Büyük marketlerin yayılmaya başlaması ile bakkalların pek çoğunun kapanmak zorunda kaldığını, bir bakıma bakkal-market yarışının marketlerin zaferi ile sürdüğünü söyleyebiliriz. Aynı durum konfeksiyon sektörünün ve dolayısıyle seri imalatın başlaması ile özellikle büyükşehirlerde terzilerin sayısının giderek azaldığını artık terzilerin yanlarında çalışacak çırak bile bulamadıklarını da biliyoruz.

Kimine göre bu gelişme ciddi sıkıntıları da beraberinde getirdi, kimilerine göre de serbest piyasanın gelişmesinin tabii bir sonucuydu. Bir diğer ifade ile toplumsal değişim ve dönüşüm sadece bakkal ve terzilerin piyasadan silinmesi ile sınırlı kalmadı.. Hemen hemen el sanatlarının tümü giderek yok oluyor,  yerini fabrikasyon alıyor. Burada üzerinde durulması gereken husus el sanatlarının yok olup gitmesine alkış tutmak mı yoksa fabrikasyonun gerekliliğini kabul ederken el sanatlarının toplumun geçmişi ile bağlarını kuran hususlar olduğunu düşünerek yok olup gitmelerini engellemek için tedbirleri  almak mı gerekir

Mahalle bakkalımız yakın zamana kadar adeta ailemizin bir ferdi gibiydi. Cebimizde paramız olsa da olmasa da ihtiyaçlarımızı anında karşılayabildik. Hatta benim çocukluk ve delikanlılık yıllarımızda bakkaldan 100-200 gram peynir, zeytin alabilirdik. Şimdi artık gramla alımlar bitti onun yerini kilo aldı. Artık marketlerden veresiye alış-veriş imkanı da kalmadı. Cebinizde ya nakit paranız ya da kredi kartınız  olacak ki alış veriş yapabilesiniz. Bu bakımdan herkesin marketten alış-veriş yapma imkanı olmuyor. Böyle olunca da bakkalların ayakta kalması en azından şimdilik gerekli. Belki ekonominin kayıt altına alınması açısından bakkala karşı marketçilik destekleniyor olabilir ancak olay sadece ekonominin kayıt altına alınması ile izah edilemez/edilmemeli. Kahraman bakkal, süpermarkete karşı mücadelesinde tamamen yenik düşmemeli diye düşünüyorum. Çünkü, bakkal ile süpermarketlerin fonksiyonu farklıdır. Aynı şeyi terziler için de düşünüyorum. Olaya geniş bir açıdan bakacak olursak hemen hemen tüm el sanatları için  ortak bir değerlendirme yapmak durumundayız. Çünkü, el sanatlarının şu anda birşeyler yapmaya çalışan temsilcileri yanlarında sanatlarını devam ettirecek yardımcılarını yetiştiremedikleri takdirde, onların vefatı ile sanatın temsilcisi de kalmayacaktır. Bir süre sonra da o meslek dalı unutulacak ve yok olacaktır.

Bakkal işletmek için özel bir beceriye ihtiyaç yoktur elbet. Ancak toplumsal değişim ve gelişim sadece bakkalları vurmuyor, geçmişte toplumsal hayatımızda önemli bir yeri olan mesleklerde yok olup gidiyor. Kaybolan her meslek bilinmelidir ki toplumda bir boşluğun oluşmasına sebep olmaktadır. Özellikle özel beceri isteyen mesleklerden sanatkarlar ürettikleri her mala kendilerinden birşey katıyor, kattıkları bu değer el işlerini daha değerli ve kıymetli hale getiriyordu. Ne var ki, onun yerini fabrikasyon ve seri üretim alınca üretim maliyeti düşmüş olmakla birlikte üretilenlerde ruh kalmıyor.

Bakkalların ayakta kalmasını sağlamak adına yeni bir yasal düzenlemenin hazırlandığı şu günlerde süpermarketlerin haftada bir gün kapatılması, şehir dışına çıkartılmaya çalışılması meseleye çözüm getirmeyecektir. Bakkalları koruyalım derken marketlere sıkıntı verilecek, market müşterisinin de bakkala yönelmesi sağlanamayacaktır. Bu bakımdan önemli olan belli sanat ve mesleklerin yok olmasını baştan engellemektir.