Günlerden beri İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto edişimiz tartışılıyor. Daha doğrusu genellikle Türkiye’ye hak veriliyor, İsveç ve Finlandiya Türkiye’nin istekleri doğrultusunda iknaya çalışılıyordu. Başlangıçta iki ülke Türkiye’nin isteklerine direnseler de, hatta teröristlere cadde ve meydanlarını açarak ülkemiz aleyhine gösteri yürüyüşleri yaptırsalar da sonunda anladılar ki eğer NATO’ya girmek istiyorlarsa Türkiye’nin şartlarını kabul etmekten başka çareleri yok. Sonuç olarak gazetelere genellikle, “İstediğimizi aldık” başlığı altında yansıyan Madrid Mutabakatı imzalandı. Sağlanan mutabakatı ana başlıkları ile aktarmakta yarar var.
Madrid’de sağlanan mutabakat ana hatları ile şöyle:
* PKK ve uzantılarıyla mücadelede Türkiye ile tam işbirliği,
* PYD/YPG ve FETÖ’ye destek sağlamama taahhüdü,
* İsveç ve Finlandiya yasa ve uygulamalarını değiştirecek,
* PKK uzantıları ve paravanları para ve eleman toplayamayacak,
* Terör suçlularının iadesi konusunda ikili anlaşmalar yapılacak,
* Türkiye’ye yönelik terör propagandası engellenecek,
* Terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadelede dayanışma olacak,
* Savunma sanayi alanında ambargo ve kısıtlamalar kalkacak,
* İstihbarat paylaşımına ilişkin işbirliği mekanizması kurulacak,
* Atılacak adımların uygulanmasını denetlemek üzere adalet, istihbarat ve güvenlik kurumlarının katılımıyla Daimi Ortak Mekanizma kurulacak.
Varılan mutabakata eğer İsveç ve Finlandiya uyacak olurlarsa elbette Türkiye istediklerini almış olacak. En azından terör örgütlerinden iki ülkenin desteğini çekmesi sağlanacak. Ancak, esas mesele İsveç ve Finlandiya söz konusu mutabakata uymazsa, bir başka ifadeyle meseleyi lafla geçiştirip oyalamaya giderlerse bu işin müeyyidesi ne olacak? Mesela iki yüke NATO üyeliğinden çıkartılacak mı? Böyle bir imkan var mı? Eğer uygulanacak bir müeyyide yoksa ya da var ama uygulanmayacaksa ne olacak? O zaman alınmış olan kararlar havada kalmayacak mı?
Bu noktada tartışılması ve cevap bulunması gereken bir soru var. O da yeni üye olacaklardan alınan bu sözler teröre destek veren eski ülkelerden alınmayacak mı? Görünen o ki, alınmayacak. Yani yine PKK/YPG/PYD gibi terör örgütlerine ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Danimarka gibi üye ülkeler desteklerini sürdüreceklerse İsveç ve Finlandiya’nın teröre verdiği desteğe son vermeleri terörle mücadeleye ne kadar etkili olacak? Kaldı ki, sözünü ettiğimiz bu NATO üyesi ülkeler dünyanın gözünün içine baka baka desteklerini sürdürüyor ve hiçbir müeyyidenin uygulanamaması İsveç ve Finlandiya’yı cesaretlendirmeyecek mi? Bunun da ötesinde terörle işbirliği konusunda bazı NATO üyesi ülkelere imtiyaz tanınmış olmayacak mı? Bir yandan NATO her fırsatta bir güvenlik örgütü olarak nitelendirilirken, bu örgütün üyelerinin bir bölümü terör destekçiliği yaptıkları bilindiği halde onlar teröristlerle işbirliğine devam ederlerken İsveç ve Finlandiya ile varılan mutabakatın uygulaması konusunda, varılan mutabakata uymadıkları takdirde bu işin bir müeyyidesi olmayacaksa varılan mutabakatın nasıl uygulanacağının düşünülmesi gerekmez mi? Ayrıca eğer NATO bir güvenlik örgütü ise üyelerinin eşit şartlara tabi olması gerekmez mi?
Derdim pişmiş aşa su katmak değil. Sağlanan mutabakatın uygulanmasını gönlümüz arzu ediyor. Ancak, uluslararası ilişkilerde varılan mutabakatlar genellikle zamana yayılıp unutturulmaya çalışılıyor. Öyle olunca da güçlülerin dediği oluyor. Çünkü ABD göstere göstere teröristlere silah ve para gönderirken varılan mutabakata uyulmadığı takdirde bu iki ülkeye müeyyideyi kim uygulayacak? Çünkü uygulaması gereken ülkeler başından beri terör işbirlikçileri.