Ayasofya hakkında çok şeyler yazıldı çizildi yıllardır. Ben garip de bu caminin tekrar kiliseye çevrilmesi için yapılanlardan bazılarını dilim döndüğünce anlatayım istedim.

Haçlıların ve onların şımarık çocuğu Yunanistan’ın topraklarımız üzerindeki emelleri hiçbir zaman son bulmadı dostken de düşmanken de. Bunu bilen Haçlılar bu şımarık çocuklarını da kullanarak Osmanlı ayaktayken yapamayacaklarını işgal altında iken yapabilmek adına pek çok entrikalar döndürdüler. Yunanlılar, daha İzmir’i işgal etmeden önce Londra’da “Hıristiyan Hareketi” adlı bir kurul oluşturulmuştu bile. Bu hareketin ilk amacı bu dönemde Yunanistan’ın desteklenmesi, ikinci amacı da Ayasofya’nın kiliseye dönüştürülmesiydi. Hatta İngiltere’de faaliyet gösteren Hıristiyan Kiliselerini Birleştirme Derneği’nin Londra’da yaptığı toplantıda Oxford Piskoposu Burrows “Ayasofya’nın kiliseye dönüştürülmesinin Hristiyanlığın özgürlüğünü temsil edeceği” yönündeki fikirlerini serdedecekti. Artık Ayasofya’nın kilise olması düşüncesini sadece Yunanistan değil, İngiltere ve Fransa da açıktan açığa söylemeye başlamıştı. Hatta ve hatta patrikhane o dönemde İstanbul’da camiye çevrilmiş olan kaç kilise var onu araştırıp gereken yerlere buraların tekrar kiliseye çevrilmesi için raporluyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalama siyasetini destekleyen ve Kurtuluş Savaşı süresince İngiliz Hükümeti’ni idare eden dönemin İngiltere Başbakanı David Lloyd George’un 2 Ocak 1918 tarihli memorandumunda Ayasofya’nın eski hüviyetine iade olunacağını yazıyordu. Ayasofya’nın kilise olması talebi artık açık açık dile getirilmeye başlamıştı. Öyle ki bu bir gün Mondros mütarekesinin uygulamaları için kurulan karma komisyonun başkanı olan Galip Kemali Söylemezoğlu’nun da Amerikalı gazeteci Cryn vasıtasıyla kulağına çalındı. Cryn, kendisinin padişah VI. Vahideddin tarafından kabul edildiğinden bahsederek kendileriyle konuştuğunu ve bu konuşma esnasında sultanın Ayasofya’yı Rumlara bağışlanacağından söz etmediğini söyleyerek nabız yokladı. Bunun üzerine Söylemezoğlu gazeteciye şöyle dedi: “Siz böyle bir şeyi nasıl düşünebilirsiniz Yirminci yüzyılda bir Haçlılar Hareketi” mi yaratmak istiyorsunuz Ayasofya kıyamete kadar 350 milyon Müslümanın malı olarak kalacaktır.

Sakın böyle bir düşünceye kapılmayınız!” Sonra bu bağnaz gazetecinin sözlerinden oynanmak istenen oyunu sezen Söylemezoğlu, Karma Komisyonun ilk toplantısında Fransız ve İngiliz delegelere Ayasofya ile ilgili düşüncelerini aktararak, Ayasofya’nın kilise olması için Rumlardan veya başka devletlerden herhangi bir hareket olursa son derece tehlikeli olayların çıkabileceğini bildirdi. Onlar hayretle “nasıl bir şey olabilir” diye sorunca da şu cevabı verdi: “Bu tarihi mabed derhal havaya uçurulur!” Fransız ve İngiliz delegelerinin etkilendiğini fark edince de devam şöyle etti: “Şu kadarını söyleyeyim ki bu hususta gereken bütün tertibat alınmıştır. Buna engel olmak istiyorsanız Ayasofya’nın etrafında asker bulundurunuz ve Rumları buraya asla yaklaştırmayınız. Çünkü Rumların bir baskın düzenleyerek burasını ele geçirmeye karar verdikleri de söyleniyor. Tabii o zaman Ayasofya da havaya uçar ve sorumlusu da siz olursunuz”

Ayasofya’nın havaya uçurulacağı haberi hızla yayılarak büyük yankılar uyandırdı. İngiltere’de bulunan Ayasofya Komitesi’nin 18 Şubat 1919’da Memorial Hall’da yapacağı Ayasofya’nın kilise olması için düzenlediği miting süresiz olarak ertelendi. Yunanistan İngiltere’ye mitingin ertelenme nedenini sorduğunda; cevap olarak mitingin ertelenme nedeni olarak Türklerin Ayasofya’yı havaya uçuracakları yolunda duyum aldıklarını belirtmesidir. Ayasofya Komitesinin mitinginin ertelenmesi onların gazetelerinde şiddetle eleştirilse de Söylemezoğlu’nun bu zekice ve vatansever davranışı sayesinde bir nebze olsun “Ayasofya kilise olsun!” taleplerinin önüne geçilmiş, oynadıkları oyunları akamete uğratmıştı. Bu konuda merhum İ. Hakkı Baltacıoğlu yaptığı yorumda “Yoksa Türkler pek değer verdikleri ve günümüze kadar gelebilmesi için büyük çabalar harcadıkları bu tarihi anıtı yok etmeyi hiç düşünmemişlerdi” dese de daha sonraları gerçekten sabrı taşan Müslümanlar Ayasofya’nın çevresine dinamitler döşemişlerdir. Araştırmacı Burak Çetintaş, “Ayasofya’nın etrafına patlayıcılar yerleştirilmişti. O sırada imzalanan Mudanya mütarekesi ile bundan vazgeçilmişti” demektedir. Müslümanları dinamit döşemeye ve bu camiyi yok etmeye iten neden yine Yunanlılar ve onların bitmek tükenmek bilmeyen emelleriydi. Onlara göre “Ayasofya kilise olacaktı ve kubbesine haç asılacaktı, minareler ise çan kulesi haline getirilecekti.” Hatta bu emelleri doğrultusunda kartpostallar bile çizmişlerdi Ayasofya’yı kilise olarak gösteren… Hâlâ da günümüzde bile Ayasofya’nın hilalini söküp haçlarını dikmekteler kartpostallarında veya davetiyelerinde, bilgisayar oyunlarında, sitelerindeki animasyonlarında, şarkı veya marşlarında ve youtube’de.

Demem o ki dün Ayasofya’yı kilise olarak görmek isteyenler bugün de bu emel ve isteklerinden vazgeçmiş değiller. Yunanistan’ın Kral Marşı’nda halen bulunan “Kralımız Konstantin olduğu halde gidip İstanbul’u ve Ayasofya’yı alacağız” cümlesi bu emellerini yeterince açığa vurmaktadır zaten…

Not: Muhterem okurlarım, yazımın devamı ve kaynaklar bölümü haftaya yayınlanacak inşallah... Saygılarımla.