Gerçek şu; Avrupa nüfusu hızla yaşlanıyor.

Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği'nde ortanca yaş son 10 yılda 2,1 yıl artarak 44,9'a yükseldi; en yaşlı ülke İtalya (49,1), en genç ülke ise İrlanda (39,6) oldu.

Peki, Avrupa’da yaşlanma ve nüfus değişiminin sebepleri ne?

* Düşük Doğurganlık: Kadın başına düşen çocuk sayısının yenileme seviyesinin altında kalması.

* Artan Yaşam Süresi: Sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle ortalama ömrün uzaması (AB'de beklenen yaşam süresi 81,5 yıla ulaştı).Azalan Nüfus Projeksiyonları: Doğum oranlarının düşmesiyle birlikte AB nüfusunun önümüzdeki yıllarda sayısal olarak azalacağı öngörülüyor.

YAŞLANMANIN SOSYAL VE EKONOMİK ETKİLERİNE GELİNCE;

* İş Gücü Baskısı: Çalışan nüfus azalırken emekli sayısı artıyor, bu da iş gücü piyasalarını zorluyor.

* Emeklilik Yaşı: Birçok devlet, örneğin Almanya (2031'e kadar 67) ve İrlanda (2028'e kadar 68), emeklilik yaşını yükseltme kararı aldı.

* Sağlık ve Bakım Yükü: Yaşlı nüfusun artması, sağlık ve bakım bütçeleri üzerinde büyük bir mali baskı oluşturuyor.

AB’NİN DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜME ODAKLANAN ÜÇÜNCÜ RAPORU!

Avrupa’daki demografik değişimi ortaya koyan rapora göre, hali hazırda 450,6 milyon olan AB nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 445 milyona, 2100’e ulaşıldığında ise 398,8 milyona gerileyeceği tahmin ediliyor.

Buna karşılık yaşam beklentisi süresindeki uzamayla 2024 yılı itibarıyla “beklenen yaşam süresi” 81,5 yıl olurken, 2050 yılına ulaşıldığında AB’de her üç kişiden birinin 65 yaş ve üzerinde olacağı öngörülüyor.

AB Komisyonu, AB’de demografik dönüşüme odaklanan üçüncü raporunu yayımladı.

Raporda, AB nüfusunun sayıca azalması ve yaşlanmasının işgücü piyasası, sağlık ve bakım sistemleri, kamu maliyesi ve bölgesel uyum üzerinde baskı yarattığı ancak, doğru politikalarla bu dönüşümün rekabetçilik, inovasyon ve büyüme açısından fırsata dönüştürülebileceği vurgulanıyor.

AVRUPA NÜFUSU AZALIYOR…

AB Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan rapora göre hali hazırda 450,6 milyon olan AB nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 445 milyona, 2100 yılına ulaşıldığında ise 398,8 milyona gerileyeceği tahmin ediliyor.

Buna karşılık, yaşam beklentisi süresinin uzadığı ve 2024 yılı itibarıyla “beklenen yaşam süresinin” 81,5 yıl olduğu ve 2050 yılına ulaşıldığında AB’de her üç kişiden birinin 65 yaş ve üzerinde olacağının öngörüldüğü açıklanıyor.

Raporda işgücüne katılabilecek yaş grubundaki nüfusun azalmasının istihdam piyasası üzerinde önemli etkiler yaratacağı belirtiliyor.

Bu nedenle kadınların işgücüne katılımının artırılması, gençlerin beceri kazanmasının desteklenmesi, çalışanların ileri yaşlarda da aktif kalabilmesi ve verimliliğin inovasyon ve yapay zekâ yoluyla güçlendirilmesi öncelikli alanlar arasında gösteriliyor.

Nitelikli göçün işgücü açığını gidermekte destekleyici rol üstlenebileceği ancak, öncelikli olarak AB işgücüne güncel beceriler kazandırılması gerektiği vurgulanıyor.

Yaşlanan nüfusun sağlık ve uzun dönemli bakım hizmetlerine talebi artıracağı ve bu durumun kamu maliyesi üzerine baskı yaratırken, bakım sistemleri ve sağlık teknolojileri alanında yeni fırsatlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

AB Komisyonu, demografik dönüşüme yanıt olarak uygun fiyatlı konut, nesiller arası adalet, yoksullukla mücadele, beceriler, bakım hizmetleri, kırsal kalkınma ve yeteneklerin değerlendirilmesi alanlarında çeşitli politika araçları geliştirildiğini belirtiyor.

2028-2034 dönemine ilişkin Çok Yıllı Mali Çerçeve’de demografik değişimin Ulusal ve Bölgesel Ortaklık Planları kapsamında ele alınacak hedeflerden biri olduğu ifade ediliyor.

“NÜFUS DEĞİŞİYOR, POLİTİKALAR DA DEĞİŞMELİ!

AB Komisyonunun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Suica, rapora ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

* “Avrupa'nın nüfusu değişiyor ve Avrupa'nın politikaları da buna paralel olarak değişmeli. Daha uzun ve sağlıklı yaşamlar sürüyoruz; bu, en büyük başarılarımızdan biri. Ancak demografik değişim, toplumlarımızı, ekonomilerimizi ve işgücü piyasalarımızı yeniden şekillendiriyor ve bu dönüşümü bir fırsata dönüştürmek için şimdi harekete geçmeliyiz.”

* “Bu rapor, Üye Devletlerin geleceğe hazırlanmasına yardımcı olacak kanıtları sunmaktadır. Demografi artık tek başına bir konu değil; her büyük politika kararının bir parçası olmalıdır. Becerilere, bakıma, yeteneğe, verimliliğe ve bölgesel uyuma yatırım yaparak, Avrupa'nın rekabet gücünü, direncini ve refahını önümüzdeki on yıllar boyunca güçlendirebiliriz.”

İŞTE İSLAM’DA YAŞILARA VERİLEN ÖNEM!

Dinimiz İslam…

İnancımızda, yaşlılara verilen değer, sevgi, saygı ve merhamet temellerine dayanıyor.

Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in sünneti, yaşlıların korunmasını, yaşlılara hürmet edilmesini ve toplumsal hayatta öncelik tanınmasını açıkça emrediyor.

Kur'an-ı Kerim'de…

İsrâ Suresi 23. ayette anne ve babanın yanında yaşlandığı dönemde onlara "öf" bile denmemesi, azarlanmaması ve güzel söz söylenmesi emrediliyor.

Kulluk görevinden hemen sonra anne-babaya yaşlılıklarında merhametle ve tevazuyla yaklaşılması isteniyor.

Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed (SAV), bir gencin yaşlı bir kimseye yaşına saygı göstererek hürmet etmesi durumunda, yaşlandığında kendisine de aynı saygının gösterileceğini müjdelemiştir.

Peygamber Efendimiz, "Büyüklerinizle beraber olmanız bereket kaynağıdır" diyerek yaşlıların tecrübe ve dualarının toplum için önemini vurgulamıştır.

Yaşlılarımıza, Allah'ın (CC) özel bir merhamet gösterdiği ve onların dualarının geri çevrilmekten haya edildiği genel düsturlarımızdandır.

Geleneklerimize, göreneklerimize, manevi dünyamıza göre yaşlılar, tecrübeleriyle gençlere rehberlik eden ve ahlaki değerleri aktaran birer ilim ve hatıra kaynağıdır.

Düşkün ve muhtaç yaşlılara yardım etmek, İslam kardeşliğinin ve en sevaplı amellerin başında gelir…

Kaynak: Haber Merkezi