HOP oturup hop kalkıyorlar! Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda Maliye Bakanı Naci Ağbal, öyle bir duruş sergiledi ki, adamların morali bozuldu! Moralleri bozulunca da nereye saldıracaklarını bilemediler!

Kabak bizim başımıza patladı!

Neymiş efendim; haberi çarpıtmışız! “Şekerde ‘Milli’ çarpıtma” başlıklı haberler yaparak akılları sıra Naci Ağbal’ın sözlerinin hırsını benden ve Milli Gazete’den çıkarmaya çalıştılar. Moralleri öyle bir allak bullak olmuş ki; her gazetecinin başına gelen tashih hatamızı bile affetmediler!

Haberde; “Gazetecilik” yerine “Gazeticilik” yazmışız! Hırslarından, bu “insani” hatamızı bile akılları sıra yüzümüze çarparak bize gazetecilik dersi vermeye kalktılar.

Oysa gazetecilikte temel bir kural vardır. Haberde kullanılan cümlelerin sade, açık ve anlaşılır olması gerekir. İletişim fakültelerinde de öğrencilere ilk önce bu öğretilir. Bütün meslektaşlarımız da bunu bilir.  

Biz de Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın Çorum Şeker Fabrikası’nın pancar alım kampanyasında yaptığı konuşmasının haberini, herkes anlasın diye (!) sade cümlelerle, açık ve anlaşılır bir şekilde yapmıştık. Ne demişti Sayın Ağbal? Şeker fabrikalarının mevcut özelleştirme anlayışıyla özelleştirilemeyeceğini belirterek, “Eğer bugün Türkiye’de şeker özelleştirmesi yapacaksak, üretici ve işçiler olmaksızın hiçbir şeye imza atamayız”.

Bu ne demek? “Şeker fabrikalarının haraç mezat inşaat firmalarına satılarak kapanmasına müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin pancardan şeker üretimini garanti altına almak için fabrikaları çiftçiye ve işçiye satacağız” demektir.

Zaten Milli Gazete de yıllardır bunu savunuyordu. Manşetleriyle, haberleriyle bu haklı sesini devleti yönetenlere duyurmaya çalışıyordu.

Fabrikaları “babalar gibi satan” hatta çiftçiye ABD’den “pancar ekmek kader değil” nasihatinde bile bulunan Bakanlar gördük! O Bakanlar’dan (!) sonra Naci Ağbal’ın Maliye Bakanı olarak çıkıp; “Arkadaş şeker fabrikalarının özelleştirmesini 40 kere düşünmemiz gerekir” diyebiliyorsa, bu duruş nereden nereye geldiğimizi gösteriyor. Ve haklı olarak Milli Gazete de bu duruşu, “Milli Manşetleri Bakan Görür” manşet haberi ile sahiplendi.

Ama nedense birileri bundan aşırı derecede rahatsız oldu. Milli Gazete’nin haberi ortada, Bakan’ın söylediği de ortada. Ama dedim ya, adamların morali çok bozuldu. Morallerinin bozulmasında da haklılar! Geçmişteki Bakanların duruşları düşünülürse Naci Ağbal’ın duruşu onlar için büyük bir yıkım! Bu moral bozukluğu ile de ne yapsınlar, Ağbal’ın hırsını “Gazeteci” yerine “Gazetici” yazdık diye bizden çıkarmaya çalıştılar!

Neyse, bu arkadaşları kendi hallerine bırakalım.

Ben burada asıl Maliye Bakanı Naci Ağbal’a bu duruşundan dolayı teşekkür etmek istiyorum. ABD’den çiftçiye “pancar ekmek kaderiniz değildir” nasihatinde bulunan Bakan (!) nasıl o zaman çiftçinin bedduasını aldıysa, şundan eminim ki Ağbal da şimdi o çiftçilerin duasını alıyor. Ne demişler; garip gurebanın ahını almayacaksın. Ahını alanlar rezil oldu gitti.

Onun için Sayın Bakan da çok iyi biliyor ki; hayırlı işler geciktirmeye gelmez. Bir an önce bu fabrikaların çiftçi ve işçinin içinde olduğu bir özelleştirme modeli ile yapılandırılması gerekiyor.

Çünkü fabrikaların artık dayanacak gücü kalmadı.