Müfit Yüksel, 7-14-21 Ekim tarihlerinde, üç adet “Bosna-Hersek ve Balkanlar” başlıklı yazı yazdı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın Sırbistan ve Sancak ziyareti vesilesiyle, bu köşede iki yazı yazdım; kendimce önemli hatırlatmalar yaptım...

Bu arada Bilge Kral Aliyaİzzetbegoviç vefat edeli 14 yıl oldu; bugünlerde Aliyaİzzetbegoviç’i de anmalıyız -böylece anmış olalım- Allah rahmet eyleye…

Müfit Yüksel’in ilk yazısından aktaracaklarım şöyle:

“Esasen, şahsen Balkanlarla kurduğumuz irtibat 1991’lere kadar dayanıyor…

“Türkiye’de resmi ideolojinin dayatmasıyla on yıllarca ‘Meriç’in (Edirne’nin) ötesi cehennem’ politikası empoze edilmiştir. ‘Bizim anavatanımız Anadolu, Balkanlardaki 500 yıllık dönem anlamsız bir maceraydı, vatanımıza geri döndük’ söylemi Rumeli/Balkan asıllı vatandaşlar arasında yaygınlaştırılarak, Balkanlar/Rumeli ile bağların tekrar inşasının önüne geçilmiştir...

Oysaki Osmanlı devletinin kuruluş devirlerinden beri imparatorluğun varlığında/kaderinde Balkanlar/Rumeli başat rol oynamıştır...

… 33 Arnavut, 29 Boşnak sadrazam…”

http://www.yenisafak.com/yazarlar/mufityuksel/bosna-hersek-ve-balkanlar-1-2040488

*

“Sırplar, Hırvatlar, Arnavutlar, Boşnaklar, Bulgar Makedonlar, Türkler, Çerkesler, Vlahlar, Romanlar, Goranlar vs. birçok topluluğun yaşadığı karmaşık ve zor bir coğrafya... Bu coğrafyayı bölgeyi elde tutmak, zabt u rabt altına almak gayet güç. Osmanlı’nın asırlarca burayı bir arada idare etmiş olması gerçekten çok büyük bir başarı...” İkinci yazıdan bu kadar!

http://www.yenisafak.com/yazarlar/mufityuksel/bosna-hersek-ve-balkanlar-2-2040589

*

Üçüncü yazının son cümlesi: “Türkiye, Balkanlarda Arnavutları ve Boşnakları merkeze alan, Arnavutları ve Boşnakları ortak noktalarda bir araya getirebilen, diğer toplulukları da küstürmeyen, yeni bir siyaset ve strateji geliştirebilmelidir.” Bu kadar!

http://www.yenisafak.com/yazarlar/mufityuksel/bosna-hersek-ve-balkanlar-3-2040707

*

Bu hatırlatmalar, konu ile ilgili önceki iki yazımın ve 40 yıldan beri bu gazetede yazdığım diğer yazılarımdaki hatırlatmaların devamı sayılsın; istifade edilmesi dualarımla…

***

Necmettin Erbakan Hocamız öncüydü… Osman Yumakoğulları Hocamızı takip etti… Lütfi Kibiroğlu oraya giden son yolcumuz oldu… Merkez Efendi Mezarlığı’nda defnettiğimiz ahiret yolcularından söz ediyorum…

Necmettin Erbakan Hocamız ile ilgili olarak, altı yıldan yani vefatından beri, bu köşede, toplanılıp bir araya getirildiğinde, bir kitap olacak sayıda yazılar yazdım… (Bu hatırlatmam, benden bu konuda beklentileri olanlara ve ilgililere de hatırlatma olsun!)

Osman Yumakoğulları, birçok yakın arkadaşımın, ilk gençlik yıllarından itibaren yakın arkadaşıymış; onu gıyabında o arkadaşlarım sayesinde tanıdım… Bosna ve Kosova Savaşları yıllarında, TAKDAV yani Türk Arnavut Kültür ve Dayanışma Vakfı’nı birlikte kurduğumuzda yakınlaştık… Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı olduğu yıllarda, yakın arkadaşı Süleyman Akdemir ve bendenizden daha yakın ilgi ve desteğimizi istedi; destekledik…

Lütfi Kibiroğlu başkanımıza gelince… Kendisini, Refah Partisi döneminde, Eminönü Belediye Başkanı olarak tanıdık… Son yıllarda değişik toplantılarda daha çok karşılaşır olmuştuk… Tevafuk diyeyim, o da aynen Osman Yumakoğulları gibi bendenize “Reşadım!” diye hitap ederdi ve bu hitabı her işittiğimde Osman Başkanı hatırlamama vesile olurdu… Millî Gazete’de arkadaşlar kendisiyle ilgili yazılması gerekenleri yazdı, bana da bu hatırlatmalarla birlikte Allah’tan rahmet dilemek kaldı; Allah rahmet eylesin…

“İnnâlillâhi ve innâileyhirâciûn…” (Kur’an, Bakara 156)