlarında Star Gazetesi Ekonomi Yazarı Ömer Faruk Günel ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ün katıldığı Ankara Gündemi programını seyrediyoruz Sinan Aygün, her zamanki dobralığı ile sözünü ve gözünü budaktan sakınmayan açıklamalar yapıyor "Her şey güllük gülistanlık, ekonomiyi düzelttik, istikrarı sağladık" diye bol keseden atanlara, halkın gözünü boyamaya çalışanlara önündeki rakamlarla, hiçbir şeyin yolunda gitmediğini üstüne basa basa anlatmaya çalışıyor Sinan Aygün, ekonomimizin bugünkü durumunu ölçmek için 2001 yılındaki büyük ekonomik krizde, protesto olan çek ve senetlere bakılması gerektiğini söylüyor 2001 yılında protesto edilen senet sayısı, 850 bin Arkası yazılan çek sayısı 450 bin 2005 yılının ilk on ayında ptotesto edilen senet sayısı 950 bin Arkası yazılan çek sayısı 650 bin

Aygün anlatıyor; "Ekonominin en dibe vurduğu yıldaki protestolu çek ve senetlerden çok daha fazlası 2005 yılında karşımıza çıkmışken, herşeyin düzeldiğini nasıl iddia edebilirsiniz Herşeyin güllük gülistanlık olduğu iddia edilen bu ekonomide, vergi mükellefi sayısı hergeçen gün düşüyor. Esnaf, işyeri sahibi dükkanının kapısına kilit vuruyor. Ekonominin büyüdüğü iddia ediliyor ama, işsizlerin sayısı artıyor Büyüyen ekonomi, üreten, istihdam oluşturan ekonomi demektir Bizim ekonomimiz sözde büyüyor ama, işsizlerin sayısında azalma meydana gelmiyor. Demek ki, bizim ekonomimizin büyümesi sağlıklı değil" Doğrudur Büyüdüğü iddia edilen bizim ekonomimiz hormonlu

Ara malı ithalatı almış başını gidiyor Üretmek, istihdam etmek, vergi vermek, ekonomiye bir şeyler kazandırmak için çabalayan küçük işletmeler, orta ölçekli firmalar canlarını dişlerine takarak bir şeyler yapmaya uğraşırken, ara malı ithalatçıları düşük fiyatla getirdikleri ürünleri piyasaya sürüveriyor Üretenler mağdur oluyor, işçilerini çıkarmak zorunda kalıyor, işletmelerini küçülterek ayakta durmaya çalışıyor Yaptıkları iş yabancı ülkelerden aldıkları malları iç piyasada satmaktan başka bir şey olmayanların şişirdikleri rakamlar sebebiyle, ekonomi büyümüş gibi görülüyor Gayri Safi Milli Hasıla büyümüş gibi görünüyor ama, sanayi üretimindeki artış yerinde sayıyor Üretmeyen, istihdam etmeyen, işsizine iş sahası oluşturmayan bir ekonomi olur mu Böyle bir ekonomiyi denilse denilse, balon ekonomisi ya da hormonlu ekonomi denebilir