"Ekonomi içi su dolu bir balon gibidir Balonun bir tarafıyla oynamaya kalkışırsanız, öteki tarafı şişer Atacağınız her adımda dikkatli olmanız gerekir" NTV ekranlarında yayınlanan Eko Diyalog programının sunucusu üç ekonomistten birisi olan Deniz Gökçe böyle diyor Gökçe, Türk ekonomisinin bu halde olmasını, geçmiş dönemlerde yapılan hatalara bağlıyor Yüzde 80 i yakılan tütün alımlarında destekleme adı altında çiftçiye ödenen ve havaya saçılan paraların, tarıma yapılan sübvanselerin, plansız programsız yatırımların bedelinin ödendiğini ifade ediyor Deniz Gökçe açık şekilde AKP hükümetinin geçmiş dönemlerde yapılan hataların bedelini ödediğini, şu anda içinde bulunduğumuz durumun sorumluluğunu geçmişte aramamız gerektiğini anlatmaya çalışıyor
"O ne veriyorsa benden iki katı Herkese ev ve araba anahtarı Benim köylüm, benim çiftçim, benim emeklim" edebiyatıyla, içi boş vaatlerle Türk insanını kandırarak saltanat süren nice iktidar gördük geçirdik Hazine nin 1 cent e muhtaç edildiği günler gördük Hortumlarını devletin hazinesine bağlayan, semiren, büyüyen yatırımcılar ürettik Sadece kurdelesi kesilen nice yatırımlar için memleketin bir çok yerine milyarlarca lira para gömdük Plansızlık, programsızlık, iş bilmezlik, koltuk kaygısı için popülist politikalar yapmak Bütün bunlar tartışılması gereken konular Ama, Türk ekonomisinin son yirmi yıldır içinde bulunduğu açmazdan çıkabilmesi ve kendi ayakları üzerinde durması için yapılması gereken nedir sorusunu tartışmak için başka bir noktadan hareket etmemiz gerekiyor Sorulması gereken şudur: Türk ekonomisi bağımsız mı Lütfen doğruyu ve yanlışı birbirinden ayıklayalım Gerçekleri olduğu gibi yansıtalım Türkiye nin gelmiş geçmiş en başarılı hükümeti Refahyol dışında, bu memleketin kanını emmekten başka bir niyeti olmayan IMF yle yollarını ayırabilen ve ekonomi politikalarını küresel sermayenin baskısı olmadan ortaya koyabilen dirayetli, basiretli bir hükümet var mı Çok başarılı, enflasyonla mücadelesi alkışlanması gerekiyor diye pohpohlanan AKP hükümeti nin bugünkü ekonomi politikalarının omurga direktifleri nereden geliyor Kimse kimseyi kandırmasın Ecevit hükümetinin duvara vurduğu ve borç tahsildarı Kemal Derviş in dümenine geçtiği ekonomi gemisi bugün, IMF nin çizdiği rotada yoluna aynen devam etmektedir
2001 krizinden beri yapılan şey, reel faizleri yüksek tutarak piyasanın terbiye edilmesi, döviz kurunun düşürülmesi ve enflasyonun sanal olarak aşağıya çekilmesi işidir AKP hükümeti, Türkiye nin iç ve dış borç stokunu, üç yıl içinde 330 milyar dolara yükselterek bir rekor kırmıştır İşin tuhaf yönü, AKP yetkilileri, "Borcumuzun büyüklüğüyle değil, ödeme yeteneğimizle bizi değerlendirin" diyerek, borç stokunu artırmakla milletle alay edercesine övünebilmektedirler Ekonomi düzeliyor ama, halka yansıyan bir şey yok Çünkü, ortaya konulan bütün rakamlar sanal İnsanlarımızın cebine yansımayan, satın alma standartlarını yükseltmeyen bir iyileşmenin neresine inanalım Ekodiyalog programındaki ekonomistleri dinlerken inanın zihnimiz allak bullak oluyor Faizleri düşüremezlermiş Enflasyon yükselirmiş Döviz kuruyla oynayamazlarmış Enflasyonla mücadele programı aksarmış İthalat-ihracat dengeleri sarsılırmış İç piyasa allak bullak olurmuş Ortada sanki denge var İthalat almış başını gitmiş İhracat durma noktasına gelmiş Ülkedeki sanayici, küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim kabiliyetleri sıfırlanmış Üretmeyen fakat tüketen bir ülke haline gelmişiz Yatırım yok Yatırım olmadığı için istihdam yok, işsizlik patlamış İnsanların cebinde para yok AKP hükümeti de kamu maliyesindeki çarkları döndürmek için sürekli iç ve dış borç yapıyor Aman ne güzel ekonomi tablosu!