AYYAŞ Mehdi Mehmet ve adamlarının banka hesaplarına iş bitiminde kim ne kadar para yatırmayı

vaat etmiştir

 İsyancılar ile

konuşup şehri terk eden ve Kubilay ı asilerle baş başa bırakan Yüzbaşı Fahri ye

bu hareketinden dolayı ceza verilmiş midir

Olayın yaşandığı saatlerde henüz hiçbir askeri birlik

olay yerine intikal etmeden hangi gazeteler bir sonraki gün için gazetelerinde

Menemen isyanı ile ilgili nasıl başlıklar atmışlardır

 Şimdi bu sorulara

cevap arayalım:

Menemen de yaşanan bu vahşet dolu olaydan sonra Menemen e

gelen askeri birlik sadece 11 kişi olan isyancılar için bir savaş gibi şehri

top mermileri ve makineli tüfeklerle kalbura çevrilmesi delilleri ortadan

kaldırmak şeklinde anlaşılabilir mi

Esasında hakikati arayan herkesin sorması gereken sorudur

bu. Özellikle baskıya dayalı kapalı rejimlerde iktidarın taraf olduğu her

olayın görünen yüzünün arkasında bir de görünmeyen yüzü muhakkak vardır.

Şimdi, maddeler halinde şu ipuçlarından yola çıkarak

fotoğrafa ilişkin kimi kareleri tespit edelim:

1) Olayın kahramanları savcı mütalaasından ve zamanın

gazetelerinden anlaşıldığı kadarıyla esrarkeş takımındandır. Üstelik Giritli

Ayyaş Mehmet, Çerkez Ethem çetesine mensuptur. Çerkez Ethem ve kendisine bağlı

bu çetenin ne zalim, ne gaddar, ne psikopat bir yapı sergilediği, çocuk, yaşlı,

kadın demeden kaç yüz kişiyi diri diri yaktıkları, Anadolu halkına nasıl kan

kusturdukları başka bir yazının mevzuu. Ancak şu kadarı bizim için mühimdir ki;

Ayyaş Mehmet bu psikopat ekibin bir ferdidir.

Hâl böyle iken rejimin sesi Hâkimiyet-i Milliye gazetesi

imzasız başyazısında; Mehmet, meczup ve esrarkeş değil, derviştir diyerek

aklı sıra bir şeyler söyleyip faturayı olayla hiç alâkası olmayan bir yöne

kesmeye çalışmaktadır. Peki, nedir sahibinin sesinin söylemeye çalıştığı şey

Anlaşılan o ki, iktidar olaya her zaman olduğu gibi şeriatçı kalkışma damgası

vurarak yine tüm memlekette İslamcı muhalif avı başlatacaktır. Fakat bu esrar

ve esrarkeşlik, olayı karıştırmaktadır. Çünkü esrarla İslam ı yan yana koymanın

hiçbir inandırıcılığı yoktur. O halde onların esrarkeş olmadıkları tam tersi

dini özelliğe hâkim derviş tipler oldukları halka empoze edilmesi

gerekmektedir. Bu vazifeyi de Hâkimiyet-i Milliye gazetesi yapmıştır.

Anlatıldığına göre, yaptıkları işin karşılığı olarak bu

esrarkeşler adına 10.000 er lira yatırılmıştır. Olay günü ölü numarası yapıp

yaralı olarak yakalanan Mehmet Emin in şöyle dediğini olaya şahit olanlar

nakletmiştir; Hani bize para vereceklerdi Bu ne iş 1

 2) Menemen

Jandarma Bölük Komutanı Yüzbaşı Fahri nin olay karşısında gösterdiği davranış

normal midir Yüzbaşı olay yerine gelip, Ne istiyorsunuz diye sorar. Ben

mehdiyim! Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse karşı koyamaz. Çekil karşımdan

cevabını alır. Birliğine döner ve olaya hiç müdahale etmez. Sadece seyreder.

Dahası var. Olaydan bir hafta sonra Milliyet te, Henüz üzerinden kalkmayan

şüpheler başlığıyla yayınlanan bir yazıda bakın nelere dikkat çekiliyor:

Hadiseyi gören jandarma komutanı elebaşıların yanına

gelir. Ne istiyorsunuz diye sorar. Asinin şeriat istiyorum cevabıyla

karşılaşınca makamına dönüyor. (Yazının bu kısmını lütfen dikkatle okuyun)

Maiyetinde bulunan jandarma neferlerini odasına alarak kapıyı ve pencereyi

kilitliyor. Pencereden Kubilay ın başının kesilmesini seyrediyor. Yanındaki bir

jandarma neferi dayanamayıp, pencereden olsun ateş etmek istiyor. Kumandan buna

müsaade etmiyor. Bu iş sizin bildiğiniz gibi değil diyor. 2

İşin ilginci, olayın hemen ardından yazılan tüm yazılarda

bu subayın cezalandırılması istendiği halde, normal şartlarda Divan-ı Harp e

verilmesi gereken Yüzbaşı Fahri, gizli bir takım güçler tarafından korunuyor.

Savcı iddianamesinde Kubilay ın kesilişini pencereden seyredip, olaya müdahale

etmek isteyen erlere mani olan bu yüzbaşıyı açıkça koruyor ve Tam bir asker ,

Hükümetin şerefine yakışacak surette , Kanunun icaplarına tevessül eden biri

olarak niteliyor.3 Tıpkı bozacının şahidi şıracı hesabı

Bu subaya ne yapıldığını mı merak ediyorsunuz Etmeyiniz

zira hiçbir şey yapılmıyor. Görev yeri değiştiriliyor o kadar

3) Olay 23 Aralık ta oluyor. Bir gün sonra, 24 Aralık

tarihli sahibinin sesi Yeni Asır gazetesinin konu ile ilgili haberini okuyalım:

Manisa dan birkaç gün evvel çıkarak dağlarda dolaşan

birkaç serseri hain, melun maksatlarına ulaşmak için bu sevimli muhite gelerek

inkılâba karşı bir hareket uyandırabileceklerini zannetmişler Dağlarda

dolaştıktan sonra Menemen e gelen bu altı serseri kendine mehdi süsü veren

Derviş Mehmet ve beş arkadaşı nihayet bir gün sonra iğrenç düşüncelerini

tatbike karar vermişler. Recep ayının 15 inde Manisa dan çıkarak Çallık

mevkiine gelmişlerdir. Burada mevcut bir çardak içinde bugüne kadar kalmışlar

ve bir süre yalnızlığa çekilmişlerdir. 4

Eee ne var bunda bu adamlar gazeteci ve gazetelerinde

doğru haber vermişler diyenler çıkar mı acaba .. Fakat ortada izaha muhtaç çok

ciddi bir sıkıntı mevcuttur. Bu bilgiler askeri savcının ancak 2,5 ayda

hazırlayabildiği iddianamesinden daha ayrıntılı ve işin garibi hepsi de doğru.

Daha iyi ya, gariplik neresinde bunun diyeceksiniz. Şurasında:

a) Bu satırlar olayın hemen ertesi günü bir İstanbul

gazetesinde çıkıyor. Bu gazete CHP nin sesi durumunda. Menemen deki olay öğleye

doğru üçte Mehmet in öldürülmesiyle sonuçlanıyor. O tarihte İzmir ile Menemen

arasında telefon hattı yok. O günün şartlarında Yeni Asır muhabirini kim

haberdar etti Ne zaman İzmir den Menemen e gitti Bu bilgileri ne zaman

toplayıp ki o gün Menemen de sokağa çıkma yasağı var ne zaman İzmir e dönüp

ne zaman İstanbul a baskıya ulaştırdı En mühim husus şudur ki; o zamanın

tekniği ile gazeteler dizgiye en az bir gün evvelden giriyorlar. Bu da bir şey

değil dahası var

b) Ya gazetenin savcının aylar sonra derleyebildiği

bilgilere aynı günde ulaşmasına ne demeli Olayın başından sonuna ayrıntısını

bilen ve olayın fiili sorumlusu sadece altı kişidir. Üçü olay yerinde delik

deşik olarak can vermiş iki kişi kaçmayı başarmış ancak aylar sonra

yakalanabilmişlerdir. Geriye sadece bir kişi kalıyor. O da başından ağır yaralı

ve hâlâ son çektiği esrarın etkisiyle; ateşe atsanız yanmam , hayatlarımızı

köpek kurtaracak gibi ipe sapa gelmez şeyler söylüyor. Bunları söyleyen idrak

yoksunu birinden bu kadar sağlıklı ve detaylı bilgiyi almak mümkün değil.

Daha Menemen savcısının dahi bilmediği bu kadar ayrıntılı

bilgi, yüzlerce kilometre uzaktan nasıl, hangi araçlarla kimlerden alınıp da

aynı gün baskıya verilmiş olan gazeteye nasıl yetişir Bunun makul olan tek

cevabı vardır. O da, bu bilgileri olayı tezgâhlayan kaynağın vermiş olması

Tertibi hazırlayanlardan M. Esat Bozkurt un olayların

ardından yazdığı makaledeki, Tekkeleri kapadık fakat ne yazık ki dervişler

hâlâ yaşıyor ve Bu cinayette birinci derecede suçlu ve sorumlu olanlar Mehmet

ve arkadaşları değildir. Asıl sebep ve sorumluları daha iyi aramak, bulmak

lazımdır sözlerinin altında neyin yattığı şimdi daha iyi anlaşılıyor değil mi

4) Bir de Genel Kurmay ın verdiği bilgiler var. Bunlar,

okuyanların zihninde birçok soru işareti uyandırıyor. Şimdi bunlara göz atalım:

Suçlular bir süre Manisa da bir esrarkeş kahvesinde sık sık toplanarak burayı

adeta bir tekke haline getirmişlerdir. Son günlerde sakal, bıyık bırakarak büsbütün

dikkat çeker bir hâl aldıkları halde, bu durum ilçe zabıtasınca bilinmesine

rağmen, ortadan birden bire kayboldukları zaman ailelerinin hükümete malumat

vermiş olmalarına rağmen, hükümet hiçbir teşebbüste bulunmadığı gibi, civar

ilçelerin de dikkatini çekmemiştir. 5

Genelkurmay Başkanlığı nın sunduğu bilgiler, gerçekten de

ilginç bilgilerdir. Öyle anlaşılıyor ki, hükümet bu serserilerden haberdardır.

Üstelik aileleri durumu yetkili makamlara bildirmiştir. Kolluk güçleri daha

başta hadisenin farkındadır. Lakin sanki hiç haberdar değilmiş gibi

davranmışlardır. Neden

5) Genelkurmay kaynaklarında adından KOPLAY olarak

bahsedilen Asteğmen Kubilay, ellerinde iki silah bulunan bu kişilerin üzerine

neden silahsız gönderilmiştir Askerlerin ellerinde neden içi boş tüfekler

vardır 6 Bu bilgiyi veren kişi militan düzeyde bir Kemalist söyleme sahip ve

olaylara bizzat şahit olmuş Kemal Üstün dür. Verdiği bu önemli bilgi, Bu iş

sizin bildiğiniz gibi değil diyerek yanındaki askerleri odaya kilitleyip

pencereden ateş etmelerini engelleyen Yüzbaşı Fahri nin gizemli hareketleriyle

birleştiğinde ne anlama gelmektedir

Ne anlama geldiği gayet açık; Kubilay a ağıt yakanlar,

onu ölüme yollayanların bizzat kendileridir.

6) Kubilay öldürülüp başı kesildikten çok sonra, tamamı

onbir kişiyi bulan bir avuç adam sadece iki basit silaha sahip oldukları halde

meydanı kuşatan tabur seviyesindeki askeri birlikçe kıskıvrak yakalanmak yerine

makineli tüfek ateşi ile kevgire çevrilmişler ve mermilerle paramparça

edilmişlerdir. Bunun adı delilleri yok etmek değil de nedir Bu kişiler neden

canlı yakalanmadılar da paramparça edildiler ..

7) Olayda Menemen halkının hiçbir dahli yoktur. Fakat

olayın hemen ardından Cumhurbaşkanı na atfen yayınlanan demeç doğrudan Menemen

halkını suçlamaktadır. Buna göre olayda Menemen halkı topyekûn suçludur.7 Fakat

Ankara merkezli birkaç gazete Menemen halkının bu hadisede parmağı olmadığı

üzerine yayınlar yapsa da bu muhalif yayınların sesi bir anda kısılacaktır.

Artık ortalarda tek bir ses vardır; ÇANKAYA NIN GÜR SESİ

Olayın hemen akabinde Ankara da Ebedi Şef , Milli Şef ,

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Meclis Başkanı Kazım Özalp ve  bu toplantıda konuşulanları bize

hatıralarında anlatan Fahrettin Altay ın katıldığı bir Menemen gündemli

güvenlik zirvesi toplanır.

İşbu toplantıda konuşulanlardan bazılarını, Fahrettin

Altay Paşa nın dilinden aktaralım:

İsmet Paşa:  Şeyh

ve Halifelerle ne vakit görüşülmüştür Teşkilatı ele alalım.

Gazi Hazretleri: Politikanın kaynağı umumidir. Esas

tetkikat bu olacaktır. Ceza edilmeyen kesif yerler örfen dağıtılmalıdır. Mahkûm

olanlar birer ikişer cezalandırılmalıdır. Cezaların hepsi sonraya

bırakılmamalıdır. En az kabahati hadiseye seyirci kalmış Menemen halkı

işlemiştir. Onlar da Menemen i bir an evvel terk etmelidir. Tüm Menemen halkı

suçludur.  Son Posta, Yarın gibi

gazeteler gibi  hükümet aleyhine yayın

yapan ne kadar unsur varsa hepsi cezalandırılmalı, Yazı İşleri Müdürleri

Divan-ı Harp e verilmelidir.

İsmet Paşa: Fransız neşriyatı Gazi ve İsmet Paşalar

Serbest Fırka yı kapatmak için bunu tertip ettiler şeklinde yayın yapıyorlar.

Gazi Hazretleri: Kısa zamanda bu işi bitirmeli. Her şey

çıkmazsa da( ) zararı yok ayrı bir safha olur. Bunlara müsamaha etmek doğru

değildir. Kumandanlar bilmelidir ki bu tarikatlar yok edilecektir. Ve bu

tarikatların siyasi bağlantıları aranacaktır. Hiçbir yerde kutup ve kutbu l

aktab bırakılmamalıdır.

Ve bu toplantıyı aktaran Fahrettin Altay toplantıyı şöyle

özetliyor:

Menemen ve malum köyler ahalisinin tümüyle yerlerinden

sürülmesini Gazi Paşa çok şiddetle ileri sürüyordu 8

Ve bu hadisede varılan sonuç her hadisede varılan sonuçla

aynı şekilde İnkılâp Tarihi arşivlerindeki kayıtlara düşmüştür: MENEMEN

HADİSESİ PLANLI, İRTİCAİ VE TÜM YURDU KAPSAYAN NİTELİKTE BİR YOBAZ

KALKIŞMADIR 9

Vesselâm

Kaynaklar:

1) Necip Fazıl Kısakürek, Son Devrin Din Mazlumları, s.

144-145

2) Milliyet Gazetesi, 30 Aralık 1930.

3) İlgili Mahkeme Zabıtlarından, s. 67-68.

4) Yeni Asır Gazetesi, 24 Aralık 1930.

5) Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye Cumhuriyetinde

Ayaklanmalar,  s.362,363.

6) Kemal Üstün, Menemen Olayı ve Kubilay, s. 26

7) Cumhuriyet Gazetesi, 25 Aralık 1930.

8) Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş ve Sonrası, s. 434-437

9) Cumhuriyet Gazetesi, 28 Aralık 1930